İstanbul
Kapalı
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,0139 %0.12
56,1125 %0.06
6.740,80 %0.33
84.374,84 %0.46

Yapay Zeka Balonu: Faturayı Yine Kim Ödeyecek? 

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Yapay Zeka Balonu: Faturayı Yine Kim Ödeyecek? 

Piyasalarda yapay zeka coşkusuyla kırılan rekorlar ve trilyon dolarlık altyapı vaatleri, küresel ekonomiyi yanıltıcı bir pembe tablonun içine çekmektedir. Ancak bu parlak tablonun arkasında; kontrolsüzce büyüyen borç stoku, verimsiz sermaye harcamaları ve fiziksel altyapı kısıtlarıyla şekillenen tehlikeli bir üçlü balon (yapay zeka, kripto ve kamu borcu) dinamiği birikmektedir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, teknolojik bir devrimin ötesinde, makroekonomik dengeleri sarsabilecek ölçekte bir finansal mühendislik riskine dönüşmüş durumdadır. 

Verimlilik Paradoksu ve Döngüsel Finansman İllüzyonu 

Son dönemdeki küresel ekonomik genişlemenin ne kadar dar ve kırılgan bir temele oturduğunu anlamak için rakamlara bakmak yeterlidir. ABD gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyümesinin %92 ila %93 gibi ezici bir oranının sırf teknoloji yatırımlarından kaynaklandığı hesaplanmaktadır. 1990'ların sonundaki dot-com balonu tepe noktasında bile bu oran %60 seviyesindeydi. Analistler, teknoloji yatırımlarında yaşanabilecek %4 ila %6'lık ufak bir geri çekilmenin dahi ABD ekonomisini hızla durgunluğa sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor. 

Peki, bu devasa harcamalar iş dünyasında nasıl bir karşılık buluyor? İşte burada karşımıza verimlilik açmazı çıkmaktadır. Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu (NBER) verileri, şirketlerin %90'ının yapay zeka uyarlanmasına rağmen işyerlerinde henüz net bir verimlilik artışı göremediğini göstermektedir. 

Buna rağmen teknoloji devlerinin altyapı harcamaları dizginlenemiyor. Alphabet, Amazon, Meta ve Microsoft'tan oluşan dört dev teknoloji tekeli, 2026 yılında tek başlarına 670 milyar dolar altyapı harcaması planlamaktadır. Yıllık geliri yaklaşık 13 milyar dolar seviyesinde olan OpenAI'ın 8 yıl içinde 1,4 trilyon dolarlık veri merkezi taahhüdüne girmesi bu uçurumu gözler önüne sermektedir. 

Daha da endişe verici olanı, bu yatırımların artık şirketlerin özkaynaklarından ziyade yüksek riskli borçlanma araçları ve özel kredi hatlarıyla finanse edilmesidir. Şirketlerin birbirine yatırım yapıp ardından kendi ürünlerini satın aldığı döngüsel finansman modelleri piyasadaki gerçek riskleri maskelemektedir. Hatta veri merkezi borçlarını sigortalamak için kullanılan Kredi Temerrüt Takası (CDS) maliyetlerinin 2008 kriz dönemi seviyelerine yaklaşması, yapısal bulaşma riskini net biçimde özetlemektedir. 

Duvara Çarpan Fiziksel Gerçekler ve Halkın Üzerindeki Yük 

Yapay zeka balonu sadece finansal tablolarla sınırlı kalmayıp, sokağın günlük yaşamına ve fiziksel altyapıya da somut bir yük bindirmektedir. Devasa veri merkezlerinin aşırı elektrik ve su tüketimi, yerel kaynaklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. 

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) anketine katılan baş ekonomistlerin %78'i veri merkezi genişlemelerinin elektrik fiyatlarını, %58'i ise su fiyatlarını artıracağını öngörmektedir. Ayrıca ekonomistlerin %79'u bu altyapı projelerinin yerel toplulukların sert tepkileriyle karşılaşacağını belirtirken, %61'i bu harcamaların küresel ölçekte anlamlı bir net istihdam yaratmayacağını ifade etmektedir. 

Küresel kamu borcunun 100 trilyon dolar sınırını aştığı ve gıda ile enerji fiyatlarının yükseldiği bir ortamda, teknoloji harcamalarının faturalara yansıması toplumsal huzursuzlukları tetikleme riski taşımaktadır. 

Sorun Teknoloji Değil, Trilyon Dolarlık Kumar 

Gelecekte olası bir piyasa düzeltmesinde devletlerin elinde şirketleri mali olarak kurtaracak bir bütçe alanı bulunmamaktadır; zira kamu bütçeleri halihazırda borç yükü altında ezilmektedir. 

Devasa sermaye harcamalarının tek başına teknolojik üstünlük getirmediğini gösteren en somut veri, baş ekonomistlerin %69'unun Çin modellerinin 12 ay içinde ABD'li muadillerine yetişeceğini öngörmesidir. Bu tablo, asıl meselenin teknolojik ilerleme değil; yapay zekanın birkaç ABD'li teknoloji tekeli tarafından "şişirilmiş bir borsa oyununa" dönüştürülmesi olduğunu kanıtlıyor. 

Eğer bu balon patlarsa, 2008'de olduğu gibi faturayı yine halk ödeyecek; kurtarılanlar şirketler, ezilenler ise enflasyon ve artan faturalar altındaki geniş kitleler olacaktır. İhtiyacımız olan şey yapay zeka devrimine sırt çevirmek değil; trilyon dolarlık yatırımlarla suyu, enerjiyi ve kamu kaynaklarını fütursuzca sömüren bu tekelci aklı dizginleyerek, teknolojiyi Wall Street'in kumar masasından kurtarmaktır. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız