Cumhur İttifakı ne yapsa boş; yolcudur Abbas, bağlasan durmaz!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin seçim sistemi ile Siyasi Partiler Yasası’nın yeniden düzenlenmesi gerektiğine yönelik açıklamasının perde arkasında ne yatıyor? Buraya bir mercek tutalım...
Her ne kadar öneri Bahçeli'den gelse de aslında belli ki Cumhur İttifakı’nın mutfağında ortak bir hazırlık olsa gerek. Olası bir erken seçim durumunda değişikliklerin zamanında yetişmesi açısından tartışma ve kamuoyunu hazırlama için konu öne çekilmiş gözüküyor.
Sistemden de ittifaktan vazgeçilmesi söz konusu değil, çünkü AK Parti ve Erdoğan ittifaka fena halde mecbur. AK Parti'nin mevcut sistemde tek başına seçime girip kazanması ihtimali hiç yok. O defter çoktan kapandı.
Bahçeli'nin açıklaması haliyle, muhalefet partilerinin resmî bir ittifak kurmadan ortak liste, çatı parti veya seçim işbirliği yoluyla bir araya gelmesini zorlaştıracak yeni kurallar getirilmesine yönelik.
İTTİFAK NEDEN YASAKLANMIŞTI?
İktidarların seçim öncesinde bu tip manevralara girmesi yeni bir şey değil. Hatırlayalım; 1957 erken genel seçimleri öncesinde CHP, DP'den ayrılanların kurduğu Hürriyet Partisi (HP) ve Osman Bölükbaşı'nın Millet Partisi ile "Güçbirliği" adıyla ittifak kurunca DP mecliste kılıcı çekip çofunluğuna dayanarak ittifakı yasaklamıştı (Böylece üç parti seçime ayrı ayrı girip toplamda daha fazla oy alsa da, DP yüzde 46 ile yine iktidara gelmişti. Halbuki ittifak yasaklanmayıp DP 7 yıl sonra üçüncü seçimde muhalefete düşse 27 Mayıs olmayacak, çoğulcu demokrasi oturacak, acı idamlar gerçekleşmeyecek; muhtemelen birbirini izleyen rövanşist12 Mart ve 12 Eylül askeri darbeleri yaşanmayacak; yakın siyasi tarihimiz başka türlü akıp gidecekti)!
REVİZE EDİLMEK İSTENEN İTTİFAK NEDEN GELDİ?
1957'de DP'nin kaldırdığı ittifakı, yeni sistemle beraber gereksinim duyan AK Parti, 2018 seçimleri öncesinde yeniden yasallaştırdı.
Şimdi Cumhur İttifakı, özellikle küçük partilerin bir partinin listesi altında seçime girmesi, farklı partilere mensup isimlerin ortak listelerden aday gösterilmesi ve seçim sonrasında kendi partilerine dönmesi gibi yöntemleri tartışıyor. Seçim işbirliklerinin daha açık ve bağlayıcı kurallara tabi tutulması, birleşme ya da yeni bir çatı parti üzerinden seçime girme yöntemlerinin sınırlandırılması gibi seçenekler değerlendiriliyor. Tabii bu 'egzersizler' muhalefet partileri arasında gündeme gelen işbirliği arayışlarıyla da bağlantılı olsa gerek. Özellikle milliyetçi cenahtaki partilerin ortak hareket etmesine ilişkin diyalogların iktidarın 'egzersizlerinde' rol oynaması söz konusu oluyordur. Yasal değişiklik halinde, bu partilerin resmi ittifak dışında ortak liste veya çatı partisi üzerinden yürümesi kuşkusuz zorlaşacak, hatta olanaksızlaşacak.
Dahası var; muhtemelen partilerin seçime girme yeterliliğine ilişkin örgütlenme koşullarının ağırlaştırılması, hazine yardımı için oy oranının yükseltilmesi, önseçim ve milletvekili aday listesinin hazırlanması yanında siyasi partilerin mali denetimi de gündemde. Şimdi bir partinin seçime katılabilme yeterliliği için 41 (1/2+1) ilde ve bu illerin ilçelerinin 1/3'ünde örgütlenerek büyük kongresini yapmış olması gerekiyor. Belki bu oran değişiklikle her iki açıdan 3/5'e çekilecek. Belki de bir bakmışsınız yüzde 100'e...
CUMHUR İKTİDARININ REVİZEDEN MURADI
Öyle anlaşılıyor ki, Bahçeli'nin seçim sistemi değişikliğinden muradı, Cumhur İttifakı'nı ilelebet iktidarda tutmak! Müstakbel cumhurbaşkanı adayını içeri atıp diplomasını bile iptal etmeye kalkmak, memleketin birinci partisinin yönetimini diskalifiye edip mutlak butlanla Kılıçdaroğlu-Erdoğan suni dengesini yeniden tesis etmeye kalkmak yetmiyor zahar!
SEÇMEN DE İRFAN CAN GİBİ BİLENİYOR
Geçtiğimiz hafta Göztepe-Gençlerbirliği maçındaydım. Kızıl Kara'ların kalesini önceki sezonlarda Göz Göz'ün de kalesini koruyan İrfan Can Eğribayat koruyordu. Söz konusu kaleci, İzmir'den tribün ve camia ile sorunlu ayrılmıştı. O yüzden maçın başından itibaren her topla buluştuğunda ıslıklandı. Fakat ne var ki bu tepkiler İrfan Can'ı adeta biledi ve bir penaltı yanında dört de ayrı net kurtarış yaparak takımının galibiyetinde başrol oynadı. Mütemadiyen ıslık bumerang etkisi yaptı, İrfan Can hayatının maçını oynadı. Sonuçta Gençlerbirliği kazandı.
Kıssadan hisse; iktidarın ana muhalefet ve genel olarak muhalefet üzerinde, müstakbel cumhurbaşkanı üzerinde çevirdiği dümenleri gören seçmen kaleci İrfan Can gibi öyle bir bileniyor ki, sandık önüne gelir gelmez bu iktidarı tepetaklak edecek. Ne 19 Mart darbesi, ne mutlak butlan numarası, ne siyasi partiler ve seçim yasasında değişiklik hamlesi sökmeyecek. Abbas yolcu, yeter ki muhalefet önemli bir hata yapmasın, aslında ömrünü 2023'te tamamlamış olan bu iktidar tıpış tıpış muhalefete düşecek. İktidar İmamoğlu'nu sakatlasa, Yavaş var, onu da sakatlasa Cumhuriyete, demokrasiye, adalete kol kanat gerecek; serbest seçim ve özgür iradeye sadık bir yurttaş o kadar çok ki ülkemizde. Karşısına kim çıkarsa çıksın Erdoğan kaybedecek.