Füsun Paşa

Füsun Paşa


İlişkilerde kendini bulmak

İlişkilerde kendini bulmak

Tüm ilişkilerde geçerli olmak üzere yaşanan sorunlar ya da alınan sonuçlar bir anda olmaz. Aslında hepsi ben bir sonuç olarak geliyorum diye öncesinden mesajlar verir.

Kimse bir anda boşanmaya ya da ilişkisinde ayrılığa karar vermez.

Kimse bir anda işinden atılmaz yada ayrılmaz.Kimse bir anda tüm parasını kaybetmez.

Kimse bir anda hastalanmaz. Aldatmak bile bir anda olmaz.

Bu ülkede ekonomi ve düzen nasıl bir anda bozulmadıysa ilişkilerde bir anda bozulmaz,bitmez.

Yaşanan tüm sorunlar senin hayattaki duruşun, izin verdiklerin, vermediklerin, yaptıkların yapmadıkların,kabul ettiklerin ve kabul etmediğin durumlardır. İletişim bilincin, aile ve çevrenden öğrendiğin  durumlar karşısındaki ezber davranış şekillerin, korkularında hayattaki duruşunu belirler. Bir alışkanlık alanı oluşturursun, oraya konforlu alan dersin. Sence,konforlu alan dediğin yer gerçekten sorunların olduğu mutsuz olduğun bir yer olabillir mi? Sustuğun, göz yumduğun sana gelen tüm uyarı mesajlarının üstünü örttüğün bu alanda, şu anki hayatının sonuçlarını yaşarsın. Değişimlerden korktuğun bu alanda, dirençlerini, tutunmalarını,kendine neler yaşatabileceğini görebiliyor musun?

Tüm ilişkilerine, kendine,  yaşadıklarına bak.Gerçeğine bak. Gerçekten sen kendinle, hayatla, yapmak istediklerinle acaba kendi hayatını mı yaşıyorsun? Ne yaşıyormuşsun hadi birlikte bakalım

Her ilişki öncesinde bir niyet,istek vardır.  Sonra bir başlangıç ve kavuşma olur. Devamında birlikte gerçekleşen bir yolculuk vardır. Bu yolculuk bazen uzun, bazen de kısa sürer. Yolculuğunda  sürecinin nasıl gelişeceği, ne aradığın,çatışma, savaşma, zorlu ve mücadele içinde mi yoksa kolay, keyifli, eğlenceli, sevgi dolu, barış içinde mi olacağı kişilerin özgür iradeleriyle yaptıkları seçimleri belirler.  Herhangi bir sebeple tüm ilişkilerde bir tamamlanma, terk etme, bırakma, bitiş, ayrılık, çöküş, boşanma, istifa, ölüm gibi bir son olur ya da sonsuza kadar mutlu yaşadılar gibi sonuçlar oluşur.

Sonuçta bu bir yolculuktur ve bu yolculukta kişiler kendi hikayelerini yazarken birbirlerinin hikayelerinde de birer oyuncudur. İnançların, duygularının, öğrenmen gereken derslerin için  bu oyuncularını seçersin.Taşıdığın bilincin ve enerjinin karşılığını yaşarsın. Yolculukta yolunu, yönünü,yerleri , mekanları ve kişileri istediğin an değiştirebileceğinin farkındalığında olmalısın.

Niyetle,istekle  başlar dedik çünkü her insan bu yolculukta para kazanmak, evlenmek, aşık olmak, işe girmek, siyasetçi olmak, başkan olmak, yönetici olmak hayatında hep bir şey olmak, bir şey yapmak ister. Bu harikadır çünkü bunlarla kendini deneyimlersin, yeteneklerini ,özelliklerini, potansiyelini, gücünü, yapabileceklerini öğrenirsin.Yaratmalısın, üretmelisin kendini keşfetmelisin.

İnsanlar önce kendi hayatında sonra başkalarının hayatında bir rol kapmaya çalışır. Öyle değil midir?Roller ve bunlara uygun sıfatlarla etiketleniriz.  Önce bebeksin,sonra çocuk, ergen, genç, evlat,öğrenci ebeveyn, yetişkin, eş, patron,arkadaş. Geçmişte de insanlar nasıl anılır ya da tanıştırılırdı? Valinin karısı, Kaymakamın  eşi, öğretmenin oğlu, dilencinin kızı bu böyle gider. İNSAN olmak, insanca yaşamayı öğrenmek ve bunun keyfini yaşamak tamamen unutulur.Özde sen bir insansın ve senin bir ismin var. Aslında sadece bu dünyadasın ve varsın. Bunu anlamak neden  bu kadar zor oluyor ? Şimdi de bu zaman diliminde sahip olduklarıyla kişiler anılıyor ya da tanınıyor.

Devam edelim, sonrasında ailenin, toplumun, eşinin,patronun , devletin istekleri devreye girer. Okumalısın, çalışmalısın, evlenmelisin, çocuğun olmalı, o da en iyi okullarda okumalı, ev almalı, para biriktirmeli, mal mülk sahibi olmalısın. Yediklerin,  içtiklerin, kıyafetlerin, gezdiklerin, ödüllerin,başarı hikayelerin olmalı. Bunlar ilk aklıma gelenler, sizler bütün bunların üstüne onlarca ekleme yapabilirsiniz.

İşte burada bu isteklerin kime ait olduğunu, kimin için ne yaptığının farkında olmak gerekir. İçsel sezgilerinin bir anda sana muhteşem bir duyguyla gelip sana söylediği ve yok saydığın kim bilir neler var. Bugüne kadar kendi isteklerin için neler yaptın ve yapmadın? düşünmelisin bunu. Farkındalıkla yaşamalısın ve bundan sonra yapmak istediklerinle ilgili her duygunu ayırt edebilmeli, kendini mutlu olacağın deneyimleri seçebilmelisin. İşte o zaman adımlar atarak, eylemler içinde yaşarsın. Kendi isteğin mi, bu bir ihtiyaç mı, başkasının beklentisi mi? Kim için yaşıyorsun?

Bu ve bunun gibi bir sürü sorumluluk ve zorunluluklarla dolu yaşamlar vardır. İnsanlar kendi hayatlarını yaşadıklarını zannederken aslında onlardan beklenen, onlara yüklenen hayatları yaşadıklarını görmezler, anlamazlar. Ezber yaşanan hayatlar içinde bu yüzden çok fazla çöküş, kayboluş vardır.  Ayrılıklar, tahammülsüzlükler, çıkış yolu ararken yaşanan aldatmalar çoktur.

Sırtlarında kendilerine ait çantalarıyla bir keşif yolculuğunda olmaları gerekirken, başkalarını mutlu etmek zorunda bırakıldıkları, sorumluluklarla dolu hayatlar içinde kendi kimliğini, kim olduğunu, ne istediğini bilmeyen kişilerin oynadıkları oyunlar içinde yaşanan bu mutsuz yolculuklarda insanlar ilişkiler kurarlar. Sen böyle bir bilinçte sağlıklı, mutlu olabileceğin bir ilişki kurabilir misin?

Özgür iradenle aldığın kararları bile uygulayamazken, ailenin, çevrenin onayına, takdirine, alkışına ihtiyaç duyarken kim olduğunu ne istediğini bile bilmezken nasıl ilişkiler kurarsın? Anne ve babanın ailenin hatta arkadaşlarının bile onaylayacağı, sevebileceği  kişiyi ararsın, ailenin gurur duyacağı iş ararsın, onların onayladığı arkadaş, onların çevresine hava atacağı ( bu şimdiki nesil ebeveynleri için geçerli)  bir yaşam şekli... bu böyle gider.

Boşanmak istediğini söylersin aileler devreye girer. Barıştırılmaya zorlanır kişiler. Yuva yıkılır mı denir. Sorun paraysa  aile devralır konuyu, sorun aldatmaysa biraz kulak çekilir, çocuğun var olur mu öyle şey denir.İşinden ayrılmak istediğini söylersin ortalık yıkılır. Bu zamanda başka bir iş bulmadan işten ayrılmak olmaz, saçmalama denir. Sen mimarsın cafe açmakta ne oluyor denir.Arkadaşınla ilişkinin bittiğini söylersin zaten sana uygun değildi seni kıskanıyordu denir. Yargılamalar, suçlamalar ardı arkası kesilmeyen istekler içinde sana ne yapman gerektiği söylenir durur. Belki kendi yapamadıklarını, yaşayamadıkları hayallerini çocuklarından bekleyen ya da kendi hikayeleriyle gurur duyanlar bunun aynısını çocuklarının da yaşamasını beklerler. Ben sabrettim sende sabretmeli, susmalı, çalışmalı, idare ederek yaşamalı, alttan almalısın gibi.

Herkes bir sorununu,derdini anlattığında,  ne oldu,  abartma, bu sorun değil ki der. Bazen de yargılar ve suçlarlar. Hemen akıllar verilir, ne yapılması gerektiği söylenir. Hatta onların istemediği bir şeyler yapılacak olursa hakkımı helal etmiyoruma kadar gider olay.

Kimse ne hissediyorsun, ne yapmak istiyorsun, sana yardımcı olabileceğim bir şey var mı? diye sormaz. Halbuki bazen insan sadece konuşmak, içini dökmek, derdini anlatmak ister. Akıl istemez, yardım istemez. Sadece dinlenilmek, duyulmak, görülmek, anlaşılmak ister.

Sonuç mu? Herkes çok iyi biliyor değil mi? Başkaları için idareten yaşanan bu hayatlarda ,eninde sonunda akla bir kere giren o ayrılıklar,bitişler bir şekilde eninde sonunda  yaşanır. Bizim ülkemizde herkes birbirinin hayatına karışır, yanlış ya da hata yapmasın diye uğraşılır.Devamlı müdahale ederek yaşanır. Aslında hata üstüne hatalar yapılır. Bitmesi gereken biter. Gitmesi gereken gider.Kimse olacak olanı başkasının hayatında değiştiremez. Ancak ve ancak kişi kendi isterse, seçerse bunu yapabilir.Kişi kendini seçerse  istediği değişimi hayatında yaratabilir.

Şimdi bütün bunların ışığında şöyle bakın.

 Sen kim olduğunu ne istediğini bilmiyorken, hayatın içinde kendi deneyimlerini yaşayamazken ailenin  istek ve beklentilerinin sorumluluğu sırtında yükken, onlara karşı kendini borçlu hissederken başkasıyla,kendinle, hayatla mutlu bir ilişki nasıl kurabilirsin?

Sen kendini bile tanımıyorken, birde ailende gördüğün deneyimleri kopyalayıp  aynı hikayelere  devam ediyorsan nasıl mutlu, sağlıklı keyif veren  bir ilişki yaşayabilirsin?

Peki ailende neler yaşandı, neler gördün?  Boşanmış bir aileyse, baban işinde iflas etmişse, borçlar içinde devamlı para sorunları yaşayan bir aileyse, sen ailenden bir sebeple uzak kalarak yaşamışsan, baban aileden uzaklarda çalışan bir adamsa, evde devamlı kavga,şiddet, öfke varsa, anneni/babanı güçsüz, zayıf, bulup, babanı/anneni  ret ediyorsan, baban anneni devamlı aldatıp annen buna ses çıkarmadığı için ona kızgınsan, ailende kabul edilmeyen, ret edilen kişiler, deneyimler  varsa, annen devamlı öfkeli ve kızgın bir kadın olup babanı eziyorsa,kötü davranıyorsa,   sen istenmeyen bir çocuk olmuşsan,  kendini küçükken dışlanmış kabul edilmeyen, sevilmeyen bir çocuk olarak gördüysen, ebeveynlerinden birini kaybettiysen, ailede devamlı yapılan haksızlıklar konuşuluyorsa ....ve bunun gibi birçok hikayeler içinden çıkıp, kendini bulamadan, kendini kabul etmeden, sevmeden, aileni, anneni, babanı ,olan her şeyi kabul etmeden onları küçümseyip, kendini olardan üstün görürken onların yargı olmuşken,nasıl seni mutlu eden ilişkiler içinde olabillirsin?

Evlilik, iş, arkadaşlık, hayatla ve ülkenle olan ilişkine de bak. Aynı duyguları aynı hisleri mi yaşıyorsun?

Babanın aldattığı gibi sen de mi aldatıyorsun? Annenin sustuğu gibi sende mi susuyorsun? Kaybedilen paraları kendine yaşatıyor musun? Sorunlu,zorlu, çıkarcı, yalanlar içinde yaşanacak  ilişkileri mi kendine çekiyorsun?  Aynı parasızlıkları borçları mı yaşıyorsun? Onlar gibi asla olmayacağım diyip yaşın ilerledikçe aynı annen ve baban gibi mi davranıyorsun ve bu hayatı yaşıyorsun. Ya da onları ret edip inatla kendi bildiğini okurken tamamen aslında onları haklı çıkarmak üzere mi kurdun hayatını? 

O kadar çok hikayeler var ki aslında, bu hayatta çoğu insan ailesinin istediği kişiyle evlenip bakın siz mutlusunuz ama ben mutsuzum diyebileceği bir hayat yaşatıyor kendine ya da sizin istemediğiniz kişiyi ben seviyorum diyip, ailesini dışlayarak, evlendiği bu kişiyle mutsuz ediyor kendisini  sonuçta evet ailem haklıymış dedirtiyor kendisine.

Kendi kendini cezalandırmalar, kendini mutsuz etmeler soy ağacı içinde yaşanan deneyimlere dolanan, onları kopyalayan kişiler içinde yaşanan hayatlar bunlar. Kendine yaşatılan deneyimler ise aldatmalar, eşleri suçlamalar, öfkeler ve çoğunlukla yapışıp kalınan, bırakmak isteyip  bırakılamayan ilişkiler. Sanki bir mahkumiyet gibi. Çünkü cezalı, haksızlığa uğrayan bir çocuk gibi yaşanan hikayeler. Çoğunluklada bu yüzden eşlerden biri, seninle ve ilişkimiz ile ilgili sorunlarımız var konuşmamız çözmemiz gerekiyor dediğinde kimse dinlemiyor, çözmeye uğraşmıyor, kimse kimseyi duymuyor bile.  Yine bildiğini okuyor. Bazen bir iki haftalık iyileşme, sonra tekrar aynı sorunlara dönüşler başlıyor.Mesajlar geliyor ama kimse mesajları algılayamıyor bile. Bir döngü halinde yaşanan ilişkiler ve değişim olmadıkça, hep aynı sonuçlar alınıyor. Bir şeyler kabul edilmeli ve çözülmeli ki bu döngüler kendinden vazgeçişler sonlanmalı.

Eğer hayatınızın biraz farkına vardıysanız biz de sonuca  gelelim. Kendini kabul edebilmen için, önce var olduğun sana hayat veren aileni kabul etmelisin.Ailemiz en değerlimiz. Onlara, her birine, yaşadıklarına, ne olmuş ne yaşanmış olursa olsun saygı ve sevgiyle bakarak, olanı olduğu gibi kabul etmeli, her yaşanan deneyimin senin oyununun bir parçası olduğunu bilmelisin. Oyun kurucu sensin. Senin burada nasıl davrandığın, ne yaptığın önemli oluyor. Ret edersen ret edileceğin ilişkiler, yargılarsan suçlarsan yargılanacağın ilişkiler yaşarsın. İş dünyasında, hayatın içinde, ikili ilişkide hiç fark etmez her yerde bu deneyimleri yaşayabilirsin. Oyunlarının farkında ve yöneten ol.

Şunu çok iyi anlamanı istiyorum. Aldatma konusunu açarak başlamıştık ilişkiler yazı dizimize . Sen aileni anlamak için mi,oradaki bir duygu arayışından dolayı mı aldatıyorsun yoksa gerçekten kendine bunu layik gördüğün için mi aldatıyorsun ya da  çok eşli olmaya çalışıyorsun? Annenin sevgisini mi arıyorsun, babanın takdirini mi?İşte hayatına böyle onlarca soruyla bak. Bu yüzden kendini ara ve bul.

Hayatında  herkesi ,yaşanan her deneyimi kabullen ve sevgiyle aileni, kendini her insanı kucakla. Her insan kendine göre zorlu deneyimler yaşıyor. Onlar seçimleriyle yaşadığı ilişkilerde kendi derslerini öğreniyor. Anla onları. Yargılamak, suçlamak  kolaydır. Anladığında ve kabullendiğinde kendini özgürleştirirsin. Kendi hayatının sorumluluğunu almak için hazır olursun. Sonuçta artık sen de kendini kabul etmeye başlarsın. Böylece kabullenilmek, sevilmek için de arayışın dışarıda olmaz. Sevgi dilenmezsin. Kendini sevmeye başlamanın en güzel adımını atarsın. Arkanda kocaman ordu gibi bir soy ağacı ve yaşanan milyonlarca deneyim var. Hepsi çok değerli. Gördüklerinden alman gerekeni al , ne yaparsan nasıl sonuçlar alacağını bil. Artık aynı deneyimleri yaşamak zorunda değilsin bunun farkına var. Yoluna devam et. Kendin olma yolculuğuna çık. Ancak o zaman istediklerinin ve istemediklerinin farkına varırsın. Bir şeyi ret etmek yerine nasıl ikna edebilirim diye çözüm arayışında olursun. Ne aradığını, neler yapabileceğini çok daha iyi bilirsin.

Kendin ol, kendini tanı, kendini bul, sen kimsin? gibi cümleler kurulduğunda şimdi ne denmesi gerektiğini anlayabiliyor musun? Kendin olarakta ailene ve topluma dahil olabilirsin.

Yaşanan bu hayatta suçlu yok ,yanlış yok, hata yok.Anlaşılmak istenen, kabul edilmesi gereken insanlar ve hayatlar var. Verilen izinler sonunda yaşanan sonuçlar, göz yumulan davranışlar var. Her şey değişebilir, değiştirilebilir. Sen yeter ki önce kendini bul, kendinle, ailenle ve hayatla barış. Burası sadece kocaman bir oyun alanı. Yolculuğun keyfini çıkart. Her seçiminle bir deneyim yaratacaksın hayatında. Bunu nasıl yaşamak istediğin sana bağlı. Kolay ve keyifli bir yolculuk içinde her deneyiminde kendi ihtişamını, yapabileceklerini yaratabileceklerini bulabilirsin. Çok eğlenceli bir yolculuk yaşayabilirsin. Tüm vedaları, bırakmaları ayrılıkları, sevgiyle onurlandırarak gerçekleştirebilirsin. Şimdi,tüm oyuncularına, derslerine, öğrendiğin her şeye teşekkür et ve bırakman gereken,biten, seni mutsuz eden her şeyi kişi, olay deneyim duygu korku yer her şeyi bırak ve özgürleş. Özgürleştir kendini. Değişimlere, değişmeye farklı bilinç ve enerjide olmaya izin ver

Hayatında sahip olduğun, yaşadığın her şey için teşekkür ve şükürle dol bugün. Kendini yeniden yarat. Her günün doğuşu gibi her gün yeniden başla. SEN OLMANIN, VAROLMANIN KEYFİYLE YAŞA.

Sevgi ve ışıkla...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar