İstanbul
Kapalı
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,2874 %0.15
53,6017 %-0.16
6.277,08 % 0,31
63.674,01 %1.209

Osmanlı çınarı ver mehteri

YAYINLAMA:
Osmanlı çınarı ver mehteri

İç politikada Türkiye’nin birinci siyasi partisi Chp’yi karıştırıp çökertme hamleleri sürerken diplomaside nur topu gibi yeni bir krizimiz doğdu. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi bir süre önce, kurduğu hayallerden söz ederken en önemli düşünün günün birinde Kudüs Valisi olmak olduğunu söyledi. Allah Allah!Durup dururken Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı neden Kudüs Valisi olma düşleri kurar?

Ardından tabii İsrail’den jet hızıyla tepki geldi.Normal. Düşünün.İsrail İçişleri Bakanı Moşe Arbel durup dururken günün birinde Ankara Valisi olma düşleri kurduğunu açıklasa bizde nasıl kıyamet kopardı! Ama bizim İçişleri Bakanı dinci muhafazakar gelenekte yetişmiş olmanın saikiyle bu sözleri söylemiştir, diye düşünüyorum.

Aradan bir süre geçti. Bu sefer CHP’nin kayyımı Kemal Kılıçdaroğlu çıktı, mahkeme kararıyla oturtulduğu Genel Başkanlık koltuğundan beni hayretlere düşüren şu sözleri söyledi:

“Osmanlı’nın topraklarına bakın. Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada kendini geliştirmek zorundadır.Küçülerek değil,büyüyerek gitmek zo rundayız.Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı.”

Yanlış mı anlıyorum, diye baktım. Hayır.Kılıçdaroğlu aynen bunları söylemişti. Laik,bağımsız hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin “yılmaz savunucusu” diye yıllar önce bize tanıtılan Bay Kemal akide mi değiştiriyordu? Diyelim ki akide değiştirdi. O zaman da Bay Kemal’e şu soruyu sormak isterim:

“Osmanlı coğrafyası dediğiniz bugünkü Macaristan’ın doğusundan Arap yarımadasına, Kuzey Afrika ve ‘Levant’ adıyla bilinen Türkiye Cumhuriyeti’nin güneydoğusundan aşağı uzanan toprakları, yani Lübnan, Suriye, Ürdün, Irak’ı kapsıyor. İsrail’in 1948’de kurulduğu topraklar da hatırlatırım Filistinliler’in ana vatanıydı ve Osmanlı’ya aitti. Bu coğrafyaya hakim olmak için sözünü ettiğim bu bölgelerde yaşayan bütün devletlere savaş açıp buraları işgal etmeyi mi hedefliyorsunuz? Acaba ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu? Üstelik hiç bir zaman olmayacak o koltuk için 86 milyonu feda mı edeceksiniz?”

Derken AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da aynı gün ilerleyen saatlerde, X hesabından,”Osmanlı çınarı, bayrağımızı yedi iklimde gururla dalgalandırmıştır.Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklarda ilk değil, son devletimizdir,”paylaşımını yaptı. Erdoğa bununla da yetinmedi. Partisinin TBMM grup toplantısında bu sefer İsrail’e yüklenerek dedi ki:

“Siyonist yönetim tam anlamıyla bir fitne fabrikası olarak geniş bir coğrafyada sürekli huzursuzluk üretmekte, Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan’a yönelik saldırıları bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye’yi tehdit eder bir noktaya taşımıştır. Şam ve Beyrut İstanbul’un iki kardeş şehridir. Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil, Halep’ten, Şam’dan, Beyrut’tan başlar.”

İsrail’in ahlak yoksunu Başbakanı Benjamin Netanyahu durur mu? Erdoğan’a X hesabından şu tepkiyi gösterdi:

“Antisemitik diktatör Erdoğan Kürtler’e karşı soykırım uygulayan, Hamas terör örgütünü destekleyen, kendi halkına baskı yapan ve siyasi rakiplerini hapsı attıran biri olarak İsrail Devleti’ne ahlak dersi verebilecek son kişidir.”

Bakan Çiftçi’den başlayarak, ilerleyen günlerde İsrail’le ilişkileri daha da gerginleştirecek bu söylemler acaba neden tam şu sıralarda dile getiriliyor? Bölgemizde Türkiye’yi daha da batağa çekecek yeni bir şeyler mi pişiriliyor, diye kendi kendime sorarken devreye ABD’nin kaçık Başkanı Trump girdi. Trump, bir gazetecinin Oval Ofis’te sorduğu,”Türkiye Cumhurbaşkanı İsrail ‘i tehdit etmeyi sürdürüyor. Sizce İsrail’le Türkiye arasında bir çatışma ihtimali var mı? Ayrıca Türkiye’ye F-35 satacak mısınız?” sorusuna, bir yandan Erdoğan ‘ı pohpohlarken öte yandan da ne anlama geldiği belli olmayan şu cevabı verdi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan benim çok iyi dostum. Birlikte çok iyi çalıştık. Onu seviyorum. Kendisi müthiş bir lider; çok güçlü bir kişi. Ben böyle bir şey duymadım. Duysaydım onu arardım ve her şeyin yolunda gittiğinden emin olurdum. Türkiye’yle böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. O bana saygı duyuyor. Ben de ona saygı duyuyorum.Bunun ötesinde aramızda iyi bir dostluk var.”

Yani Trump demeye getiriyor ki:

“Ben her şeye hakimim. Erdoğan benim sözümden çıkmaz.Ne dersem o olur.”

Bunları yazarken ABD’nun Ankara Büyükelçisi olan diplomasiden bihaber Tom Barrack’ın sözleri aklıma geldi. Ne demişti Barrack?

“Ortadoğu ülkelerine en uygun rejim müşfik monarşilerdir.”

Bir yandan ABD’den 40 milyar dolarlık swap hattı açılacağı haberleri, bir yandan 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO liderler zirvesi için hummalı hazırlıklar…İsrafil Sur borusunu üflemeye mi hazırlanıyor ne?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız