Keşke bütün mesele o kadar olsaydı...
Sürpriz yok; Bizans’ta oyun hiç biter mi? İktidara ilişerek ABD'nin öngördüğü Atatürk Türkiye'sinin tasfiye sürecine yönelik ateşe odun atan mutlak butlancı tayfa tam da CHP PM toplantısı öncesinde sözde MYK'yı toplayarak yetkisiz şekilde dördü PM üyesi dokuz CHP'li milletvekilini disipline sevk etti! Kayyım heyeti, muayyen süre olan 45 gün içinde partiyi olağanüstü kurultaya götürmek yetkisi dışında kullanmaması gereken ne kadar yetki varsa kullanıyor!
Buna karşı seçilmiş CHP'den ise mutlak butlancı olmayan 27 milletvekilinin PM'den istifası kartı açıldı. Yaşar Seyman ise karşı oylarını bildirmek ve bu konuda söz almak için mutlak butlancıların toplantısına katıldığını beyan etti.
BUNLARIN AR DAMARI ÇATLAMIŞ!
Ortaya çıkan bu tabloda, CHP'nin tüzüğüne göre yeterli PM üyesi kalmadığı için mutlak butlancı tayfanın partiyi yine olağanüstü kurultaya götürmesi gerekiyor ama nerede o ahlak, o parti namusu? Bunların ar damarı çatlamış! Kimse "Barrack-İmralı-Cumhur"un yoluna sapan mutlak butlancı düşük tayfadan iyi niyet asla beklemesin! Ölüden gözyaşı beklemekle eş anlamlıdır!
İNCE İNCE MUHARREM İNCE Mİ?
Bu arada Muharrem İnce'nin de 9 ve 10 Haziran açıklamaları ile ne yapmak istediğini doğrusu anlayabilene aşkolsun! Selden hemen olmasa da ileride 'kütük kapmayı' aklından geçiriyorsa, Memleket Partisi'ni kapattığından bu yanaki müktesebatına haksızlık eder. Benden söylemesi. İnce'nin yeri, seçilmişlerin yanıdır. Onlardan beklentilerine karşılık bulamamış olabilir, örneğin son olağanüstü kurultayda iki arkadaşını PM'ye aldırmak istediğini tahmin ediyorum. İnce, o kurultayda Özel’in hemen yanında ön sırada oturuyordu. Söz konusu iki arkadaşı da kurultay salonundaydı. Keşke birisi eski milletvekili, birisi önemli bir ilin eski il başkanı olan o iki isme PM'de yer verilseydi. İnce'nin yerinin parti binalarından dışlanan CHP'lilerin yanı olduğunu düşünüyorum. İzmir’deki spontane mitingde Özel’in, İnce'nin külüstür otobüsünün üzerinden konuştuğunu gördüğüm için bu notları düşme gereksinimi duydum.
BU SÖZDE PARTİ SÖZCÜSÜ MÜ AHKAM KESİP ETİK VE AHLAK DERSİ VERECEK?
Yargı önündeki partili ve belediye bürokratlarını peşinen tıpkı iktidarın emrindeki yandaş basın gibi 'suçlu' ilan eden mutlak butlancı tayfanın sözde sözcüsünün gazetecileri aşağılık şekilde aşağılayan sözde danışmanın her bulduğu CHP'liden randevu isteyip belediye başkanlarına finans aklı vermek istediğini de şuraya not edeyim. Malum 'sözcü'yü mutlak butlancı başı önce 2011'de milletvekili, ardından da T. İş Bankası YK Üyesi yapmıştı. Vefa gösterecek ya, memleketi, serbest seçimleri, özgür iradeyi, vb. bir kenara bırakıp mutlak butlancı başına... 38. Olağan Kurultay'ın hemen ardından organize edilip gölge genel merkez gibi açılan binayı sormuştum kendisine, demiştim ki, "Bu ne acele böyle, ne oluyor?" Şöyle cevap vermişti: "Bu kraldan fazla kralcıların işi.. " Yalanın kuyruklusuydu tabii özellikle cevap. Kraldan fazla kralcıların eylemine kral durun bakalım diyemiyor mu? Bunu neden yazdım? 38. Olağan Kurultay'ın hemen ardından gölge genel merkezin organize edilmesi ve ziyaretçi trafiğinin başlaması mutlak butlan sürecinin ilk adımıdır. Bunun altını kalın çizgilerle çiziyorum. Partilleri disipline sevk eden, 'arınma' sözcüsü ağzında iğreti dursa da ağzından düşürmeyen 'sözcü'nün milletvekili olduğunda ilk yaptığı iş hiç de etik ve ahlaki değildi! Bu adam mı kamuoyuna etik değer, ahlak dersi verecek?
KUMPAS DAVALARINDAKİ MUTLAK BUTLANCI BAŞI
İktidar bu yazıyı kaleme aldığım sırada İstanbul’da bir belediyeye daha operasyon düzenledi ve başkan dahil 18 kişiyi gözaltına alındı. İktidara ilişenler bu gibi durumlarda 'arınma' edebiyatı yapıyor! Oysa sağır sultan bile duydu ki bu operasyonlar siyasi. Kumpas davaları gibi dalga dalga sürüyor ve ardı arkası kesilmiyor. Ergenekon-kumpas davaları demişken, o zaman mutlak butlancı başı başlarda sessiz kalmayı tercih etti. Parti içinden gelen tazyikle zaman zaman topa girdi. Çünkü birçok CHP'li yönetici ve milletvekilleri ziyaretler yapmaya başladı cezaevlerine. O ise, örneğin bir İlker Başbuğ'u, Balbay'ı bile gidip ziyaret etmedi! Bu tavır bile olup bitenleri onaylamak değil de nedir? Bunları kimse unutmadı. Şimdiki 'arınsın' gelsinler tavrı da o günlerdekinden farklı değil. Ne oldu da sahip çıkacak izlenimi verdiğin müstakbel cumhurbaşkanı İmamoğlu'na şimdi 'arın da gel' diyorsunuz?
KEŞKE BÜTÜN MESELE YAŞI 80'E DAYANAN BİR İHTİYARIN İHTİRASI VE HEZEYANI OLSAYDI...
Şöyle bitireyim... Bazıları meseleyi yaşı seksene dayanan bir ihtiyarın ihtirası olarak görüyor. Hatta kaybettiğini geri alma derdine düşmüş bir psikolojik travma yaşadığını düşünenler bile görüyorum. Keşke öyle olsaydı. Oysa mesele çok başka, çok vahim. Onun arkasındaki yapı, onu CHP'nin başına 2010'da getiren ve CHP'nin başkalaşmasını isteyen küresel güçlerin, adını koyayım, Pentagon'un olduğu; iç ve dış unsurların direncidir mutlak butlancı başının ısrarı, inadı. Barrack'ın izdüşümü cümleler kurması da bunu göstermiyor mu?
Özet: ABD, Sivas Kongresi'nden bu yana bir kuyruk acısı yaşıyor. 107 yıldır yaşadığı ve bir 'parantez' gördüğü bu süreçten, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ulus devletinden kurtulmak için artık tek engelleri CHP. Ne yapılıp edilip CHP'nin de bu parantezin kapanmasına destek vermesinin sağlanması gerekiyor. Cumhur İttifakı'nın ABD'ye bu kadar hizalandığı süreçte bu işin bitirilmesi, tabuta son çivinin mutlak butlan unsurunun da dahil edilerek çakılması gerekiyor!
Fakat... Unutulan birşey var. Nasıl ki 1919'da "Ya İstiklal Ya Ölüm!" diyen Kemalistler çıktı sahneye... Şimdi de Atatürk Türkiye'sinin sandığı var. O sandık emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin planlarını bozacak! Çünkü, ya bozacak ya bozacak!