İstanbul
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,2682 %0.05
55,9802 %0.09
6.889,19 %-0.28
78.094,01 %-0.16

Deniz Göktaş Yine Yakalandı

YAYINLAMA:
Deniz Göktaş Yine Yakalandı

Deniz Göktaş Yine Yakalandı

Çocukken birbirimize bilmeceler sorardık.

“Hangi kapı açılmaz?”
“Açık kapı!”

Cevabı verince de kahkahalar atardık.

Nedense o günlerde aklımıza şu bilmece gelmemiş:

“Nerede yakalanılmaz?”
“Cezaevinde!”

Artık çok geç. Deniz Göktaş cezaevinde yakalandı.

***

28 Ağustos'ta hakkında tahliye kararı verilen Deniz Göktaş, cezaevinden çıkamadan bu sefer “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla yeniden tutuklandı.

Göktaş’ın ikinci yakalanmasıydı bu.

İlkinde az kalsın dışardan içeri giriyordu, havaalanında yakalandı.
İkincide az kalsın içerden dışarı çıkıyordu, cezaevinde yakalandı.

İlk yakalanması yurt dışından Türkiye'ye dönerken oldu. Hakkında “dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla soruşturma yürütülüyordu. Havaalanında gözaltına alındı. Sonra “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamalarıyla tutuklandı.

Düşünsenize; yurt dışındasınız… Hakkınızda “dini değerleri aşağılama” suçuyla soruşturma açıldığını öğreniyorsunuz. Uçağa atlayıp yurda dönüyorsunuz… Havaalanında “Cumhurbaşkanına hakaret” gibi başka suçlardan tutuklanıyorsunuz.

Bu durumun “yanıltıcı bilgi” kapsamında neden değerlendirilmediğini bilmiyorum.

Gazete manşetlerindeki “havaalanında yakalandı” ifadesini sevmiştim. “Gözaltına alındı” aynı havayı vermiyor. Bakanlığın açıklaması bile “2026/117973 sayılı dosya üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında Göktaş’ın 2 Temmuz 2026’da İstanbul Havalimanı’nda yakalandığı” şeklindeydi.

“Yakalandı” ifadesinin aksiyon çağrıştıran bir tınısı var. İnsanın gözünün önüne kovalamacalı, yakalamacalı havalimanı sahneleri geliyor.

Oysa Göktaş yurt dışındaydı ve hakkında soruşturma varken Türkiye'ye kendi gelmişti.

***

Neyse, yakalandı.

58 gün sonra hakkında tahliye kararı verildi. Fakat cezaevinden çıkamadı. Aynı gösterinin başka bir bölümünde bu kez “suçu ve suçluyu övme” suçu bulundu ve yeniden tutuklandı.

Eğer tahliye edilmeden önce yeni bir suçlamayla yeniden tutuklanması istenseydi, tutukluluk hâli devam ediyor denirdi.

Göktaş cezaevinden yazdığı mektupta; tahliye edildiğinden haberi yokken SEGBİS'e götürüldüğünü, hücreden SEGBİS odasına kadar yaklaşık bir dakikalık koridor yolculuğunda aslında özgür olduğundan haberi olmadığını yazıyor.

Tuhaf değil mi? Tutuklandığınızda haberiniz oluyor. Ama tahliye edildiğinizde olmayabiliyor.

Yani aslında ikinci kez, özgür biriyken tutuklanıyor. Yani yine yakalanıyor.

Göktaş: “Bilsem hafiften dans ederdim” diyor.

İnsan üzülüyor.

12 Eylül günlerinde 90 günle sınırlı gözaltı süresini aşmak için kâğıt üzerinde girdi-çıktı yapılarak 180, hatta 270 gün gözaltında tutulanlar olurdu. Kâğıt üzerinde çıkış yapıldıktan sonra tekrar giriş yapılana kadar geçen o birkaç dakikalık sürede teknik olarak özgür olan o gözaltındakilerin de akıllarına hafiften dans etmek gelmiş midir?

Onlar için yapacak bir şey yok ama Göktaş’ın hâlen telafi şansı var.

Yarın öbür gün, şimdiki “suçu ve suçluyu övme” suçundan tahliye edilip mesela “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” nedeniyle yeniden tutuklanana kadar yine birkaç dakika özgür kalabilir. Bu sefer kaçırmayıp hafiften dans edebilir. Takip etmesi lazım.

***

Yeniden tutuklanmasının gerekçelerinden biri kaçma şüphesi.

Adam yurt dışındayken kaçmamış, Türkiye'ye gelmiş.

Tahliye kararından sonra özgürsün, cezaevinden çıkıp kaçsana!

Kaçmamış.

Gerçi kendisinin de haberi yokmuş. Belki tedbir olarak kendisine söylenmemiştir. Çünkü diğer tutuklama gerekçesi delilleri karartma şüphesi.

***

Delilleri karartma şüphesi çok tartışılıyor. Sahnelenmiş bir gösteri var, gösterinin YouTube’da kaydı var. Delillerin nesi karartılacak, denip duruyor. Olay öyle değil ama.

Göktaş gösterisinde, tetikçi tutmanın maliyetini anlatırken ikinci sıranın bilet gelirinden söz ediyor. Tahliye edilirse gizlice Harbiye'ye gidip ikinci sırayı tamamen sökebilir. Birinci sırayla üçüncü sıra arasında biraz fazla boşluk kalır. Gören de tasarımı öyleymiş der.

İkinci sıra yoksa, ikinci sıranın bilet gelirini nasıl hesaplayacaksınız? Böylece tetikçi tutmanın maddi zemini kalmaz. Bu durumda suç ve suçluyla kurulabilecek bağ ortadan kalkar. Ve iddia çöker. Delil karartma başka nasıl olsun?

Sıralar A-C-D-E… diye devam edeceğinden, üçüncü sıra ikinci sıra yerine de sayılamaz.

***

“Bir insan koskoca ikinci sırayı nasıl söküp götürecek?” diye itiraz etmeyin. Dosyada delil var.

Göktaş'ın gösterisinin sonunda sahnede kullandığı kocaman kafa maketinin tır benzeri bir araçla taşındığını görüyoruz. Yani büyük hacimli nesneleri bir yerden başka bir yere taşıma konusunda tecrübesi var.

***

Ben Daltonlar'ı çocukluğumdan beri tanıyorum. Morris ve Goscinny sayesinde aramızda yıllara dayanan bir ilişki var. Peşin bir sempatim olduğunu da inkâr edecek değilim.

Herkes gibi benim de zaman zaman ortadan kalkmasını arzuladığım biri veya birileri olmuştur.

Ama Deniz Göktaş'ın gösterisini izleyince Daltonlar'dan biraz soğudum.

Meğer iş o kadar kolay değilmiş. İkinci sıra geliri gerekiyor.

Oturup düşündüm; barışın maliyeti daha düşük. Bu nedenle bütün hasımlarımla barışmayı bile düşünüyorum.

Savcılık, Göktaş'ın anlattıklarının suçu ve suçluyu övdüğü, suça ulaşılmasını kolaylaştırdığı kanaatinde. Ama açıkçası beni soğuttu.

Benim ikinci sıra gelirim yok.

***
Tabii ikinci sıranın delil karartmak maksadıyla yok edilmesi Deniz Göktaş’ı kurtarmaya yetmeyebilir. Sahneden “İkinci sıra geliriyle tetikçi tutabilirim” dediğini hepimiz duyduk. İkinci sıra yoksa, bu sefer “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan üçüncü kez yakalanabilir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız