Nursun Erel

Nursun Erel


Bir devrin izleri

Bir devrin izleri

Gazeteciler yakın tarihin tanıklarıdır, onların kayda geçirdikleri olaylar anekdotlar, yazılı tarihe büyük katkı sağlar. 

  -İyi de, bugünün “yandaş medyası” acaba ne bırakacak? 

Diye soruyorsanız, “çağımızda her türlü görüş ve kayda anında ulaşma olanağı var, yalanlara kanmak yerine doğruları arayıp bulmak da mümkün” diye yanıt vereyim. 

Uzun yıllar ekonomi üzerine yoğunlaşmış bir gazeteci olarak TC Hükümetlerinde 3 kez bakanlık yapmış olan Sümer Oral’ı çok yakından izlemiştim. Son derece centilmen, gerçekçi, abartıdan, riyadan uzak tutumuyla biz gazetecilerin gönlünü fethetmişti. Böyle dediysem “aa, demek bilgi kaynağınızdı” diye düşünmeyin, çünkü bizleri kırmazdı ama “çok ketum” bir yapısı vardı.  

Şimdilerde yeni kaleme aldığı “Bir Devrin İzleri” (*) kitabını edindim, her sayfasını büyük bir keyifle, benim de tanık olduğum kimi eski olayları hatırlayarak, bilmediklerimi öğrenerek adeta “yutarak” okuyorum. Sümer Oral, girişte bu kitabı neden “yaşlanınca kayda geçirilecek bir hatırat” olarak düşünmediğini anlatıyor: 

“Daha çok Maliye Bakanlığı üst bürokrasisinde görevlerim  ve uzunca sayılacak siyaset hayatım süresinde yaşadıklarım ve şahit olduğum konu ve olayların sadece kendimde kalmasını doğru bulmadım.” 

İyi ki de böyle düşünmüş, çünkü bir gazeteci olarak kimilerinin “bu sırlar benimle mezara gidecek” sözü hiç hoşuma gitmez. Neden mi? Biz madem ki bu ülkenin vatandaşlarıyız, devlete karşı her türlü görevi yerine getiriyoruz, o halde yaşamımızı direkt etkileyen kararların hangi koşullarda neden alındığını da bilmek hakkımız değil mi? 

İşte “Bir Devrin İzleri” kitabını okuyanlar, son çeyrek yüzyılda devlet yönetiminde, siyasette yaşananların pek çoğunu, gerekçeleri ve perde gerisinde yaşananlarıyla  Sümer Oral sayesinde öğrenmiş olacaklar. Ben okuma keyfinizi kaçırmamak adına ilginç bulduğum ve hatta “bugüne ders” niteliğinde gördüğüm bir kaç anekdotu aktarmakla yetineyim… 

Demirel’in hoşgörüsü

Son yıllarda ne çok gazeteci, yazar, sanatçı, karikatürist, komedyen ve hatta sokaktaki sade insanın Külliye’nin hışmına uğrayıp ağır bedel ödediğini gördük değil mi? Peki acaba bu eleştiri, taşlama ve hiciv önceki yıllarda yok muydu?  

-“Canım Abdülhamit burun denilmesini bile yasaklamamış mıydı?” diyorsanız, boşverin Allahaşkına hangi devirdeyiz? 

Evet onu bırakalım şimdi, Süleyman Demirel-Erdal İnönü koalisyonunu hatırlayalım. Onların “Reklamlar” başlığıyla yayınladıkları birbirinden muhteşem parodilerini unuttunuz mu yoksa? Hele  iki lideri hedef alan şu sözlerle halka seslenişlerini:

-“Sizi limon gibi sıkacaklar!” 

Düşünebiliyor musunuz? O yıllarda bir devlet kuruluşu olarak Maliye Bakanlığına bağlı olan Milli Piyango İdaresi, çok popüler olan Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ı reklamlarında oynatmak istiyor, bu gerçekleşiyor ve bu sırada da Maliyeyi yöneten Sümer Oral’ı ziyaret ediyorlar. Oral, onların bu taşlamalarını yakından bilen bir isim olarak, Alasya ve Akpınar’a, “Başbakan Süleyman Demirel ile görüşmek ister miydiniz?” Diye soruyor, iki sanatçı “büyük memnuniyet duyarız” deyince, Demirel’e gidiliyor… Demirel, Sümer Oral’ın da bulunduğu görüşmede Metin Akpınar ve Zeki Alasya ile öylesine derin bir sohbete dalıyor ki, espriler kahkahalar havada uçuşuyor, diğer bütün randevular bu yüzden sarkıyor… Görüşme sonrası çıkışta, Alasya ve Akpınar, Oral’a “Bizler meğer Demirel’i tanımamışız” diyorlar. 

Anayasa kitapçığı olayı

Türkiye ekonomisini sarsan 19 Şubat 2001 tarihli olay “unutulmazdır”değil mi? O gün, Milli Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Çankaya Köşkünde toplanmıştı, toplantıda hükümeti Başbakan Bülent Ecevit temsil ediyordu. Başbakan Ecevit toplantıyı aniden terkedip dışarı çıktı ve benim de “anında”  tanık olduğum, “Maalesef çok üzücü olaylar yaşandı ve Sayın Cumhurbaşkanı bize kabul edilemeyecek ağır sözler söyledi, bu nedenle toplantıyı terketmek zorunda kaldım” açıklamasını yaptı. Ecevit’in kurmayları ise “Sezer, Anayasa Kitapçığını adeta başımıza atar gibi masaya fırlattı” detayını anında basına sızdırdılar. O andan itibaren Türk Lirası büyük değer kaybetti, 3 büyük banka battı, ekonomide büyük kaos yaşandı. 

İşte Sümer Oral’ın yazdıklarından bu olayın devamını öğreniyoruz: 

 “Bu tartışma Çankaya Köşkünün duvarları içinde neden kalamadı? Olaydan üç dört gün sonra bir akşam yemeğinde Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil’e espri ile takılmıştım: 

-Paşam silahlı Kuvvetlerin tüm komutanları o gün odadaydınız. Kapıları kapatıp kimseyi dışarı bırakmayıp, daha sonra öfkeleri geçince de birlikte bir öğlen yemeği yenseydi. Bunu niye yapmadınız?” 

Erdil’in yanıtı kitapta yok ama keşke öyle yapsalardı. 

Kapaktaki karikatür

Bir Devrin İzleri kitabının kapağındaki karikatürden de söz etmek gerekir. Demirel’in Başbakanlığı döneminde Maliye Bakanı Sümer Oral, ekonomiden sorumlu devlet bakanı ise Tansu Çiller’di. Kabinede yaşanan kimi uzlaşmazlıklara gazeteciler olarak hepimiz tanık olmuştuk, hatta meslektaşım Ali Bilge ile kaleme aldığımız “Tansu Çiller’in Siyaset Romanı” başlıklı kitabımızda bu konuda pek çok detay yer alır. (**) 

Sümer Oral her zamanki nezaketi ve centilmenliği ile birebir yaşadığı olaylardan örnek vermek yerine Demirel ile yaşanan bir anektodu anlatmakla yetinmiş: 

“Bir gazeteci Demirel’e,-Kabinede uyumsuzluk olduğu söyleniyor?- Diye sorunca Başbakan, -Ben hissetmiyorum, kimler arasındaymış uyumsuzluk?- Dedi, soru sahibi gazeteci, -Maliye Bakanı Sümer Oral ile ekonomiden sorumlu devlet bakanı Tansu Çiller için duyuyoruz- diye cevap verdi.  Demirel bu kez,-Kesinlikle böyle bir durum söz konusu olamaz. Hele Sümer Bey son derece uyumludur, yolda yürürken karıncayı dahi ezmek istemez- karşılığını verdi.” 

Bedri Koraman’ın kapaktaki karikatüründe, Başbakan Demirel’in koalisyon ortağı Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, Oral ve Çiller’e, “Çocuklar üzmeyin babanızı” diye sesleniyor. 

Ekonomideki AKP başarısı

Türk halkı iktidarların her değişiminde, yeni hükümetin “enkaz devraldık” deyişine çok tanık olmuştur, ne hikmetse yeni gelen iktidar sözcüleri “hasetten” midir, “kıskançlıktan mı?” Bilinmez, asla  “önceki hükümet bize çok iyi bir ekonomik miras bıraktı, biz de bu mirası daha da ileriye götüreceğiz” demez. İşte Sümer Oral, bu durumun altını da kitabında “nazik anlatımıyla” çok çarpıcı çizmiş: 

“Ülkemiz bizim iktidarımızda bir refah devleti haline geldi. İşte şu anda G-20’nin üyesi olan bir Türkiye var. Bizden Önce G-20 üyesi olan bir Türkiye yoktu. G-20 diye bir süreç yaşanmamıştı. Ama başladı ve Türkiye de G-20’nin  içinde yerini aldı. Yani dünyanın en güçlü ülkesi” (***) 

Son derece önemli bir belgede gerçeklere atan taban tabana bir bilgi ve ifadenin yer almasını anlamak mümkün değil. Sadece anlamak değil kabul etmek de mümkün değil. Kamuoyuna bu yanlış bilginin devletin en yüksek makamlarınca verilmiş olması son derece düşündürücüdür.” 

İşte böyle, Bir Devrin İzleri’ni okumayı sürdürüyorum, yalnız aklımda şu soru var: 

-Acaba AKP hangi izleri bırakacak? 

(*) Himalaya Yayınları 

(**) Tansu Çiller’in Siyaset Romanı-Bilgi Yayınevi 

(***) Vizyon konuşmaları Recep Tayyip Erdoğan) 

telif


Nursun Erel Kimdir?

Nursun Erel, SBF Basın Yayın Yüksek Okulu Mezunudur, meslek yaşamına Anadolu Ajansında başlamış, sonraki yıllarda Tercüman, Cumhuriyet, Milliyet Gazeteleri, NOKTA Dergisi, The New Anatolian Gazetesi̇, KANAL D Haber Merkezi ve Show Tv’de görev yapmış, TRT radyolarında düzenli yorumları yayınlanmıştır. Erel, 40 yıla ulaşan gazetecilik kariyerinde, siyasi muhabirlik, dış politika muhabirliği, haber müdürlüğü, editörlük, temsilcilik gibi sorumluluklar üstlenmiş, özel röportajlar gerçekleştirmiş, köşe yazarlığı yapmıştır… Pek çok araştırma haberi ile devlet mekanizmasındaki aksaklıklara, Kürt sorununa, önemli yolsuzluk olaylarına ışık tutan Erel’in yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar