Medyanın dönüşümü
Türkiye’de bir partinin uzun süre iktidarda kalması, kurumları etkisizleştirerek veya ele geçirerek devleti tamamen kontrol alına alması, böylece gün geçtikçe daha da otoriterleşmesi ve üstüne kültürel hegemonya kurmaya çalışmasıyla yani güttüğü totaliterleşme amacıyla birlikte medyada zaten belli oranda var olan bir “gazeteci” tipi iyice yaygınlaştı.
Haber peşinde koşmak, rakibini atlatmak, sorunları ortaya çıkararak düzelmesine katkıda bulunmak, toplumun sesi olmak unutuldu. İktidarın bütün politikalarını destekleyen, canhıraş biçimde savunan, yeri geldiğinde karşıdakine söz hakkı bile tanımayan bir neferler ordusu kuruldu.
Popülizm ve belli bir fikre istikrarlı biçimde sahip çıkamamak gibi nedenler dolayısıyla sürekli değişen iktidar politikalarına paralel biçimde bu kişilerin de fikirleri her defasında değişti.
Aslında bu tür gazeteciler her iktidar döneminde belli oranda mevcuttu. Ancak hiçbir iktidar bugünkü kadar çelişki içinde değildi ve genel olarak belli bir çizgi üzerinde politika yapıyor, destekçileri de dediklerinin tam tersini savunmak durumunda kalmıyorlardı.
Fakat Erdoğan’ın siyaset tarzı ile birlikte savunucularının durumu da zorlaştı. Dün açılımı hakaret olarak görenler bugün açılımın en büyük savunucusu durumuna geldiler. Yayınlarını HDP’lilere açmayanlar partinin yöneticileriyle programlar yaptılar. Genel seçimlerde Yeniden Refah Partisi, Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğini açıkladığında TRT’de mitinglerini yayınlayanlar, yerel seçimde destek çekilince aynı partiye demediklerini bırakmadılar.
Bu tür örnekler alabildiğine çoğaltılabilir. Bugün gazetelerin okunmamasının, haber kanallarının seyredilmemesinin ana nedeni budur. Medya, iktidarın yarattığı imkânlarla yaşayıp herhangi bir fikir, değer, tartışma üretmeden maaş alanların kendi aralarında adeta oyun oynadıkları bir alan haline gelmiştir.
Medyanın yüzde 95’lik kısmı bu durumdayken gerçek gazetecilik yapmaya, fikir üretmeye, toplumun sorunlarına çözüm aramaya çalışanlar tam tersi biçimde büyük zorluklarla karşı karşıyadırlar. Sistem bu şekilde devam ettirildikçe de bu tabloda herhangi bir değişiklik beklemek boşunadır.
Medyayı nispeten bağımsızlaştırmak, sermayenin tahakkümünden kurtarmak, tekrar gazeteciliğin ön plana çıktığı bir alan haline getirmek için neler yapılabileceği üzerinde bugün yeterince kafa yorulmuyor.
Mevcut durumdan endişe duyanların bu önemli soruna eğilerek belli çözümler üretmeleri, medyanın güç kazanması ve entelektüel tartışmaların artması adına son derece önemli. Aksi takdirde medyadaki çoraklaşmanın her geçen gün topluma daha fazla etki etmesi kaçınılmaz görünüyor.