Sonsuz yol
Cıvıl cıvıl bir cadde üzerinde araçlarını park etmiş ve hareket halinde gençlerin, bir göz kapaması kadar arabanın yan kapısını açıp diğer tarafa geçer gibi birden kendimizi yeşillikler içinde buluruz.
Dört kafadar arkadaş, birlikte yola koyulmuş. Her yol arkadaşlığı gibi sohbete başlamışlardır. Savaş, doğadaki canlılar; sırtlanlar, şahinler, doğanlar, tilkiler ve de fareler. Hangisi, hangisinin üstünde yer alır, kazanan kimdir?
Geçmişten gelen bir hesaplaşmanın, filmin sonuna kadar saklanan ve göze sokulmayan örgü hem felsefi açıdan, hem de sosyolojik açıdan, insan yanlarımızı gösteriyor.
Bir yol vardır. Evet, rahatlatıcı bir yeşillik. Trafiksiz bir yol. Ama ne benzin bitmekte, ne yolcular acıkmakta, ne de uyku yahut yorgunluk istemektedir.
Esasında hiç şikâyetsiz bir yaşam değil mi? Hangimiz trafikte takılınca homurdanmaya başlamıyor, karnımız acıktığında ,henüz acıkmayanlar söylenmiyor?
Karakterlerin seçimlerini, filmde bölümlere ayırarak gösteren senarist ve yönetmen, ilk açılışı aracın direksiyonunu filmin ortasına kadar tutan Tyler’n, arkadaşları sohbet sırasında kız arkadaşı ile ilişkisini sorduklarında - kendisi ile üç saatlik bal kabağı toplama etkinliğine katılmayışını. Hayatının üç saatini böyle bir gereksiz organizasyonu, kız arkadaşı istemiş olsa bile istememesini. Ve aynı zamanda evliliğe hazır oluşunu-anlatır. Onu dinleyen ikisi erkek, üç arkadaşının, kendisinin aslında “ ne kadar bencil ve inatçı” olduğu üzerinde durarak verir ki filmin ortalarına doğru şekillendirilecektir.
Etkileyen sahnelerden başat olanı ise filmin sonunda “yol buraya kadar” kısmı ve oraya gelmezden önce de kafalık/ koltuk başlığı kısmında tıpkı tabutlar üzerine yazılan doğum ve ölüm tarihleri gibi burada sadece doğum tarihinin yer alması.
Bitmeyen yolun, bir alacakaranlık mı, araf mı yoksa her bir bireyin zihinsel kargaşalarının izdüşümleri mi olduğu, finale kadar yormadan sunuluyor.
Tabii burada insanların inançları, en yakın arkadaş olsalar bile birbirleri hakkında konuştukları (aracın arka kapısında yazılan –bad James-gibi), örttükleri ve de bir araba içinde, dört kişinin en çok yaptığı günah çıkarmak.Toplam 90 saniyeleri vardır, yaşadıklarını hissetmek için.
Parkurun sonunu görmeye gidebilecek kişi kimdir? Ya o yağan yağmurlar? Yağmurlar başlayınca yeniden uzamaya başlayıveren sakallar…
İşte Shakespeare’nin dediği gibi:Ölmek ya da ölmemek, bütün mesele burada!
Ah alanlar mı bunu yaşıyordu? Yoksa herkes kendi dünyasının ekmeğini, eninde sonunda görecek olduğunun mu anlamıydı? Hepsi bu gizemli filmde.