İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,1791 %0.08
55,4009 %-0.02
6.542,72 %-0.76
84.572,01 %-2.34

Hırsın böylesi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Hırsın böylesi

Tıpkı bu sene çok ses getirecek efsane “Digger” filmi gibi dünyada çok satan yazar, Colleen Hoover, romanından uyarlanan Verity: Gerçeğin Öteki Kıyısı Filmide, Tims Productions tarafından ülkemize getirildi.

Yine filmler, diğer seçkiler gibi oldukça başarılı.

KADINLARIN SAÇ SAÇA BAŞ BAŞA OLMAYAN SAVAŞI

Hırs –Manipülasyon-Canîlik

Film, en başında elinizi kâğıt ya da kesici bir madde keser de ince bir sızı gibi kan damlar, sızar. Aynı bu şekilde sızının ve onu takip edecek kanın devamının geleceğini gösterilerek açılıyor. Oyun üstüne oyun, yaratıcı yazarlığın gücü an ve an soluksuz diyaloglara yansıyor.

İki kadın yazarın, yaratım süreçlerinde araya gelebilecek etkenleri, erkek faktörü ve de doğal olarak aşk, şehvet ve intikam, üzerinden harmanlanan. Kendi iç sızılarını, ilaç kullanmakta mecbur kılan. Akıl sağlığını korumaya çalışırken fiziksel sağlığı ile uğraşan. Nereden baksanız, yazarlık mesleğinin sahne arkasını önce sunuyor ama öyle ustaca işlenmiş ki. İnsan ve kadın olunca doğacak duygusallığın dinamitleri karakterler üzerinden patlatılıyor ve karakter analizi yaptırtıyor.

Bir tarafta en başından itibaren sinsice ilerleyen bir partiye gittiğinde bile zengin bir koca ile çıkacağının hayalinde, hırs küpü canavar bir yazar, anne ve eş, Verity.

Diğer tarafta kendi yağı ile kavrulan, eserleri çok satılanda olmasa da iyi bir yazar adayı olduğunun ışığını yakan ve en önemlisi, benim içinde kendi değer yargılarıma göre havalimanlarında satılan kitapları almayan. Oldukça naif, yetenekli ve güzeller güzeli. Dakota Johnson, rolü ile var.

Tam Bana Göre – filminden hatırlayacağımız aileden sinemacı, oyuncu Johnson, kıdemli Anne Hathaway’i, rolü gereği olsa da açık ara geçiyor.

Bir erkeğin, oyun kurucu olduğunun sinyalini, çok az kişi baştan anlamıştı. Çıkışta kritik yaptığımızda biraz konuştuk. Yaşadıkları özel mülkün çatısı adeta bir tapınak, günah çıkarma mabedi gibi bir gölün kıyısında ama baktıkları manzara çocuklarının feci şekilde kaybına yol açmış bir seyirde iken varlık içinde yokluk hali. Tüm durumlar iç içe ustaca karıştırılmış. Oyunculukların güzelliğinde uzun film soluksuz akıyor.

Hırslarına yenik düşmüş, çocuklarını bile eşinden kıskanan. Çok satanların ünlü yazarı, Verity Crawford’n, hayatı ve aşık olup evlendiği adam Jeremy’n zamanla değişen yüzünde, kendi hatalarını hiç göremeyen. Bir yandan da erkek olarak eşinin üretimini sadece en başında katkıda bulunan, bir koca olarak sunması, erkek dünyasında kadının üretiminin her ne olursa olsun. Küçük görüldüğünü, bazı ülkelerde yok sayıldığının bir göstergesi olarak karşımıza çıkmakta.

Yaratım süreci, ağır bir süreçtir. Bunu en iyi biz yazarlar anlayabilir ve bilebiliriz. Karakterleri yaratırken de, can verdiğiniz içinde zamanla o karaktere prova yapan oyuncu gibi kişilik değişimi yaşama durumu olabilir. Etki tepki meselesi.

İşte filmde de yazar, adı burada yaratıcı olanın ilhamı ve yazım sürecindeki değişkenliğine ket vuracak unsurların detaylarını en ince ayrıntısı ile veriyor. Zamanla bir erkek etrafında, iki kadın ile üçgen halde tıpkı birçok gözlü evlerinin çatıları gibi. Biri felçli, diğeri dipdiri ve yazmaya hasret ve ekonomik zorluk içindeki genç kadın yazarın etrafında döner.

Kadınların hinliğini son anda, en olmaz denilebilecek yerde bile erkeği şaşırabilecek ölçüde “şeytanî” işleri çok soğukkanlılık içinde kotarmalarındaki dehşet, erkeği bile şaşırtmazken. İzleyiciye her insanda olduğu gibi ama kadının, hep o söylene gelen –kadın, kadının kurdudur- sözünü hatırlatırcasına. İster kadının erkeğini, vezirde rezilde edebileceğini. Aynı zamanda şeytani zekâsını, ne derece kötüye kullanabilme yetisini sunar.

Amerika’da bir kitapçı. Trafik ışıklarında bir kaza, Manhattan Köprüsü, iş görüşmesi, yayınevi, sağlık nedenleri ile çok ünlü, çok satan, çok zengin yazarın yerine, eserini tamamlaması için yeni bir aday bulunması. Filmin son dakikasına kadar ustaca saklanmış erkeğin, planlarını içerir.

Ama sevgili Leman Dorsay, final sahnesindeki düşüncesinde bana da ışığı yaktı.

Kötü hep kötü kalıyor. Hırs gerçekten fenâ.

Bizde ne derler, ne de güzel derler. Erkek- Kadın fark etmez, Allah iyilerle karşılaştırsın.

İzleyin ve kariyerinin zirvesine çoktan varmış. Bu yıl birçok işte karşımıza çıkan Anne Hathaway’n Christopher Nolan’lı, Kraliçe Penelope’liğinden, en acınası birine dönüşme hikâyesinde oyunculuğun zirvelerini göreceksiniz, Verity Crawford olarak.

Ama tabii karşısında da en iyi şekilde gençliği, güzelliği, duruluğu ve oyunculuğu ile Dakota Johnson resmen döktürüyor. Gözlerinizi alamıyorsunuz, ışıltısından.

Beni de biraz güldüren, filmde bir tek kırmızı elbisenin, nelere kadir olduğunun altının çizilmesi. Demek ki kırmızı ile olan şeyler, karşı tarafı yani erkeği ayartmanın, kandırmanın, ağına düşürmenin ilk anahtarıymış, gibi gösterilmesi hayatta ne kadar çok olduğunun da kanıtı gibi.

Yine de Allah yapar kul şaşar, deyip yaratımın yazarlık bile olsa bir sınırı olduğunu. Hangi meslek grubu, hangi iş kolu, olursa olsun. Kişiyi, kendisinden bambaşka yerlere transfer ediyor, kendinden önce uzaklaştırıyorsa, şeytanı başka yerde aramamak lâzım, öyle değil mi sevgili dostlar?

Gerçek yazar, Colleen Hoover. Eseri Verity (Epsilon Yayınları ülkemizde-17.baskı Eylül 2026) için kitabın arka kapak kısmında şöyle not düşmüş;

 The Washington Post : Verity, gerilim romanı ters köşelerinin harika bir örneğini sunuyor. Adeta o, “yok artık!” anlarının zirvesi.

Ve ön söz: Bu kitap, ithaf edilebilecek tek kişiye ithaf edilmiştir. Tarryn Fisher’a insanların içlerindeki ışığı kabul ettiğin kadar onlardaki karanlığı da kabul ettiğin için teşekkürler.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız