Murat Bayar

Murat Bayar


Ekonomide kısır döngü!

Ekonomide kısır döngü!

Biden, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile halen görüşmedi. ABD-Türkiye ilişkilerindeki sıkıntıyı görmek için uzman olmak gerekmiyor.

AB mart ayındaki toplantıda Türkiye meselesini haziran ayına öteledi. -haziranda TR ile ilgili bir karara varılması bekleniyor- ABD, AB ve İsrail ile ilişkilerimiz iyi değil ve bir an önce düzeltmek zorundayız.

Yatırımcı, erken seçimle, seçim hiç olmayacak senaryolarını konuşuyor. 
İçeride de dışarıda da siyaset karmaşık.  

Tüm bunların üstüne, dış ticaret rejimimiz ithal ürüne ilave gümrük vergileri de getirince, enflasyon da faiz de düşmüyor. 

Hal böyleyken borsanın da istikrarı yakalaması çok zor. 
15 Nisan’da Merkez Bankası’nın kritik faiz toplantısında faizi sabit bırakması bekleniyor.

Olmaz ama çiçeği burnunda yeni Merkez Bankası Başkanı küçücük de olsa faiz düşürürse, geçmişteki örneklerden sonucun kötü olacağını biliyor. 
Ekonomideki kötü gidişatın arkasında da dış mihraklar yok. 21 ayda üç merkez bankası başkanını değiştirip, sürekli mevzuat değişikliği ve iç- dış siyasetin karmaşası var. 

Dolar bir kez daha 8.55’leri test ederse, hepimizin canı yanar. Dış borçlarımızla, dış algımızın kötü olduğu bu dönemde, Türkiye’nin yumuşak karnı döviz açığı. 

TÜRKİYE’DE ENFLASYON NEDEN YÜKSELİYOR?

Türkiye’de ithalatın, yüzde 85’i hammadde, ara malı ve tarım ürünü. 
Londra metal borsasında metal fiyatları çok hızlı yükseldi. Söz gelimi ithal ettiğimiz bakır, Özbekistan’dan alınıyor. Metal fiyatı artınca birden bu ülkeye dış ticaret açığı vermeye başladık.

Paslanmaz çelik, demir, çelik, nikel, bakır, kurşun, çinko, gibi metal fiyatlarıyla birlikte, Türkiye’de döviz fiyatları da yükseldi.  
Yurt dışında sakindi, tarımda yukarı gitti. 
Yani ithal ettiğimiz tüm ürünlerin fiyatı artarken, içeride döviz de eş zamanlı arttı. 

“GÜÇ UNSURLARIYLA TERS DÜŞMEM!”

Türkiye’de yatırımcının çok iyi bildiği koruyup kollamakla mükellef olduğumuz bir kesim var ki, onlar için, ithal ürünlere ilave gümrük vergisi de koyuyoruz. 
İktidar diyor ki, “Siyaseti 50 yıldır besleyen ve beni de besleyen bir yapı var, onlarla ters düşmem. Her an erken seçime gidebilirim, bu çıkarıma değilse hiç gitmem.”

Zaten enflasyonun yükselmesini ranta çeviren başka bir kesim de var. Artan kamu yüküyle, alınan vergilerle enflasyon artıyor. 
Döviz artışı ise kamunun borç alacağında uyumsuzluk ve panikle ya da efektif talep artışıyla paralel yaşanıyor. 

Türkiye’nin 120 milyar dolar ara malı ithalatının yarısını içeride üretsek, ekonomide sorun kalmayacak! 

Peki, neden olmuyor? 
Tarım, kimya ve tekstilde bazı hammaddeleri elinde tutan ara malını üreten kesimler var. Bu yapının toplam üretim kapasitesi Türkiye’ye yetmiyor. Buna rağmen ürünün önce kendisinden alınmasını, ek gümrük vergisi ile garanti altına aldırıyorlar. 
Diyeceksiniz ki, aynı branşta yerli üretim arttırılabilir. 
Ancak bu kesim yerliyi de rakibi de istemiyor! 
Hal böyle olunca da Türkiye’de fiyatlar ve enflasyon kontrolsüzce artıyor.

MERKEZ’İN FAİZDE HAREKET ALANI YOK!

Göründüğü kadarıyla Merkez Bankası’nın kendi başına karar verecek inisiyatifi yok. Bu nedenle faizi sabit bırakacak. Çünkü kamuoyundaki genel algı, Ağbal’ın 2 puan artışla görevden alındığı şeklinde. 
Yeni Başkan Şahap Kavcıoğlu, “faizleri yükselttim” gibi bir mesaj vermek istemez. Çünkü kamuoyunda Cumhurbaşkanı’nın, “faiz sebep, enflasyon neticedir” anlayışına karşı gelecek bir hamle yapamaz.

Bu nedenle, Merkez’in kritik faiz toplantısında hiçbir manevra alanı yok. Faiz kararı sonrası verilecek, ek sıkılaştırma mesajlarına bakılacak. 
Kabaca, Türkiye’nin bir yılda ödemesi gereken borç miktarı 190 milyar dolar. 
Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, ödemeler dengesi rakamlarına göre 36 milyar dolar olan cari açığın yıl içinde düşmesi gerektiğini kaydederek, “Yılı 25 milyarla kapatırsa, 10 milyarda faizle birlikte 225 milyar dolar yenilenmesi gereken borcu var. Yabancı çıkışını da hesaba katarsak, daha yüksek maliyetle bunu çevirmesi gerekiyor” diyor.

Üretim yapamayınca, dövizi bulabilmek için, faiz politikaları tek yol görülüyor. 
Cari açık da özel sektörün finansmanı da, maalesef yabancı fonlara entegre ve son zamanlarda Türkiye’yi terk eden sermaye, tekrar döviz cinsinden tahvilleri toplamaya başladı.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın değiştirildiğini anımsatan Dr. Seyfi Akil, “Nereden getirdin?’ diye sorulmuyor. Geldiğimiz nokta, sen, parayı getir de nereden getirirsen getire evrildi” derken, kambiyo sisteminin tekrar gözden geçirilmesini öneriyor.

İTO Başkanı Şekip Avdagiç, tek önceliğimiz fiyat istikrarı olmamalı, açıklamasıyla, aslında biz büyüyelim de gerekirse enflasyon patlasın, diyebiliyor.
Yani, ekonominin 2021’deki zor ve yokuşlu yolunda, tüm kesimler kendi penceresinden tabloyu okurken, sokaktaki insanın ekonomisinde kısır döngü sürüyor!

telif

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar