Gülru Çongar Gezen 

Gülru Çongar Gezen 


Siyasetin görünmeyen yüzünde neler oluyor?

Siyasetin görünmeyen yüzünde neler oluyor?

Seçim dönemleri haberciler ve yayıncılar için her zamankinden daha da çok çalışmak demektir. Hem ekranda hem yazılı basında bol koşturmalı dönemlerdir. Kendi tecrübelerimde seçim dönemine girmek demek saatler süren canlı yayınlar, arşivlerde kaybolmak, il il dolaşıp ülkenin nabzını tutmak ve aktarmak, vinç tepesinde bacaklarım titrerken miting takip etmek demek. Birkaç kere dönemin Başbakanı  Recep Tayyip Erdoğan’ı  takip etme fırsatım da oldu ama sonraları sarı basın kartı zorunluluğu gelince o iş 212’liler arasında kaldı.

Şimdi yine gündemimiz seçim. 2023’de mi, yarın mı yoksa CHP Genel Başkanı’nın dile getirdiği gibi Eylül’de mi? Bilmiyoruz, takip ediyoruz ve bekliyoruz.

Biliyorum ki bu işi yapan herkes yayın planlamasını, ekibindeki revizyonu, teknik donanımlarını hep seçimin gelmekte olduğunu bilerek hazırlıyor. Bir ajans ya da haber kanalı olmamamıza rağmen dijital haber portalı Muhalif. olarak biz de bu ön hazırlık sürecine dahiliz. Olması gereken ve gönüllerden geçen, seçim sürecine giden yolu ve seçimleri objektif ve sansürsüz olarak kamuoyuna ulaştırabilmek. 

Muhalefette de benzer yoğunluk var mı?

Pek tabi artık başarmak, Cumhuriyetin 2. Yüzyılında iktidarda olmak istiyorlar ve bunun için çalışıyorlar. 6 partinin ortak metin arayışları umut veren ve ilk günden beri takip ettiğim bir konu, 2. Yüzyıl Enstitüsü Vakfı ile farklı görüşten kanaat önderlerini bir masa etrafında birleştirme ideali de öyle. Ancak bir de Millet ittifakının adayı kim olacak tartışmaları var.  Hedef şaşırtıp ters köşe mi planlanıyor, henüz uzlaşamadılar mı, yoksa her şey zaten çoktan belirlendi mi? Bilmiyoruz. Seçmenin oy vereceği kişiyi araştırmaya, tanımaya vakti olacak mı? Yoksa zaten tanıdıklarımız arasından mı gelecek aday, bilmiyoruz.

Siyaset yapanların sözlerini değiştirme ve geri çekebilme yetenekleri malum yine de şu ana kadar dile getirilenlere bakarsak;

Meral Akşener  ,cumhurbaşkanlığına değil başbakanlığa aday olduğunu söyledi, Kılıçdaroğlu Büyükşehir Belediye Başkanlarının önünü bir cümle ile kesti, kendisine dair sorulara yanıtı ise Kişi değil Fikir önemli oluyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önce yurt genelinde yaptığı geziler ardından İçişlerinin İBB’ye açtığı soruşturmaya rağmen azalmayan halk desteği! aday olabileceği söylentilerine sebep olurken, anketlerde de Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın adıyla beraber sıklıkla yer alıyor. Özetle Millet İttifakında belirsizlik sürerken Cumhur İttifakının adayı zaten hep belli.

 

Gündeme şöyle bir göz atan herkes bu bilgilere zaten hasıl ancak Gazeteci Murat Sabuncu’nun kaleme aldığı, geçtiğimiz günlerde T24’de yayınlanan yazısı pek de aşina olmadığımız ve gerçekten önemli bir noktaya değiniyor.  Sabuncu kaynağını CHP içinde ağırlığı olan saygın  biri olarak tanımlıyor ve o kişinin şu sözlerine yer veriyor yazısında;

"Parti içinde cumhurbaşkanlığı adaylığı için Kemalciler Ekremciler diye bir ayrım olmaya, hatta büyümeye başladı. Genel merkezde, il örgütlerinde, belediyelerde…Bunu hem parti hem seçimlerin geleceği açısından riskli buluyorum. Hele bir de Kemal Bey aday olur, daha önce söz verdiği gibi parti genel başkanlığından ayrılırsa durum daha da karışır. Çünkü CHP tüzüğünün görevin boşalması başlıklı 24. Maddesi’nin 2 bölümü ‘kurultay en geç 45 günde toplanır’ diyor. O zaman cumhurbaşkanlığı yarışından çok parti genel başkanlığı yarışı bile yapılabilir." 

Muhalefet şu an canla başla önümüzdeki seçime hazırlanıyor olmalı ve görünen de o ama Sabuncu’nun yazısında değindiği  bu nokta siyasetin görmediğimiz tarafını su yüzüne çıkarıyor.  Yani Millet İttifakı adayının Kemal Kılıçdaroğlu olması ihtimali bile Ana Muhalefet partisinde SEÇİM için harcanacak eforun yönünü sorgulatıyor. İster istemez akla düşüyor; ya parti içinde “Aday kim olursa kimin yerine kim geçer elleri karılmaya başlandıysa”?!

17 ay uzun mudur?

Geçmiş yıllardaki gibi çok sivri görüşlerle karşılaşmıyorum, belki pandemi sebebiyle şartlar gereği çok kişi ile yüz yüze görüşemediğim, seyahatlerimi sıfırladığım için belki de yaşadığımız süreç doğrularımızı tartışılır kıldığı, maruz kaldığımız zorluklar hepimizi ortak yaraladığı için….

Öyle ya kaynayan tencere, ödenemeyen faturalar, çocuklarımızın eğitimine yetemediğimiz gerçeği, yozlaştırılan milli ve manevi değerler, beyin göçü, gelecek kaygısı ülkenin çook büyük bölümünün ortak kaygısı.

Yıllardır iktidar seçmeni olmaktan gurur duyanlar da sessiz, 50 yıldır tek partiye oy vermekle övünenler de….

Ama gerçek şu, artık gündem hep seçim. Daha 17 ay var belki de o kadar bile yok ama istikamet Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Yüzyılı iken, seçmen oy vereceği kişiyi tanımak, araştırmak, dinlemek, güvenmek isterken 17 ay sizin de kulağınıza çok kısa bir zaman dilimi gibi gelmiyor mu?

Makale Yorumları

  • İsak Nino Debehar26-01-2022 03:16

    Bu yazıyı okurken seçimin gittikçe karıştığını anlıyorum. CHP deki bu durumu ne yazık ki yaklaşık yirmi sene önce SHP de yaşadık. Şu koltuk kavgası yokmu insanın karakterini değiştiriyor. Maalesef bu durum tek adamlı partilere yarıyor.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar