Leyla Emeç Tavşanoğlu

Leyla Emeç Tavşanoğlu


“Türkiye Kıbrıs’ın yarısını ilhak edecek”

“Türkiye Kıbrıs’ın yarısını ilhak edecek”

Başlığa bakıp da bu tahminin bana ait olduğunu sakın sanmayın. Başlıktaki sözler Kıbrıs’ın Rum kesiminde İngilizce yayınlanan günlük Cyprus Mail gazetesindeki bir yazıdan alıntıdır. Makalenin yazarı  25 yıl süreyle Harvard Üniversitesi’nde işletme dersleri veren, 2007’de ABD’nin eski Başkan Yardımcılarından Al Gore’la birlikte Nobel Barış Ödülü’nü alan Kıbrıslı Rum akademisyen Theodoros Panayotu. Ayrıntısına girmeden önce makaleyle ilgili kısa bir bilgi vereyim. Panayotu diyor ki:”Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’de önümüzdeki aylar içinde yapılacak seçimleri kazanabilmek için kendini milliyetçi duyguları köpürtmek zorunda hissediyor. Yunanistan’a saldıramayacağına göre Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye’ye ilhak edecektir. Böylece de seçimleri kazanmayı kendince garantilemiş olacaktır.”

Yazı mealen böyle. Şimdi gelelim tam okumasına. Panayotu şöyle başlıyor:

“Siyasetçi değil, akademisyenim. Siyasetle bir alışverişim olmadı. Bir kere o da 2011-2013 arası bir finansal felaketin gelmekte olduğunu gördüğüm için vicdani görevim olarak uyarıda bulundum. Bugün ise anavatanımın yarısının ebediyete kadar yok olacağını gördüğümden vatandaşlarımı uyarmayı vicdanen kendime borç bildim. İşgal altındaki Kıbrıs topraklarının  (KKTC) Türkiye tarafından ilhak edilmesine bir kaç ay kaldı. Kıbrıs (Rum Kesimi) ve Türkiye’de yapılacak seçimlerin arasındaki bir iki ay içinde işgal altındaki topraklar Türkiye’ye ilhak edilecektir.

“Türkiye’deki seçimler öncesinde kamuoyu yoklamalarının kendisinin aleyhinde sonuçlar göstermesi Erdoğan’ı her gün Yunanistan’a ve Kıbrıs’a tehdit yollu konuşmalar yapmaya itmektedir. Ancak, Yunanistan’ın ABD ve Fransa’yla kurduğu güvenlik ittifakları nedeniyle askeri bakımdan güçlü hale gelmesi Erdoğan’ın bu ülkeye yönelttiği tehditlerini hayata geçiremeyeceğini gösteriyor.

“Kıbrıs (Rum) Dışişleri Bakanı Yannis Kasulides’in söylediği gibi burada, tehlikede olan zincirin zayıf halkası Kıbrıs. Erdoğan için kendisine seçimleri kazandıracak tarihi önemdeki olay işgal altındaki toprakların Türkiye’ye ilhak edilmesidir. Bunu hem de Cumhuriyet’in kuruluşunun 100. Yılında yapmayı hedefliyor. Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk tarafından kurulduğu yüz yıldan beri topraklarını genişletmemişti. Erdoğan böyle bir adım atarsa bu ilk olacak. Atatürk, soyadını 1934’de almıştı. Erdoğan için Kıbrıs’ın ilhakının simgesel önemi çok büyük. Çünkü İslam sosuna bulanmış ‘Türklerin Babası’ olmayı hedefliyor. “

ERDOĞAN PUTİN’İN İZİNDEN GİDİYOR

Panayotu yazının burasında Erdoğan’ın Rusya Lideri Putin’e öykündüğüne şu ifadelerle dikkat çekiyor:

“Rusya Lideri Putin  Ukrayna’yı ilhak etmenin Sovyetler Birliği’ni yeniden hayata geçirmek olarak görüyorsa Erdoğan da Kuzey Kıbrıs’ı ilhak etmeyi Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmak ya da en azından ‘Mavi Vatan’ ülküsünü canlandırmak olarak düşlüyor. “

Panayotu, Türkiye’nin Maraş’ı ziyarete açma kararının uluslararası kamuoyunda bir kaç cılız tepki dışında hemen hemen hiç bir itirazla karşılaşmadığına dikkat çektikten sonra diyor ki:

“Kuzey Kıbrıs’ın ilhakı senaryosu Kasım 2022’de Yunan Kathimerini gazetesinde de yayımlandı. Aynı gazeteye göre Türkiye işgal altındaki toprakları (KKTC) ilhak etmeyi hedeflediğini gizlemediği gibi yabancı diplomatlarla temaslarda da bunu açıkça dile getiriyor.

“Ama benim de Erdoğan Hükümeti içinde bazı yüksek düzeyli yetkililerle temasım var. Bu kişiler Harvard Üniversitesi’nde 2000 ile 2009 arasında ekonomi ve kamu siyaseti dersleri verdiğim sırada öğrencilerimdi. Bazılarıyla hala dostşa ilişkilerim var. Sıklıkla görüşürüz. Bana söyledikleri şu:’İlhak en gerçekçi ve en az az riskli senaryo. Üstelik simgesel önemi çok büyük.’

“Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilhakı bir referandumla meşrulaştırılmak isteniyor. Bu referandumun üç dayanağı olacak: 1. Yarım yüzyıldır süren görüşmelerden hiç bir sonuç alınamadı. 2. İki ayrı egemen devlete dayalı  çözüm taraflarca kabul edilmedi. 3. Uluslararası toplum KKTC’yi tanımamakta direniyor. O zaman yapılması gereken tek şey yarım yüzyıldır izolasyona mahkum edilen Kıbrıs Türk toplumunun anavatana katılmasıdır. “

KKTC’deki son belediye seçimlerinin sonuçlarının Türkiye karşıtı adayların kazanmasına rağmen Ankara’nın adada Türkiyeli yerleşimcilerin nüfusun çoğunluğunu oluşturması ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin  gücü sayesinde referandum sonucunu “çantada keklik” gördüğüne işaret eden Panayotu şunları yazıyor:

“Türkiye içindeyse Kuzey Kıbrıs’ın ilhakı Cumhuriyet’in yüzüncü yıldönümünde Erdoğan tarafından müthiş bir tarihsel önemi olan vatanseverlik hareketi olarak lanse edilecektir. Erdoğan böylece milliyetçi duyguları şahlandırarak kendini yeniden başkan seçtirmeyi ummaktadır.

“Türkiye’de seçimler 14 Mayıs’ta yapılacak gibi görünüyor. Kıbrıs seçimleriyle Türkiye’dekiler arasında iki ay, Mart ve Nisan var. Ukrayna’daki dört şehirde bir ay içinde referandum yapıp bu bölgeleri ilhak eden Putin’in izinden gitmeyi hedefleyen Erdoğan tıpatıp aynısını Kuzey Kıbrıs’ta yapabilir.

“Bu iş için Nisan ayı ideal görülmektedir. Nisan’da Yunanistan’da seçim hazırlığı yapılırken başta geçici bir seçim hükümeti olacaktır. Öte yandan Ukrayna Savaşı Nisan’da en şiddetli günlerine gireceği için uluslararası kamuoyunun gözü oraya odaklanacaktır.

“Kuzey Kıbrıs’ın ilhakı bir kaç cılız tepki ve bir o kadar da cılız yaptırımlarla geçiştirilecektir. “

Güney Kıbrıs’ın da Başkanlık seçimleri süreci içinde olduğuna ve gerek Rum kamuoyu gerekse de başkan adaylarının seçimlerin sonuçlarına odaklanıp ilhak ihtimaliyle hiç ilgilenmediklerine dikkat çekilen yazı böyle son buluyor.

Panayotu’nun öz eleştiri de yaptığı yazısında 2004 Annan Planı referandumlarına değinmemesinin nedenini anlayamadım. Hatırlatırım, 2004’teki referandumda Kıbrıslı Türkler Kıbrıs’ın birleşmesine ağırlıklı olarak “Evet”, Kıbrıslı Rumlar da ağırlıklı olarak “Hayır” oyu vermişlerdi. Referandum sonucunun bence anlamı şuydu: Kıbrıslı Türkler onlarca yıl dünyadan tecrit edilmenin sıkıntılarından kurtulup tek bir cumhuriyet çatısı altında AB üyesi olmayı hedeflemişler, Kıbrıslı Rumlar ise kendilerini adanın tek sahibi gördükleri için “egemenliklerini” Türklerle paylaşmayı reddetmişlerdi. Panayotu’nun yazısından anlaşıldığı kadarıyla Rum tarafı AB üyeliğinin verdiği  rehavet içinde “tehlikenin farkında değil.”

Gelelim Türkiye’ye... Rusya’nın şu anki karmaşık döneminde bu ülkenin peşine takılmak acaba Ankara’ya ne yarar sağlar? Belarus dışında bütün eski Sovyet Cumhuriyetleri Rusya’yla aralarına mesafe koymaya çalışırken Türkiye’nin bu Moskova iştiyakı neyin nesi? Bir seçim kazanma uğruna acaba koca bir ülkeyi ateşe atmanın bedeli nasıl ödenir? Gerçekten Türkiye’de seçimleri akıl almaz derecedeki bir hırsla kazanmak için  Kuzey Kıbrıs’ı ilhak ederek ülkeyi böyle bir yeni maceraya atmayı isteyen olabilir mi? Hatırlatırım, 1974 Kıbrıs Harekatı sonrası başımıza ne işler açıldığını, silah, yakıt ambargosuna kadar her türlü uluslararası yaptırıma maruz kaldığımızı... Hele de ekonominin neredeyse yerlerde süründüğü bugünlerde Kuzey Kıbrıs’ı ilhaka kalkışmak ne kadar vatanseverlikle bağdaşır? “Hilafet” ikbali (Araplar ve öbür Müslüman dünyası da kollarını açmış yeni halifelerini bekliyorlar sanki)  uğruna koskoca bir ülkeyi böylesine bir batağa sürükleyecek olan “Mavi Vatan”cılara  ne isim verilir? Bunun kararını sizlere bırakıyorum.  

telif

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar