İstanbul
Kapalı
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,0310 %0.06
55,6287 %-0.01
6.583,98 %-0.04
83.302,01 %0.06

Bugün ne yazsam acaba?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Bugün ne yazsam acaba?

(Almanya`da Eyalet Parlementosu Seçimleri`ni mi yazsak?)

Eğer her aklıma geleni yazsam, kesinlikle başım belaya girer. Örneğin, Türkiye`deki en zengin kişinin adını yazsam başım belaya girer. Örneğin, çifte telefon kullanan ve ikinci telefonunu her ay değiştiren milletvekilinin adını yazsam başım belaya girer... Örneğin, Latin Amerika`dan bir roman aşıran bir yazarın adını yazsam başım belaya girer... Örneğin, lise çıkışlı bir belediye başkanın hayat hikayesine ``üç üniversite mezunuyum`` diye yazdığını yazsam, başım belaya girer... Üstelik bu vatandaş dolar milyoneri ve yatırımlarının çoğu Almanya`da... Örneğin, kendisini her makama layık gören bir sanatçının İstanbul`da villaya, Fransa`da şatoya ve Washinton DC`de yüzyirmi metrekarelik bir daireye sahip olduğunu yazsam başım belaya girer... Örneğin, Dünya`daki en zenginlerin neden hep aynı etnisiteden geldiğini sorsam ve de bunu açıklasam başım belaya girer... Örneğin, örneğin, örneğin... Örnek çok.

 

***

Peki ne yapacağım? Ya arazi olacağım, bundan sonra hiçbir şey yazmayacağım. Ya denge politikası güderek otosansür uygulacağım... Ya da risk alacağım... Ara sıra yaptığım gibi.

***

Aslında, cesaretimi toplayıp yazabilsem, ``Putları yıkıyoruz!..`` serisinin tam zamanı. Türkiye`de politik arena da, sanat dünyası da ve spor dünyası da buna çok uygun... Ama, yazamıyorum... Çünkü, ben bir Nazım HİKMET değilim; Nazım HİKMET okuruyum sadece. Büyük yazar, 1929 yılında, ortalığı hallaç pamuğu gibi atmıştı... Günümüzde ise çok zor. En azından benim için ve de şimdilik.

 

***

En iyisi bu bu konuları biraz daha erteleyelim ve cesaretimizi toplamaya çalışalım... Biraz daha sabır.

İsterseniz konuları açalım biraz. Detaylara girelim. Örneğin, Almanya`da 13.09.2026 tarihinde bir eyalette ve 20 Eylül 2026 tarihinde, pazar günü Almanya`nın iki eyaletinde yapılan Eyalet Parlementosu Seçimleri`ne değinelim.

***

Sachsen-Anhalt Eyaleti`nin nüfusu yaklaşık 2,1 milyon ve burada yaşayan yabancıların oranı 8,1%. Almanya`nın en küçük eyaletlerinden birisi. Bu eyalette ırkçı ve göçmen düşmanı AfD (Almanya İçin Alternatif) II. Dünya savaşı sonrasında bir ırkçı partinin alabildiği en yüksek oya ulaştı %43,8 oy oranıyla. Geçen seçimden bu yana  oylarını %23 artırarak birinci parti oldu.

Bu eyalette, demokratik burjuva partileri ve sosyalist parti sözünde durur ve ``Yangın Duvarı``nı (Brandmauer) aşmazlarsa AfD`nin hükümet kurması zor görünüyor. Ama, Die Linke`den (Sol Parti`den) ayrılan ve 5 milletvekili olan, sol tandanslı BSW (Sara WAGENKNECHT Birliği) oyun bozanlık yapıyor ve AfD ile görüşmelere başladı bile... Halbuki, seçimlerden önce, bütün partiler, ne kadar oy alırsa alsın AfD ile koalisyona gitmeyeceklerini açıklıyorlardı... İşte bu prensip kararına ``Brandmauer`` (Yangın Duvarı) deniliyor. En çok oy alan ikinci partinin, CDU`nun (Hristiyan Demokratik Birlik) oy oranı sadece 17,2. Halen eyaleti yöneten başbakanın oy kaybı %19,9.

*

Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti ise, yaklaşık  1,5 milyonluk nüfusuyla, kelimenin tam anlamıyla -deyim yerindeyse-, minicik bir eyalet. Yabancı oranı %7 sadece. Almanya`da en az yabancının yaşadığı eyalet. Yabancı oranının en düşük olduğu bölge. Burada ırkçı ve göçmen düşmanı parti AfD %38,1 oy aldı. Oylarındaki artış oranı tam %21,4. Seçimlerden ikinci parti olarak çıkan SPD`nin (Almanya Sosyaldemokrat Partisi) aldığı oy %35,5.

*   

Berlin yaklaşık 4 milyon nüfusuyla Almanya`nın en büyük şehri ve başkent. Berlin aynı zamanda bir eyalet statüsünde, tıpkı Hamburg ve Bremen gibi. Bu ``Şehir Şehir``lerde (Eyaletlerde) seçilen Belediye Başkanı aynı zamanda Eyalet Başbakanı görevini yürütüyor.

Berlin`de yaşayan yabancıların oranı yaklaşık %24. İşte bu eyalette, seçimlerden Die Linke (Sol Parti) oylarını %12,9 artırarak %25,1 oy oranıyla birinci parti olarak çıktı. Ve bu partinin Belediye Başkanı Adayı daha doğrusu Başbakan Adayı Türkiye kökenli genç bir avukat kadındı. Şu anda Berlin Eyaleti Hükümeti`ni kurmak için kolları sıvayan bu zeki ve çalışkan avukat Münih`te doğmuş ve Kuzey Almanya da büyümüş. Yaklaşık onbeş yıldır Berlin`de yaşıyor ve avukat olarak çalışıyor. Avukatımız 2017 yılında Sol Parti`ye üye olmuş. Avukatın anne ve babası 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi`nde dolayı yurt dışına gitmek zorunda kalmış olan sosyalit yurttaşlar. Baba Türkiye`de sendikacılık yapmış. Ne kadar eleştirirsek eleştirelim, Almanya`da bir burjuva demokrasisinin hüküm sürdüğünü görmemezlikten gelemeyiz...

Belirtmeden geçemeyeceğim. Elif ERALP, Berlin`de Yeşiller ve SPD ile üçlü koalisyonu kurup Eyalet başbakanı olsa bile içi çok zor... Söz verdiği hedeflere varabilmesi daha da zor... Çünkü, koalisyon hükümetlerinde kamucu politikalar uygulamak kolay iş değil.

Buna ilaveten, Almanya`da yaşayan yaklaşık 3,5 milyon Türk Toplumundan altı boş övgüler ve kıskanç bir şekilde yapılan eleştiriler başladı bile...

2026 yılında Elif ERALP`ın Türk mü, Kürt mü yoksa Çerkes mi olduğu konuşuluyor iyi mi? Berbat bir durum, ırkçılık kokuyor doğrusu. Üstüne üstlük Alevi mi yoksa Sünni mi olduğu gündeme taşınıyor. Utanılacak bir durum, dincilik ve mezhepcilik kokuyor.

Elif ERALP, bildiğimiz, okuduğumuz ve duyduğumuz kadarıyla iyi ve çalışkan bir insan, sempatik bir kadın ve sosyalist. Politikayı geçim kaynağı veya kariyer merdiveni olarak gören birisi de değil. Avukat olarak çalışmış ve çalışmaya devam ediyor. Politik hayatını bitirince yapabileceği bir mesleği var. Yirmi, otuz, kırk yıldır Belediye Meclisi`nde, Eyalet Parlementosu`nda veya Federal Meclis`te oturanlara ders olur belki. Milletvekiliyken el altından ticaret yapanlar biraz olsun utanırlar umarım…

***

Sonuç olarak şu tespiti yapabiliriz. Almanya`daki kitle partileri CDU ve SPD erimeye devam edecek gibi görünüyor. CDU`nun yerini AfD ve SPD`nin yerini Die Grünen (Yeşiller Partisi) alacak gibi. Orta-sağ ve orta-sol hükümeti kurmaya devam edecekler gelecekte de. Sadece partiler değişecek. Tıpkı İtalya`da olduğu gibi. Çizmede o anlı şanlı Hristiyan Birlik Partisi ve İtalya Komünit Partisi neredeyse yok oldular... Aynı süreci Almanya`da da yaşayacağız galiba... 

***

Avrupa`da İsveç seçimlerinden sonra Berlin seçimlerini de sol güçlerin kazanması ilginç bir gelişme.

Sol bitti diyenler ne düşünüyor acaba? Sol bitti mi, biter mi gerçekten?

+++

Peki, Türkiye`de de böyle bir kırılma gerçekleşebilir mi dersiniz?

Ve böylesi bir durumda, Almanya bizi kıskanır mı acaba?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız