Arada virgül var mı yok mu?
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, yeni müfredatta ‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesinin çıkarılarak yerine ‘Millî Mücadele’ kavramının getirileceğini söyleyip “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.” dedi.
“Neyden kurtuluyoruz?” ve “Ondan önce Osmanlı imparatorluğu vardı” ifadelerini birbiriyle nasıl bağdaştırdı, anlayamadım. “Kurtuluş” başka, ondan önce Osmanlı olması” başka şey. O sıralarda işgal de var; ondan kurtuluyoruz olabilir mi?
Gerçi savaş ve mücadele kavramlarını bir türlü oturtamadık. Yıllarca neye savaş neye mücadele diyeceğimiz konusunda tartıştık durduk. Bir taraf: “Terörle savaş olmaz, onunla mücadele edilir, operasyon çekilir” diyor. Diğer taraf: “Savaş uçakları, helikopterler, tanklar, obüslerle operasyon mu yapılır. Bu savaş!” diyordu.
Erdoğan, Afrin’de bir helikopterin düştüğünü duyururken, “Az önce bir helikopterimiz düşürüldü. Bunlar olacak, bir savaşın içindeyiz” demişti de yine bu kavram kargaşası bitmemişti.
Bundan bir buçuk sene sonra, o zamanın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CNN Türk'te yaptığı açıklamada "Operasyona savaş diyenler ihanet içerisindedirler. Savaş devletler arasında yapılır" demişti.
Tabii tüm bu tartışmalar, neden “Verem savaş derneği” olduğunu, açıklamıyordu. Veya veremin bir devlet olup olmadığını sorusunu akla getiriyordu. Tam açıklamalara ikna olmuşuz, kavramlar biraz yerine oturmuş…bu sefer Milli Eğitim Bakanı “Yeni müfredatta Kurtuluş Savaşı yerine Millî Mücadele diyeceğiz” demesin mi?
Hani devletlerle olana savaş diyorduk? Kurtuluş Savaşında devlet mi yoktu? Başta Yunanistan olmak üzere, al sana Britanya İmparatorluğu, Fransa, hatta Ermenistan, hatta ABD.
Karşımızda devlet varmış ya…Savaş iste! “Kurtuluşu” beğenmediysek, bari “Milli Savaş” diyelim. Ha… belki tam o arada Osmanlı dağılmıştı, Cumhuriyet daha ilan edilmemişti… Yani devlet olmayan taraf biziz diye mi… Bakan savaş yerine mücadele demek istiyor, anlamadım.
***
Özgür Özel, Eskişehir’de grup konuşmasında, Yusuf Tekin’e tepki gösterdi
“Neden kurtuluyoruz sorusunun cevabının, işgalden, istiladan, ülkenin parçalanmasından, milletin artık bir başka ülkenin sömürge olmasından kurtuluyoruz cevabını bilmeyenlere (…), belki şunu hatırlatmak lazım: Bu ülke nasıl kurtuldu diye sorana şunu hatırlatmak lazım. Evladının battaniyesini mermiye saranların kağnılarla geceleyin çektikleri yollarla kuruldu. O çektikleri kağnıları da çeken öküzdü, öküz.” dedi.
Doğrusunu isterseniz, “...öküzdü, öküz” ifadesinde aradaki virgül, alıntı yaptığım kaynakta vardı. Ben de virgülü hisseder gibi oldum ama tam yakalayamadım.
Eğer orada bir virgül yoksa, buradaki ikinci "öküz" kelimesi cümleyi anlamsal olarak kuvvetlendirmek (pekiştirmek) için kullanılmıştır.
Eğer iki kelime arasında bir virgül (veya duraksama) varsa, ikinci "öküz" kelimesi doğrudan karşı tarafa yönelik bir hitap haline gelir.
Gerçi öküzü (yani kağnıyı çekeni) vurgulamak için bir neden yok. Öküz bayramı değil, öküzün kurtlara karşı sürüyü koruduğuna dair bir hikâye yok, altında buzağı bulunduğuna dair bir haber yok... Yani öküzü (kağnı çekeni) önceleyecek bir sebep yok.
Alıntı yaptığım kaynak da yardımcı olmuyor. Arada virgül olsa, ikinci öküz, hitap olacağından, Özel’in sözleri yazıya aktarılırken ünlemle biterdi. Yani “... öküzdür, öküz!” gibi. Kaynakta virgül var; ama ünlem yok. Karışık bir durum.
Ekrem İmamoğlu’nun Valiye “it” demesi kamuoyunda uzun süre tartışılmıştı. Her ne kadar İmamoğlu “İtlik yapmıştır.’ demedim, ‘Basitlik yapmıştır.’ dedim” diye kendini savunmaya çalışsa da geniş bir kesimin Valiye “it” dediği konusunda şüphesi yoktu. Yargı da emin ki, bu davadan İmamoğlu ceza almıştı.
Aslında Bakana öküz deyip demediğini kamuoyunun tepkisinden anlarız ama ne zaman, bilemeyiz. Hangi tepkinin, hangi duyarlılığa ne zaman kabaracağını kestirmek zor. Sezen Aksu, bir şarkısından dolayı, şarkıyı yaptıktan beş yıl sonra linçe uğramıştı. Deniz Göktaş, üç yıldır gösterilerinde yaptığı şakalar yüzünden ancak bugünlerde tepkilerin odağına oturdu.
Yani Özel, Bakana Öküz deyip demediğini kabaracak tepkiden de anlayabiliriz. Ama zamanını bilemeyiz.
Bazen aklıma gelir… Kendimi valinin yerine koyar üzülürüm. Ekrem İmamoğlu’nun tepki görmesi, sonunda ceza alması belki beni sevindirir ama, böyle bir ithamla kamuoyunun gündemine gelmiş olmak, arşivlere, mahkeme kayıtlarına geçmiş olmak… ne bileyim, kendimi kırılmış hissederim. “Keşke konu ‘basitlik yapmıştır demiş’ diye kapansaydı.” derim. Umarım Bakan da benzeri bir açmazla yüz yüze gelmez.
***
Bir işle uğraşırken, kulağım Özel’in grup konuşmasındaydı. “öküzdür” ve “öküz” ifadelerini duyunca dönüp yeniden izledim. Arada virgül varmı yokmu tam anlaşılmıyordu ama sonundaki yükselen vurgu, kesin olarak ünlemi işaret ediyordu. Bu da, ikisinin arasında virgül olma olasılığını arttırıyor.
Gerçeği bilemeyiz tabii, niyet de okuyamayız. Özgür özel kendisi ifade etmedikçe veya ilerde bir kenara çekilip hatıralarını yazmadıkça... asla bilemeyiz.
Kaç kişinin ne zaman CİMER’i arayıp, “Özgür Özel’in konuşmasında arada virgül vardı” diyeceğini, bunun için savcıların nasıl harekete geçeceğini de, doğrusu merak ediyorum.