İstanbul
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,1571 %0.06
53,3707 %0.17
6.065,02 % 0,43
62.861,01 %2.749

Varlık barışı, yoksulluk savaşı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Varlık barışı, yoksulluk savaşı

Varlık barışını ve çeşitli vergi muafiyetlerini içeren "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" un Resmi Gazete ’de yayınlandığını 4 Haziran’da öğrendik. Düzenlemenin kapsamı yine resmi ifadesiyle “Türkiye'de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye'de yerleşmiş sayılmasından önceki son 3 takvim yılında, Türkiye'de ikametgâhının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla ülke dışında elde ettiği kazançların 20 yıl boyunca gelir vergisi alınmayacağı ”kararı, bu imtiyazlı şahıslar için baldan tatlı bir haber.  Amme alacağına ilişkin tecillerdeki azami taksit sürenin de 36 aydan 72 aya, teminatsız tecil tutarının ise 1 milyon liraya çıkarılacağı haberi de bal tutana parmak yalama müjdesi. Ayrıca nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin, brüt asgari ücretin 3 katını aşmayan kısmı için gelir vergisi istisnası uygulanmasının, kimleri ve kaç kişiyi işaret ettiğini öğrenmenin “amme” geliri kaybının boyutunu tahmin açısından önemi büyük.  Çünkü vergi böylesine büyük bir kaybın ne yolla telafi edileceği bilinmiyor.

“Gel de Ne Olursan Yine Gel”  

“Gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 31 Temmuz 2027'ye kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi halinde, söz konusu varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı”  ifadesi ise akıllara çeşitli sorular getiriyor. Bu soruların başında ülke sınırları dışındaki vergi cennetlerindeki isimsiz hesaplarda tutulan para ve iktisap edilmiş servetin boyutları geliyor. Ayrıca böylesine elini kolunu sallayarak bir tür evrensel kucaklayıcılık felsefesiyle bağdaşır biçimde gelecek olan varlıkların verimli yatırımlara mı dönüşeceği, yoksa satılamayan gayri menkul alımlarına dönüşerek içerideki “yeni efendimiz” yıkıcı-yapıcı rantiye sınıfını besleme amacına mı hizmet edeceği belirsizliğini koruyor. Ayrıca böylesine cömert teşvik kararlarını gerektiren yurt dışı servet varken “gönüllü mahkûmiyete” razı olarak, malını-mülkünü, parasını veya mücevherini Türkiye’de tutan milyonlarca Türk vatandaşının neden yüksek vergi ödeyerek bir başka adaletsizliğe kurban edileceği sorusu tabii ki yine cevapsız kalıyor.

Kimlere Yeni Katılımcı Belgesi Verilecek?

İstanbul Finans Merkezinde katılımcı belgesi alarak finansal faaliyette bulunan kuruluşların kazançları için yüzde 100 olan kurumlar vergisi indirimi uygulamasının 2047 yılına kadar uzatılacak olması, bu kuruluşlara, kuruluş ve izinleri için finansal faaliyet harçları yönünden 5 yıl süreyle sağlanan muafiyetin 20 yıla çıkarılacak olması bir başka ilginç ayrıcalık. Havada sermaye ihtiyacının giderilmesinden çok, sıcak para girişlerinin ve dolayısıyla çıkışlarının teşviki kokusu duyuluyor. Özellikle denetim altına alınamayan enflasyona ve OECD den gelen uyarıya rağmen düşürülmesi öngörülen politika faizine dayanarak carry-trade’i[1] hızlandırma potansiyeli taşıyan bu teşvik, yaratacağı piyasa dalgalanmalarından başka munzam ne fayda sağlayabilir şimdi asıl sorulması gereken soru. Tabii yine kamudaki vergi geliri kaybının kimlerin sırtından telafi edileceği sorusu hala geçerli.

“Kimine Kavun Kimine Kelek”

TÜİK 2025’de Türkiye’de "Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri" değerlerine göre, medyan eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelirinin yüzde 50'si sınır alındığında, yoksulluk riski altındaki kişi sayısının yaklaşık 25 milyon” olduğunu açıklamıştı[2]. Bu oranın takribi olarak toplam nüfusa oranı, eğer yüzde 29’sa, böylesine yüksek yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşama keyfiyeti, 4 Haziran 2026’da ilan edilen Varlık Barışının, insana “Yoksulluk Savaşı’na adeta nispet yapar gibi bir uygulama olduğunu düşündürüyor. “Biz sizi unuttuk. Bize zenginler yeter” acaba Özal’ın “Allah zenginleri sever” açıklamasının bir uzantısı mı? “Merak etmeyin seçim zamanı sizi hatırlar, hepinizi alıştırdığımız iane ekonomine geri döneriz. Ama bir şartla,  yine bize oy vereceksiniz ha!” mesajı mı? Belki de kamuya yapılan “artık öngörülebilir bir tarihe kadar seçim yok, bu nedenle siz yoksul kullarımıza da ihtiyacımız yok” zımni duyurusudur. Yine de bende çağrıştırdığı eski bir tekerleme var. “Ey Felek, Kambur sırtlı Felek; Kimine kavun verir, kimine kelek”.

 

[1] Carry trade, finansal yatırımcıların düşük faiz oranına sahip bir para birimini borçlanıp, bu fonları yüksek faiz getirisi sunan başka bir para birimine yatırarak aradaki faiz farkından risksiz kâr elde etmeyi amaçladığı finansal bir strateji olarak tanımlanmaktadır.

[2] Türkiye'de dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı yılın ilk 5 ayı itibarıyla 114.576 TL olarak açıklanmış olup, aynı dönemde sağlıklı ve dengeli beslenmek için alt sınırın( açlık sınırı) 35.174 TL olduğu belirtilmektedir. bknz: TÜİK.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız