Emel Seçen

Emel Seçen


Kağızman

Kağızman

Kağızman'a ısmarladım nar gele, nar gele!

 

“Ben sevirem hem okuru yazanı, yazanı oy
Yazanı, yazanı oy

Gümüş kemer ince bele dar gele, dar gele oy
Dar gele, dar gele oy

İstanbul'a ısmarladım saz gele saz gele

Benim yârim inci takar gerdana gerdana oy”,  Aşık Veysel.

 

Bahçedeyim, Bahçedeyiz.

Türkiye Cumhuriyeti kazanımlarının en büyüğü, Eğitim devrimi. Ve Köy Enstitüleri, yıllardır o muhteşem kapısı ile hayran hayran izlediğimiz, fotoğraflarına hayranlıkla, onurla baktığımız karelerden biri Hasanoğlan Köy Enstitüsü.

İlkokuldan beri içsel bir duygu ile sarsılmaz bir bağ ile bağlı olduğum, Mandolin enstrümanı ve Köy Enstitüleri düşünce sistemi.

Evet, Ankara, Elmadağ ve Hasanoğlan

Büyük büyük amcam, yani esasen babamın amcası, Hasan Amcam, o nur yüzü ile aileden, en çok yüzü hep mi tebessümle bakar? Hep mi sıcacık, sarıp sarmalar, hep mi tatlı konuşur? Bu köy, nasıl bir köydür ki; tüm köylüleri cahil değil ve hepsi vatan sevdalısı. Bu köyün köylüleri, eğitim aşığı, paylaşımcı, candan.

Bayram sabahlarımın en sıcacık sesi, gülüşü Hasan Amcam. Yüzüm, gönlüm aydınlanır. Eğer uyuyorsak ve o erken gelmişse yengesini ziyarete (Büyükannem Fatma) onun sesini duyar duymaz, yatağın içinde zıplar ve kalkarız. Ah ne güzel insandı. Hayatımda en sevdiğim Öğretmen!

Malatya’dan yola çıkıp Köy Enstitüsü yollarına düşen Hasan Öğretmen! Binlercesinden sadece biri. Sıcacık, katığı sevgi yaşamda.

 

Dünyanın Bütün Çiçekleri…

Tıpkı Öğretmen Marşı gibi o da sloganımdır. Ceyhun Atuf Kansu’nun “Dünyanın Bütün Çiçekleri” şiiri…

Arada kalbinizin, ruhunuzun pası silinsin diye birebirdir. Bizim ailede, yapmacık, diye bir eylem, hiç olmamıştır. Her şey net ve ortadadır, bende ise daha fazladır. Annem ve Babam, genleri doldurmuş olmalı. Ne de iyi yapmışlar.  Hafta sonu için Ankara yollarındayım, ne mutlu!

Evet, Ankara’dayım, ailemizin tek torunu, kızımızı, İstanbul’dan Ankara’ya gelin verdik ve bir aile daha kazandık. Ben Ankara’ya vardım, aylardan Ramazan, yeğenim ve sevgili oğlumuz Ali’nin, diş ile ilgili ciddi sağlık sorunları arasında hemen kucakladılar beni ve o Halil İbrahim Sofrasını açtık. Hatta Görkemli Hatıralar ekibini de davet ettik, çayları yudumlarken. Çünkü kapıdan girdim, Fatma Anne, “Boş çuval dik durmaz!” değil mi? diye sloganı verdi! Durmaz tabii. Çok doğru.

HalkTv, Görkemli Hatıralar programının mottosu eğitim ve bu söz, bir Öğretmenden. Nurlarda yaşasın, Emin Özdemir’e ait. Yani program yapımcı ve sunucusu, gazeteci Serhan Asker, aslında öğretmeninden aldığını aktarıyor. Vefa var ama iyi bir öğrenci, hep derslerinin iyiliği ile olmaz. Esas gösterge, yaşamının içinde, öğretmeninden aldıklarını, nasıl kullandığında saklıdır. Bütün Türkiye, hem Emin Özdemir’i, hem ne kadar doğru ve dolu olan bu sözü kavradı, öğrendi.

Erzurum’a yakın, Kars ilimizde Aras Nehrine doğru Kağızman, Aşık Veysel ve ısmarlananlar… Gözümüzün önünde, yıllar öncesinde Aşık Veysel, Ruhi Su buradan geçti. İşte bu bahçede o şenliği yaşamak. Adeta mezuniyet töreni gibi. Sevdiklerim ve sevdiğim yerde, şölen. Maaile bahçedeyiz. Dursun Akçam öğretmenimizin kıymetli eşi Perihan Akçam, Kağızman Türküsünde, Serhan Asker ile Kafkas oynuyor. Havada çam kokusu, göremezsiniz ama görünüyorlar, gelmiş geçmiş tüm mezunlar…

 Bu topraklar, onlarla bereketli, yeşil ve canlı. Bilirsiniz, hissedersiniz orada olduklarını. Ailesinin çoğu Köy Enstitülerinden yetişmiş, müzik insanı, Haluk Tolga İlhan, o da saygı duruşunda, müzikle, müziği ve sesi ile var ediyor.

Netice de herkes yapabildiği ile yaşatır. Velhasıl, para ile satın alamayacağınız olgular hep vardır ve var olacaktır.

Köy Enstitülerinin kuruluşunun, 82.yılı hala içimizde coşkuda, İstanbul’da bu anları yeniden yeniden yaşıyorum. Sonsuza kadar da yaşatacağım. Dün gibi… Bugün de, gelecekte de… Daima…

Yazılarımı takip edenler, İlkokula değil ama Anaokuluna Kars’da gittiğimi bilir. Kars, benim için farklı önem arz eder. Dolayısı ile bahçe, benim de coşkun anılarım, değerlerim, bazen bir türkü, tam bir dünya turu yaptırır, işte böyle bir şey.

Eğer insan kalıp, duygularınızı insanca muhafaza edebilmişseniz, yaşıyor ve yaşayacaksınız, yaşatacaksınız, demektir.

Hasanoğlan Köy Enstitüsünün çıkışında, Kamile Yılmaz Anne ve ailesini gördüm, orada tanıştık. Tam heykelin orada, fotoğraf alacakken, 3 yaşında bir can “ATATÜRK” diye bağırıyor. Önce kendisinden ve sonra Elmadağlı ailesinden, büyüklerinden izin istedim, kucağımda fotoğraf çektirdik. Benim Kars’da bulunduğum yaşta. İnsan, o yaşta neler yapabildiğine, hayret ediyor bazen.

Ekiple vedalaşıyorum. Yavuz Dönmez rahatsız olduğundan, yoktu. Ankara ekibinden Kürşat Tercanlı, İstanbul’dan Umur Çilingir, Kudret Sen ve hemşerim Kaptan Turan, eğer bir yayın gerçekleşiyorsa, o canlı yayın aracını karda çığ düşse bile düze çıkarabilmeyi başaran kişi, onun emeği büyük Turan Akgün. Her hafta adeta okula yeni başlayacak bir çocuk gibi ilgileniyor canlı yayın aracı ile… Yolları hep açık ve işleri hep kolay aksın.

Herkes aracına biniyor, onlar hala kabloları toplamakla meşgul, her yayın öncesi ve sonrası saatler boyu bu seremoni devam ediyor. Oturduğum sandalyenin ayağının yanında, upuzun yeşil kablo bahçenin yeşili ile yanı başımda.

Neyse ki hava güzelden de güzel! Karneleri aldık. Ver elini Anıtkabir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın hazırlığını yapalım.

Fatma ve Hüseyin bey çiftinin, 17 Nisan, 40. Yılları bir yastıkta geçirdikleri, İzmir’den Ankara’ya gelip kız isteme, işte kocaman bir aile.. Ailenin bir ucu, şu anda Kastamonu’da. Öyle güzel, öyle verginler ki çok seviyorum onları, sanki yıllardır beraberiz. Epeydir Ataya ziyarete gidememişler, içimizde coşku ile yola çıkıyoruz. Elbette kalabalık, mis gibi havada, 23 Nisan ön ziyareti, sonrada,  seni bir yere götüreceğiz, diyorlar.

Mekan sessiz, sakin bahçeli evler arasında, yerin adı, Batıkent’de ŞİLAN.

Kendi aramızda konuşurken, bu yediklerimi iyi yiyim İstanbul’a götüreyim, diye espri yapınca, servisi yapan garson Emrah siparişleri teslim ederken, “Aşk ve Sevgi ile yaptık sizin için” diye sunuyor. Öncesinde buranın hangi yöreyi temsil ettiğini sordum, ne çıktı elbette Kars, Kağızman!

Yani, NAR GELE NAR GELE…

Burası Mavi ve Yeşil, itina ile Nişan, Düğün, Toplantılar için sipariş usulü paket serviside çalışıyor.

Fatma Anneye soruyorum, ne yiyelim? Adana ve özel lahmacun, diyor gayette güzeldi. Yazının sonunda adres ve telefonu vereceğim, ola ki yolunuz Ankara’ya düşer, hatta oralarda iseniz uğrarsınız. Selamımı söyleyin. Dedi ki bizi unutma, yaz abla! Ama “Senin o güzel gülümseyen yüzün yeter, yazmasan da.”

Biz, verdiğimiz sözü her daim tuttuk.

ŞİLAN

0312 255 40 00/ 256 05 80/ 0 537 452 32 76

Yeni Batı Mah. Uygar Çarşısı No:13/14 Mobil Lisesi Yanı Mesa/Batıkent / ANKARA

Biz sonra yeğenim ile buluştuk, bir yanda canları acıyor, diş işleri ki ne zor işlerdir ve veda anı..

Beni, ilk kez Eryaman’dan tren istasyonuna uğurladılar. Üçü, kapalı cam ardından el salladı. Vedaları değil kavuşmaları severim. Söz verdim, kendilerine hiçbir şey yapmasam, Mansur Başkanımdan, Akbil kartı almak için döneceğim.

Netice de bana bütün kapılar, akbil ile açılıyor. Doldurabiliyorsam tabii..

İki günlük muhteşem ANKARA yolculuğumuz bitti, döndük çocuklarımıza. Nereye, İstanbul’da etkinliğe.

O da sonraya…

Ne diyorduk, tren rayları üzerinde camdan yansıyan görüntümüz ile…

NAR GELE…NAR GELE…

telif

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar