Prof. Dr. Duran Bülbül

Prof. Dr. Duran Bülbül


Atatürk’ü Anlamak

Atatürk’ü Anlamak

Osmanlı'nın çöküşü üzerinde yeni tipte “Cumhuriyet Devleti” yaratmanın yüksek dehalığı, o süreçlerin koşulları, saltanatın kaldırılmasındaki mâna, harf devrimi, kılık-kıyafet devrimi, kadınların toplumsal yaşama katılmasının önünün açılması, emperyalist kuşatmanın aksine milli, iktisadi hamleler, büyük önderin kendi deyimi ile “az zamanda çok işler” başarmanın sırrı muhafazakârlıkta değil, devrimciliktedir. 

Daha 27 yaşında bir subayken yabancı bir bilim adamına “Belki şimdi size söyleyeceklerim hayal gibi gelebilir, ama ben bunları gerçekleştireceğim. Saltanat kalkacaktır. Kadın tesettürden kurtulacak ve toplumdaki saygın yerini alacak, batı uygarlığından uzak kalmamıza neden olan harfler değişecek” diyen Mustafa Kemal'e güç veren tarihsel birikimimiz doğrusu incelemeye değerdir. 

İleriye dönük hamlelerinde dünyayı gören ama öncelikle kendi toplumunun özgücüne güvenen Atatürk “Bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, keşfiyatından, terakkiyatından istifade edelim; lâkin unutmayalım ki asıl temeli kendi içimizden çıkartmak mecburiyetindeyiz” demiştir. 

Yıllar sonra “az zamanda çok işler” gerçekleştirilmiştir. 1930 yılında Newyork Herald Tribune gazetesi muhabiri Miss Ringade'ın “Birçok hukuk alanında düzenlemeler yaptınız, birçok ilke ve inkılâplar getirdiniz, Türk halkına birçok yenilikler sağladınız. Siz hangi konuda Amerikanlaşacaksınız?” sorusuna verdiği yanıt ibret dersleriyle doludur. Atatürk “Türkiye Amerikanlaşmayacak Türkiye maymun değildir” demiştir.

Gün gelip de bugün, uygarlık karşısına dikilenlere daha 1930'larda verilen bu cevaptan daha etkili bir yanıt verilebilir mi?

Yeni tipte Türkiye Cumhuriyeti'ni İngilizlerin kâğıttan kaplan heybetine ve İngiliz iş birlikçisi son Osmanlı padişahının dayatmasına rağmen “Turan” hayallerine itibar etmeden tamamen akıl ve bilimle kuran Mustafa Kemal Atatürk “ulus-devlet” kavramını soy, ırk, din, mezhep gibi farklılıkların eksenine oturtmamış, aksine tüm yurttaşların yönetsel yapıda eşit hak ve yetkilere sahip olma anlayışı içinde serpilip gelişmesini sağlamıştır.

Anadolu, insan toplulukları açısından farklı kavim kültürlerini doğal olarak et-tırnak ettiği bir birikimdir. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti bir soy, bir kan özdeşliğinin adı değil, aynı ortak coğrafyada yaşamanın, kader birliğinin ve kültür dokusunun ortak adıdır. 

Türkiye soyu, kökeni, dini, mezhebi ne olursa olsun Cumhuriyet'e vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin vatanıdır. 

Türkiye'de Atatürk devrimlerinin aksine bir “din devleti” kurmak isteyenlerin Atatürk düşmanlığını anlamak mümkün... 

Türkiye'nin belirli bir bölgesini ayırıp üniter halkı birbiriyle kan dâvalıymışçasına kışkırtıcılık yapmak isteyenlerin de Atatürk düşmanlığını anlamak kolay... 

Fakat bugünün Türkiye’sinde toplumun en geri kesimlerinin cehaletini politika malzemesi yaparak ve aslında bu kesimlere ihanetin en büyüğünü gerçekleştirerek Cumhuriyet tarihi sentezinden bihaber olan, Türkiye’nin enerjik dinamiklerinin önünü yıllarca tıkayan, dejenere ettiklerini siyasi süreçte koparan kalitesiz, niteliksiz ve bilimden korkan yapının Atatürk ilke ve devrimlerine, Cumhuriyet’in temel özelliklerine duyarsızlıklarını anlamak mümkün değil…

“Geçmişimde Atatürk'ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum. Her geçen gün gözümde küçüleceğine daha da büyüyor” diyen Aziz Nesin, “Cesaretim olsa tıpkı İnce Memed Destanı'nı yazdığım gibi Mustafa Kemel'in destanını yazardım” diyen Yaşar Kemal, O'nu Kurtuluş Savaşı Destanı'nda 

Sarışın bir kurda benziyordu
Mavi gözleri çakmak çakmaktı
Bıraksalar ince uzun bacakları
Üzerinde yaylanarak
Ve de karanlıkta bir yıldız
Gibi kayarak
Afyon ovasından, Kocatepe'ye atlayacaktı

diye tasvir eden Nazım Hikmet… 

Milyonlarca insanda ölümünden yarım yüzyıl sonra böylesine samimi yer yer özeleştirel duygular yaratmak Atatürk gibi bir dehaya özgü başarıdır. 

Bugünün Türkiye’sinde kulaklarımız hâlâ büyük önderin şu sözleriyle çınlıyor: “Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki ona ilgisiz kalanları yakar, yok eder. Uygar olmayan insanlar ve toplumlar daima uygar olanların ayakları altında Kalmaya mahkûmdurlar.”

Ülkemiz sonsuza dek ulu önderin ilkeleri ve devrimleri ışığında yaşayacaktır.

Makale Yorumları

  • Kerim AKAR20-08-2021 09:29

    Tüm dünyanın saygı gösterdiği Liderimiz çok gariptir ki Türkiye'de tek hücreli beyne sahip olan guruplar tarafından değersizleştirilmeye çalışılıyor. Bu insanlar haindir. Nankördür. Ne arkadaş olur. Ne sözüne itimat edilir nede siyasi münakaşaya girilir.

  • Mihriban Atmaca27-04-2021 21:18

    Değerli hocam; ışığınız hiç sönmesin. İyi ki varsınız.

  • İsak Nino Debehar24-04-2021 15:50

    Müthiş bir ders !! Sizi tüm kalbim ile kutluyorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar