İstanbul
Açık
32°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26
63.457,47 %-0.49

Bir Çocuğun Nefesi Kadar Ciddi

YAYINLAMA:
Bir Çocuğun Nefesi Kadar Ciddi

Özel okullarda sorumluluk, öğretmen-veli sınırı ve unutulan en temel mesele: Çocuğun güvenliği.

Bir anne olarak çocuğunuzu okula bırakırken aklınızdan her sabah aynı şey geçmez belki ama içinizde aynı güven vardır:

“Emanet.”

Çocuğunuzu birkaç saatliğine başka insanların gözetimine bırakıyorsunuz. Öğrensin, sosyalleşsin, arkadaşlarıyla büyüsün diye… Ama hepsinden önce güvende olsun diye.

Üstelik söz konusu bir özel okul olduğunda ailelerin beklentisi iyi bir yabancı dil eğitimi, gösterişli sınıflar, geniş bahçeler ya da broşürlerde güzel görünen etkinlikler değil. Verdiğiniz ücretin karşılığında satın aldığınız şey ilgi değildir belki; zaten bir çocuğa gösterilecek ilginin parayla ölçülmemesi gerekir.

Ama sorumluluk beklersiniz.

Oğlumun okulunu değiştirme kararı aldık.

Bu kararın arkasında büyük bir sorumsuzluk var. 

Oğlumun yemek yerken boğazına yiyecek kaçtığını öğrendiğim an da tüm dünyam değişti. Üstelik bunu oğlum çekinerek korkarak anlattı. 

Bir çocuk yemek yerken zorlanıyor. Boğazına yiyecek kaçıyor. Ve o sırada çocuğun başında bulunması, sınıfı gözlemlemesi gereken öğretmenin ilgisinin telefonda olduğunu öğreniyorsunuz.

Bir anne olarak burada duruyorum.

İşte şimdi benim için tartışma tam da burada başlıyor.

Bir öğretmenin görevi tahtaya bir şeyler yazmak, ödev vermek, sınav yapmak mıdır?

Çocuklar okuldayken onların güvenliğini gözetmek bu mesleğin neresindedir?

Telefon ekranı, karşınızda size emanet edilmiş bir çocuktan daha önemli hâle ne zaman geldi?

Üstelik burada sözünü ettiğimiz şey çocuğun kalemini unutması, ödevini yapmaması ya da teneffüste arkadaşına küsmesi değil.

Nefesinden söz ediyoruz.

Belki birkaç saniye sonra geçti. Belki olay büyümedi. Belki “bir şey olmadı” denilip geçildi ki üstü kapatıldı. 

Ama eğitimde sorumluluk, kötü bir sonuç ortaya çıktığında hatırlanacak bir kavram değil. 

Bir şey olmaması, doğru davranıldığı anlamına gelmez.

Üstelik konuyu okulun üst kademesindeki hanımefendiye iletmeme rağmen ne bir sonuca varıldı ne de ciddiye alındı. Bir şeylerin saklandığı açık bir şekilde belli olduğu gibi büyük bir endişeye kapılarak saygısızca tavırlar sergilendi. Bu affedilir türden elbet değil. Üstelik konunun üstü kapatıldığı aşikârdır. 

Peki ya veliyle kurulan ilişki?

Özel okullarda uzun zamandır dikkatimi çeken başka bir mesele daha var:

Öğretmen–veli samimiyetinin sınırı.

Yanlış anlaşılmasın. Öğretmen ile velinin sıcak bir iletişim kurmasına karşı değilim. Aksine, çocuğun yararına olduğu sürece öğretmenle velinin birbirini anlayabilmesi son derece kıymetli.

Ama sıcak iletişim başka, abartılı samimiyet başka.

Öğretmen ile bazı veliler arasındaki ilişkinin öğretmen–veli sınırını aşacak kadar yakınlaşması; özel sohbetlere, sürekli mesajlaşmalara, sosyal medya samimiyetine ya da okul dışına taşan arkadaşlık görüntüsüne dönüşmesi bana göre üzerinde konuşulması gereken bir konu. Hemde çok ciddi anlamda…

Sınıfın kapısından içeri girdiğiniz anda karşınızda sadece samimi olduğunuz velilerin çocukları yok.

O sınıfta başka çocuklar da var.

Ve bunu her yazımda özellikle belirtiyorum, çocuklar sandığımızdan çok daha iyi gözlemciler.

Öğretmenin hangi anneyle daha çok konuştuğunu, hangi babaya daha sıcak davrandığını, hangi veli geldiğinde tavrının değiştiğini fark ediyorlar.

Daha önemlisi, veliler de fark ediyor.

İşte profesyonellik tam burada gerekiyor.

Bir öğretmen elbette her veliyle aynı karakter uyumunu yakalamak zorunda değil. Bir veliyle sohbeti daha kolay akabilir, bir başkasıyla daha mesafeli olabilir. Bunlar insani şeyler.

Ama kişisel yakınlık, mesleki yaklaşımın ölçüsüne dönüşmemeli.

Bir veliyle çok samimi olmanız, onun çocuğunu daha fazla görmenize; başka bir veliyle mesafeli olmanız, onun çocuğunu daha az görmenize neden olmamalı.

Çünkü sınıfta velilerin arkadaşlıkları değil, çocukların eşitliği vardır.

Ben öğretmenin arkadaşı olmak zorunda değilim.

Öğretmen de benim arkadaşım olmak zorunda değil.

Birbirimize saygılı olalım, gerektiğinde konuşabilelim, çocuğun iyiliği için aynı masaya oturabilelim. Bana göre sağlıklı öğretmen–veli ilişkisi zaten budur.

Ötesi ise çok dikkatli yürütülmesi gereken bir sınırdır.

Ama maalesef idari kadro ve müdürler dahil olmak üzere,  velilerle bu ölçüsüz samimiyeti hala savunanlar var. Demir sağlam değilse, eksilen bir parçanın önemsiz görünmesi de şaşırtıcı olmuyor. 

Özel okul neyi denetliyor?

Velilere kayıt döneminde uzun uzun imkânlar anlatılıyor. Eğitim modelleri, yabancı dil programları, etkinlikler, geziler, rehberlik hizmetleri…

Peki öğretmenin çocuğa gerçekten ne kadar temas ettiği konuşuluyor mu?

Bir sınıfta çocukların başındayken telefonuyla ne kadar ilgilendiği konuşuluyor mu?

Veliler arasında mesleki mesafesini koruyup korumadığı gözlemleniyor mu?

Bir çocuk sessizleştiğinde bunu fark edip etmediği, yemek yerken zorlandığında başını kaldırıp kaldırmadığı, bir problemi olduğunda gerçekten dinleyip dinlemediği ölçülüyor mu?

Eğitim sadece müfredat değil.

Elbette bütün özel okul öğretmenlerini aynı kefeye koymuyorum. Çocuğuna kendi çocuğu gibi yaklaşan, mesai kavramının çok ötesinde emek veren, öğrencisinin yüzündeki küçücük değişiklikten bir şeylerin yolunda gitmediğini anlayan öğretmenler var.

İyi ki de varlar.

Tam da bu nedenle sorumsuzluğu normalleştirmemek gerekiyor.

Çünkü “öğretmen de insan” cümlesi her ihmali açıklayan sihirli bir cümle olamaz.

Evet, öğretmen de insan.

Yorulur.

Bunalır.

Kötü bir gün geçirir.

Bir veliyle daha iyi anlaşır, diğeriyle anlaşamayabilir.

Ama karşınızda size emanet edilmiş çocuklar varsa mesleğin sorumluluğu kapının dışında bırakılamaz.

Ve kişisel yakınlıklar sınıfın kapısından içeri girmemeli.

Parasını ödediğimiz şey ne?

Bugün aileler özel okul ücretleri için ciddi ekonomik fedakârlıklar yapıyor. Fakat benim için hiçbir zaman “para verdim, çocuğuma özel davranın” olmadı.

Tam tersine.

Para vermesem de çocuğuma dikkat etmek zorundasınız.

Çünkü bu, özel okul hizmetinin değil öğretmenlik mesleğinin gereği.

Özel okuldan beklediğim ise bunu denetlemesi.

Öğretmenin bu noktada akademik performansını değil; çocuklarla kurduğu ilişkiyi, sınıf içindeki dikkatini, velilerle kurduğu mesafeyi ve mesleki sorumluluğunu da takip etmesi gerekiyor. 

Velinin ödediği yüksek ücret ihmali daha ağır yapmaz belki ama okulun “biz bilmiyorduk” deme lüksünü azaltır.

Biz şimdi başka bir okulun kapısını çalacağız.

Oğlum belki kısa zamanda yeni arkadaşlar edinecek, yeni öğretmenine alışacak ve çocukluğun o güzel özelliğiyle birçok şeyi benden çok daha çabuk geride bırakacak.

Ben ise anne olarak bir şeyi geride bırakmak istemiyorum:

Bu soruyu.

Çocuklarımızı kime emanet ediyoruz?

Diplomasına mı?

Çalıştığı kurumun adına mı?

Okulun fiyatına mı?

Öğretmenin hangi veliyle ne kadar samimi olduğuna mı?

Yoksa gerçekten o çocuğu gören, fark eden, herkese eşit mesafede durabilen ve gerektiğinde telefonunu bir kenara bırakıp başını kaldıran bir insana mı?

Eğitim dediğimiz şey ne sınav sonucudur ne yabancı dil seviyesidir ne de okulun başarı sıralaması.

Eğitim, yemekhanede bir çocuğun boğazına bir şey kaçtığında bunu fark edecek kadar orada olmaktır.

Bazen de sevdiğiniz veya sevmediğiniz veliden bağımsız olarak sınıftaki her çocuğa aynı gözle bakabilmektir.

Ve açıkçası bir anne olarak beklentim bundan daha “özel” değil.

Çocuğumu size emanet ettiğim birkaç saat boyunca gerçekten orada olun.

Velinin değil, çocuğun öğretmeni olun.

Hepsi bu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız