Bir yandan krizler bir yandan da kazanılan milyarlar...
Dünya-Almanya-Türkiye -
Nasıl oluyor bu? İlginç değil mi? Bütün Dünya’da krizler, savaşlar, depremler, doğal afetler ve göçler hüküm sürüyor. Sanayi ülkelerinde yüzbinlerce işçi işten çıkartılıyor. Bu sayılar gittikçe artıyor. Öbür yandan Dünya’da milyarderler ve milyonerler sayısı gittikçe artıyor... Ve hatta, bir trilyonerimiz bile var Elon MUSK gibi.
***
Bugün yazacaklarım, biraz ’’Ortaya karışık üç kişilik olsun, bol limonlu haaa...’’ misali olacak. Ama, ne yapalım, Dünya’daki, Almanya´daki ve Türkiye’deki durumlar böyle.

***
Dünya’da politik arenada sağa kayış ve otoriter sistemlere razı olma söz konusu. Halk otoriter sisteme razı olarak diktatörlüğü önlediğini sanıyor... Ama, sadece sanıyor; o kadar.
Atlantik’in öte yakasında, bir zat-ı muhterem el altından organize ettirdiği hazır kıtalarla Devlet Başkanlığı Sarayı’nı bastırıyor... Milyarderler verdikleri maddi ve manevi desteklerle istedikleri adayı Beyaz Saray’a oturtuyorlar…
***
Almanya’da müthiş bir sağa kayış var. Irkçı, göçmen düşmanı parti AfD (Alternative für Deutschland: Almanya için Alternatif) birinci parti durumunda ülkede.
İşsizlik hafif de olsa yükselişe geçti. Enflasyon da öyle.
Eğitim alanında, 25 yıl önce yaşanan Pisa şoku bu yıl tekrarlandı. Hem de daha da vahim olarak... Yazarlar, şairler, filozoflar ve sanatçılar ülkesine yazık oluyor. Üzücü bir durum.
Garip bir ülke şu Almanya. Un var, yağ var, şeker ve usta var. Ama, helva yapamıyorlar. Uğursuz bir el Almanya’yı’’ Küçük Amerika’’ yapıyor sanki. Orta sınıf yok ediliyor... Milyoner ve milyarder sayısı gittikçe artıyor... Sosyal Devlet her geçen gün zayıflıyor... Orta sınıf eriyor...
Sachsen-Anhalt Eyaleti’nde iki pazar öncesi yapılan Eyalet Parlementosu Seçimi’ni AfD kazandı. Bakalım hükümet kurabilecek mi? Oy oranı yaklaşık %44. Eyalet Parlamentosu’nda sadece 3 milletvekili olan küçük bir partinin dışında diğer partiler bu partiyle koalisyon kurmak istemiyor. Yaşayıp göreceğiz.
Berlin Eyalet Parlamento Seçimleri yapılacak önümüzdeki Pazar günü. Burada favori olan parti Die Linke (Sol Parti). Bu partinin, Berlin Belediye Başkanı Adayı, benim kuşağımdan politik göçmen bir ailenin kızı olan bir avukat. Berlin, Hamburg ve Bremen eyaletlerinde (Şehir Eyaletlerde) Belediye Başkanı, aynı zamanda o eyaletin başbakanı oluyor. İlginç değil mi?
***
Türkiye’deki durumlara değinmeme gerek var mı? Ey okuyucu, sen damdan düşensin... Pahalılığı, işsizliği, düşük emekli maaşını, asgari ücreti, eğitim alanındaki üzücü durumları birebir yaşıyorsun…
***
Bütün bu Dünya’daki, Almanya’daki ve Türkiye’deki gelişmelere, krizlere, işsizliğe, enflasyona, Çin’deki üç yüz milyonluk gündelik işçi ordusuna rağmen milyonerlerin ve milyarderlerin sayısı her geçen yıl artıyor.
Eldeki istatistiklere göre; Dünya’da 1 trilyoner, 2 781 milyarder ve 22 480 000 milyoner var.
Bu sayılar Almanya’da şöyle: Milyarder sayısı 171, milyoner sayısı ise yaklaşık 2 800 000.
Türkiye´deki sayılar da ilginç. Milyarder T.C. yurttaşlarının sayısı 32, milyoner sayısı ise yaklaşık 73 000.
Elbette ki bu sayılar yaklaşık sayılar ve de Amerikan Doları.
Dünya’daki milyarderlerin üçte biri, milyonerlerin ise %40’ı ABD’nde. Hiçte şaşırtıcı değil.
Bana göre asıl şaşırtıcı olan, 1967 Arnavutluk doğumlu olan ve 1991 yılında Viyana’ya sığınmacı olarak gelen Samir MANE’nin de milyarderler listesine girmesi. Hem de 2 254ncü sıradan.
Sistem böyle çalışıyor. Toplum mühendisliği böyle yapılıyor. Sistem birilerini alıyor, formatlayarak yetiştiriyor, sisteme entegre ediyor ve yeri gelince görev veriyor. Böylece toplumun gazı alınıyor... Göçmenlere, ’’Çalışın, siz de milyoner ve hatta milyarder olabilirsiniz’’ umudu pompalanıyor... Hani ne dedirtiyordu çiftlik sahibine Rıfat ILGAZ bir hikayesinde ağanın çiftliğinde tüm gün çalışan işçiye? ’’Çalış Süleyman, çalış; çiftlik senin!..’’
***
Benim kuşağım, sorunları ve de aynı zamanda bu sorunların çözümünü, daha çok ekonomik mekanizmalar üzerinden, emek-sermaye çelişkisiyle açıklamaya çalışıyordu. Yani basbayağı ’’Ekonomizm’’. Ekonomi, üretim ilişkileri, işçi sınıfı vs. vs. Karl MARX’ı okuyup anlamaya çalışıyorduk... Ayıptır söylemesi, biraz da ’işçi kuyrukçuluğu’ yapıyorduk galiba; bilmeden. Her işçi iyidir hikayeleri...
Ama, artık bunlar yetmiyor sorunların tespitinde, analizinde ve çözüm önerileri üretmede.
Öyle sanıyorum ki, biraz Antonio Francesko GRAMSCİ, biraz Lois ALTHUSSER, biraz Paulo FREİRA, biraz Noum CHOMSKY ve biraz da Daron ACEMOĞLU okumak gerekiyor…

***
Sizleri üzmek istemem ama, bana göre, insanlık büyük bir belayla karşı karşıya. Ne mi? KI/Yapay Zeka (KI/YZ). Benden söylemesi. Artısı mı fazla yoksa eksisi mi henüz kestiremiyorum.
ABD’nde bu alanın en büyüklerinden birisi olan Anthropic Şefi Dario AMODEİ bile bizleri uyarıyor bu konularda. AMODEİ’ın teklifi, KI’deki/Yapay Zeka’daki başdöndürücü gelişmenin yavaşlatılarak kontrol altına alınması.
Hasbelkader, sizlere Stanley KUBRİCK’in 1968 yapımı, ’’2001 - Odyssea’’ (2001: Uzay Yolu Macerası) filmini seyretmenizi tavsiye edeceğim. İnternette bedava seyredebileceğiniz, bu muhteşem KUBRİCK klasiği KI/YZ konusunda ufkunuzu açacaktır.

+++
Türkiye´de 32 milyarder ve yaklaşık 73 000 milyoner olduğunu yazdık. Acaba Almanya bizi kıskanıyor mudur?
Şimdi soralım: Peki, bunların içerisinde en zengin olanı kimdir? Benim bir tahminim var... Sizce, bu zat-ı muhterem kim dersiniz?…