İran İslam Cumhuriyeti eski lideri Ali Hamaney’i Anma Yüksek Komitesi ve devlet televizyonu tarafından yapılan resmi açıklamalara göre, şubat ayındaki saldırılarda yaşamını yitiren Hamaney için düzenlenecek ilk cenaze töreni 4-5 Temmuz tarihlerinde başkent Tahran'daki İmam Humeyni Musalla Camisi'nde icra edilecek. 30 yılı aşkın bir sürenin ardından ülkedeki bir dönemin kapanmasına yol açan bu kaybın ardından, merasimlerin görkemli ve kitlesel bir katılımla tamamlanması için resmi hazırlıklara başlandığı bildirildi.
Açıklanan takvime göre, Tahran'daki ilk merasimin ardından 6 Temmuz'da başkentte ikinci bir tören daha gerçekleştirilecek. Cenaze törenleri 7 Temmuz'da kutsal kent Kum'da, 9 Temmuz'da ise Meşhed kentinde devam edecek. Eski liderin naaşı, Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nin içinde kendisi için özel olarak hazırlanan alanda toprağa verilecek.
Saldırının ayrıntıları ve ertelenme nedenleri
Hamaney, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı geniş çaplı hava saldırılarının ilk saatlerinde resmi konutunun hedef alınması sonucu hayatını kaybetmişti. Devlet medyasından edinilen bilgilere göre, söz konusu saldırıda Hamaney ile birlikte eşi, gelini ve 14 aylık torunu da yaşamını yitirmiş, oğlu Mücteba Hamaney ise yaralı olarak kurtulmuştu. Cenaze töreninin ölüm tarihinden aylar sonra yapılabilmesi, ülkede yaşanan çatışma ortamı, güvenlik riskleri ve organizasyonel zorunluluklardan kaynaklandı. Bölgede Pakistan’ın ara buluculuğuyla 8 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesin ardından durumun nispeten sakinleşmesiyle birlikte cenaze programı netleştirilebildi.
Yeni liderlik ve diplomatik süreç
Ali Hamaney'in ölümünün ardından İran'da liderlik makamına, aynı saldırıdan yaralı kurtulan 56 yaşındaki oğlu Mücteba Hamaney seçildi. 9 Mart'ta göreve gelen yeni lider Mücteba Hamaney, yaptığı açıklamalarda halkın direncini koruma ve iç bölünmeleri engelleme vurgusu yapmıştı. Cenaze takviminin açıklandığı bugünlerde, uluslararası basında yer alan iddialara göre İran ve ABD arasında üç aydan fazla süren savaşın ardından kalıcı bir barış anlaşması çerçevesinde uzlaşı sağlandığı ve diplomatik görüşmelerin hız kazandığı belirtiliyor.