Cihan Altınöz

Cihan Altınöz


Ekonomik Kurtuluş Savaşı

Ekonomik Kurtuluş Savaşı

Merkez Bankasının faiz indirimi kararı sonrası zaten durdurulamayan döviz kuru artışı inanılmaz bir boyuta ulaştı. Döviz kurları durdurulamıyor hala yukarı doğru hareketini sürdürüyor. Cumhurbaşkanının her konuşmasında Türk lirası biraz daha değer kaybediyor. Cumhurbaşkanı gelinen bu durumu Ekonomik Kurtuluş Savaşı veriyoruz diye tanımlıyor. Böyle bir savaş var mı gerçekten, savaş kime karşı veriliyor, paramızın değerini düşüren kim, ekonomimize saldıran kim ya da kimler? Dış güçler diye ağızlarda sakız edilen bir kaç palavradan başka bir açıklama yok.  Ekonominin bu durumu, paramızın pul olması, ülkenin fakirleşmesi, dış güçlerin eseri midir yoksa faiz indirim kararı alanların mı? Faiz indirilmeseydi, ya da doğru zaman beklenerek indirilseydi bu kötü sonuçlar ortaya çıkar mıydı?

Ekonomide ortaya çıkan bu olumsuz tablo, şimdi de Mili Güvenlik Kurulu Kararlarına girdi. Yani bir milli güvenlik sorunu haline getirildi. İnsanın aklına; ekonomik durumun eleştirisinin yapılması, artan yoksulluğun dile getirilmesi, bunun için masum protestoların, mitinglerin düzenlenmesi yasaklanabilir mi  gibi sorular geliyor. Ekonomi uzmanlarının, bilim insanlarının neredeyse hem fikir olduğu bir yaklaşım yerine tam tersini uygulayarak ülkeyi ekonomik sıkıntıya, insanları yoksulluğa mahkum eden bu iktidarın tartışmaya ve eleştiriye çok açık olmadığı da görülüyor.

Merkez Bankasının Gücü

Merkez Bankasının ekonomik istikrarı sağlamak, faiz ve dövizdeki aşırı hareketliliğe engel olabilmek için temel olarak iki önemli gücü bulunuyor. Bunlardan birincisi döviz rezervi. Merkez Bankaları aşırı kur artışlarında rezervinden piyasaya döviz satarak kurun yükselmesini önlemeye, kuru dengelemeye çalışır. Bizim Merkez Bankasının piyasaya müdahale edebilecek böyle bir döviz rezervi maalesef yok. Muhalefetin çok sık ifade ettiği gibi128 milyar dolarlık döviz rezervimiz bu yönetim tarafından eksiye düşürüldü. Eksi 35 milyar dolar seviyelerine gerilediği söyleniyor.

Merkez Bankasının ikinci önemli gücü de faizleri kullanmaktır. Döviz kuru artma eğilimindeyse faizleri yükselterek dövize olan talebi azaltma ortamı yaratılabilir. Bizim Merkez Bankamız maalesef bunun tam tersini yaptı. Faizi indirdi, döviz kurlarını patlattı. İki gücünü de doğru zamanda ve doğru biçimde kullanamayan bir ekonominin geldiği nokta ne yazık ki bu. Değersiz bir para, fakirleşen bir ülke, yoksullaşan insanlar. Bunun adı dünyanın her yerinde kötü yönetimdir.

Ülkemizde bankalardaki mevduatların yaklaşık yüzde 60’ının döviz cinsinden olduğu açıklandı. Bunun anlamı ülkeyi yönetenlere güvenmemektir, ne yazık ki ülkenin parasına da güvenmemektir. İnsanlar, şirketler kendilerini güvence altına almaya çalışıyor.Türk lirasının başına ne gelecek kimse bilmiyor.

Ekonomi güven ister, istikrar ister, önünü görmek ister. Küçük büyük birikimi olan da bunu ister, yerli yabancı yatırımcı da bunu ister. Merkez Bankası başkanları zırt pırt değiştirilmez, bankanın içi boşaltılmaz, döviz rezervleri tüketilmez, TÜİK verileri başta olmak üzere devletin verileri ile bu kadar oynanmaz, yargının bağımsızlığına olan güven sarsılmaz, devletin neredeyse bütün kurumları ve kuralları bir kişinin talimatıyla yönetilemez, böyle bir yönetim sistemi olamaz, olmamalı.

Alınan yanlış kararların, kötü yönetimin sonucunda gelinen noktaya Ekonomik Kurtuluş Savaşı adı verilemez. Bunun adı olsa olsa iktidarda kalma savaşı olur. Aslında eğer bir kurtuluş savaşı varsa; bunu, ucuz ekmek kuyruğuna girenler veriyor, ucuz alışveriş için akşam saatlerinde pazara gidenler, marketlerde indirimli ürün kovalayanlar veriyor. Asgari ücretle, emekli maaşı ile yoksulluk sınırının altında yaşayanlar veriyor.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar