İstanbul
Az bulutlu
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,0402 %0.04
55,6754 %0.16
6.607,73 %0.86
84.386,01 %1.42

Türkiye Fransız Kültür Merkezi’nde fotoğraf sanatının 200. yılı kutlanıyor!

YAYINLAMA:
Türkiye Fransız Kültür Merkezi’nde fotoğraf sanatının 200. yılı kutlanıyor!

1826’dan 2026’ya, fotoğrafçılığın 200 yıllık 

macerası: icat etmek, belgelemek, yaratmak, aktarmak.

Açılışı 26 Eylül 2026 ve 11 Ekim 2026 tarihine kadar Istanbul, Taksim Sanatta gercekleşen basın toplantısından 29 Eylül 2026 tarihinde yapılışı ardından izlenimlerimizi aktaralım.

Nicéphore Niépce’in ilk deneylerinden aradan geçen iki yüzyıl sonra dünya tarihinin en büyük bilimsel, sanatsal ve kültürel devrimlerinden birinin süreci aktarılan sergide,geçmişten dijital teknolijelere uzanan uzun bir hikâye karşımıza çıkıyor.

Fotoğrafın, bilimsel keşiflere eşlik etmesi aynı zamanda olayları ve toplumların geçirdiği dönüşümleri belgeler, 

bireysel ve kolektif hafızayı beslemesi. Hayal dünyamızı şekillendirmesinin yanında; manzara, mimari, porte,

röportaj, belgesel fotoğrafçılık, insan odaklı fotoğrafçılık, moda, sanatsal ya da deneysel yaratımlar: siyah beyazdan renkliye, analogdan dijitale uzanan teknik gelişmelerle birlikte fotoğrafın kullanım alanları ve anlatım dilleri de çeşitlendiğini deneyimliyoruz.

Bakışımızı değiştiren fotoğrafın icadının iki yüzyılı, modern çağın en büyük dönüşümlerinden biridir. Optik, kimya ve dünyadan bir izi muhafaza etme yönündeki kadim arzunun buluşmasından doğan fotoğraf; eş değer şekilde görme, belgeleme ve aktarma biçimlerimizi kökten değiştirmiştir. 

Fotoğrafın tarihi yalnızca makinelerin ve süreçlerinin tarihi değildir. Aynı zamanda bakışın da 

tarihidir.

Elbette sinema tarihinide içine katacağımız bu büyük.icat fotoğraf malzemelerinin gelişmesi, pozlama sürelerinin kısalması, taşınabilir makinelerin ortaya çıkması, renkli fotoğrafın yaygınlaşması ve ardından dijital devrim, sürekli yeni estetik olasılıklar yaratmıştır. 

Her teknik dönüşüm, dünyayı kadraja alma, anlatma ve başkalarıyla paylaşma biçimimizi değiştirmiştir.

Bu bakımdan siyah beyazdan renkli fotoğrafa geçiş, fotoğraf tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.

Uzun süre karmaşık ve pahalı bir teknik olan renkli fotoğraf, 19. yüzyılda kayda 

değer ilerlemeler göstermiş ve 20. yüzyılın başında Lumière kardeşlerin geliştirdiği 

Autochrome yöntemiyle daha geniş bir kesim için gerçekten erişilebilir hâle gelmiştir. 

Ardından Kodachrome gibi endüstriyel yöntemler, renkli fotoğrafın yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur. 

20. yüzyılın ikinci yarısında renk, sanat alanında da güçlü bir yer edinmiş, siyah 

beyaz fotoğraf ise önemli bir estetik tercih olarak varlığını sürdürmüştür.

Bugün görüntülerin anında dolaşıma girmesi, akıllı telefonlar, dijital ağlar ve yapay zekâ fotoğraf tarihinde yeni bir dönemi başlatıyor.

Türkiye Fransız Kültür Merkezi’nin, fotoğrafın 200. yılı kapsamında hazırladığı program yalnızca bir dizi sergiden ibaret değil. Bu program; fotoğraf tarihini çağdaş üretimle, kültürel mirası yeni kuşakların çalışmalarıyla, fotoğrafı, yayıncılıkla, eğitimi ise mesleki gelişimle buluşturmayı 

amaçlıyor.

Müzeler, festivaller, sanat okulları, üniversiteler, yayınevleri, fotoğrafçılar ve Fransa ile Türkiye’deki kurumlar arasında kurulan bağlarla bu sezon, kapsamlı bir iş birliği ağı oluşturuyor ve fotoğrafı uzun soluklu bir çalışmanın odağına yerleştiriyor. 

Yapıtları sergilemenin yanı sıra

eğitim vermeyi, üretmeyi, yayın yapmayı, sanatçıların ve fikirlerin dolaşımını sağlamayı ve yeni iş birliklerinin doğmasını desteklemeyi hedefliyor.

3

Bu programın en önemli ortaklarından biri olan 212 Photography Istanbul, fotoğrafın 200. yılını 

kentin önemli fotoğraf etkinliklerinden biri olarak gündemine taşıyor. İstanbul’un farklı 

mekânlarına yayılan bir kent festivali olan 212 Photography Istanbul, fotoğrafı ve görsel 

sanatları, şehri keşfetme deneyimiyle buluşturuyor.

Fransız Kültür Merkezi, çeşitli projelerini bu dinamik içinde hayata geçiriyor ve festivali 

Fransa’dan ve Türkiye’den gelen sanatçıları, öğrencileri, yayıncıları, kurumları ve sektör 

profesyonellerini buluşturan bir platform olarak değerlendirerek festivalle yakın iş birliği içinde çalışıyor. 

Böylece Fransa bağlantılı program, bağımsız bir etkinlikler dizisi olarak kalmayıp İstanbul fotoğraf sahnesinin bir parçası hâline geliyor, izleyiciler ile profesyoneller arasındaki 

etkileşimi güçlendiriyor.

Bu bağlamda “Beden Halleri” : Arles Ulusal Fotoğraf Yüksekokulu (ENSP) Sergisi, Félicités 2026 

26 Eylül - 17 Ekim 2026

İBB Taksim Sanat

Fransız Kültür Merkezi, “Beden Halleri” başlığıyla ile Arles Ulusal Fotoğraf Yüksekokulu’nda (ENSP) yetişen yeni kuşak fotoğrafçıları öne çıkarıyor. 212 Photography Istanbul kapsamında İBB Taksim Sanat’ta sunulan sergi, ENSP ile yürütülen iş birliğinin öne çıkan projelerinden biri. 

Proje, serginin ötesinde, Fransa’dan genç fotoğrafçılar ile Türkiye’deki fotoğraf çevresini, özellikle de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’nü buluşturuyor. 

Serginin kademeli olarak ilerleyen yerleştirme düzeni, izleyiciyi önce toprak parçasına (Aïda Lechugo), hayvanlar dünyasına (Susanna de Vido) ve kadın dayanışması ile aileye (ArinaStarykh) dayanan somut yaklaşımlarla buluşturuyor. Ardından göz kamaşması (Gaspard 

Labastie), hayaletimsi olan (Renato Balla), kayboluş (Guillaume Chevalier Fustec) ve görünmez kılınma (Lila Niel) gibi daha soyut, elle tutulamayan kavramlara yöneliyor ve son olarak gökyüzüne ve gök cisimlerine (Hugo Jacq) uzanıyor. Böylece sergi, bedeni kültürel, toplumsal, siyasi ve bilimsel boyutlarının yanı sıra şiirsel, estetik, felsefi ve düşsel yönleriyle de tüm 

karmaşıklığı içinde düşünmeye davet ediyor.

Sanatçılar: Aïda Lechugo, Arina Starykh, Gaspard Labastie, Guillaume Chevalier Fustec, Hugo Jacq, Susanna de Vido, Renato Balla, Lila Niel.

 Fotoğrafın 200. yıl programının temel 

çerçevesinde de mecranın başlıca ifade biçimlerinden biri olarak tanımlanıyor.

Sergi, çağdaş Fransız fotoğraf yayıncılığının canlılığını Türkiye’deki yerel aktörlerlebuluştururken, bir kısım Fransız yayıncının da İstanbul’daki etkinliklere katılımına eşlik ediyor.

Yayıncıları, fotoğrafçıları, kitapçıları, küratörleri ve görsel sanatlar alanındaki profesyonelleri bir araya getiren bu program, günümüzde çağdaş üretimin önemli alanlarından biri hâline gelen fotoğraf kitabı etrafında Fransa ile Türkiye arasındaki yakınlığı ve iş birliğini 

güçlendirmeyi amaçlıyor. 

France PhotoBook, Fransa’nın dört bir yanından yaklaşık otuz bağımsız yayınevini bir araya getiren bir yapıdır ve fotoğraf kitabını sanatın, görsel araştırmanın ve bilgi aktarımının kesişiminde yer alan, başlı başına bir yayıncılık alanı olarak 

savunuyor.

Fotoğraf kitabı, günümüzde eserlerin yaygınlaşması, sanatçıların uluslararası alanda görünürlük kazanması ve çağdaş fotoğraf sahnelerinin gelişmesi için önemli bir araç hâline geldi. 

Fransa-Türkiye Fotoğrafçılık Alanında Profesyoneller Buluşmalar: Yarının iş 

birliği ağını kurmak

30 Eylül – 3 Ekim tarihleri arasında 200. yıl programı, Fransız ve Türk yayıncıları, fotoğrafçıları, okulları, matbaacıları, kitapçıları ve kurumları bir araya getiren profesyonel bir platforma da dönüşüyor. 

Burada amaç ortak yayınların, yayınların yaygınlaştırılması, sanatçı hareketliliğinin, 

akademik değişimlerin ve ortak yayın projeleri gibi somut iş birliklerinin gelişmesine vesile olmak.

Buluşmalar başta Ara Güler Müzesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, SAHA Studio, Pera Müzesi, 212 Photography Istanbul ve Fransız Kültür Merkezi olmak üzere çeşitli mekânlarda gerçekleşiyor. Pro

Böylece 200. yıl programı, Fransa ile Türkiye arasında etkileri 2026’nın çok ötesine uzanabilecek bir fotoğraf ağının şekillenmesine katkı sağlayan bir araca dönüşüyor.

“Levantenlerin İstanbulu, İstanbul’un Levantenleri” : Bir Kentin Hafızasını 

Bakmak

8 Ekim - 8 Kasım 2026

Beyoğlu Belediyesi – İstiklal Sanat Galerisi

Levanten Kültür ve Mirasını Koruma Derneği tarafından düzenlenen bu sergi fotoğraflardan, arşivlerden ve tarihî belgelerden yola çıkarak, Levanten toplulukların İstanbul’daki mevcudiyetine ve özellikle Beyoğlu tarihine olan katkılarına ışık tutuyor. Sergi; yüzyıllar 

boyunca Osmanlı İmparatorluğu, Akdeniz ve Avrupa arasındaki etkileşimlerle, farklı dillerin, kültürlerin ve inançların bir arada varoluşuyla inşa olan bir kenti gözler önüne seriyor.

Sergi kapsamını İstanbul’la sınırlandırarak özellikle 19. Yüzyıl İstanbulu’nun kendine has çokkültürlü dünyasında yaşamış ve İstanbul tarihinin ayrılmaz parçası olmuş Levantenleri, aileleri, uğraşları, taşıdıkları kültürel unsurları, yaşadıkları semtlerle birlikte tanıtacak. 200. yıl programında fotoğraf ile edebiyat, coğrafya ile 

hafıza, Fransa ile Akdeniz arasında bir bağ kuruyor.“Les Rencontres d’Arles” fotoğraf 

festivalinde sunulan bu önemli serginin İstanbul’a taşınması, uluslararası dolaşımını sağlarken, Fransız Kültür Merkezi de sanatçılar, Fransa’nın önde gelen fotoğraf kurumları ve Türkiye 

fotoğraf sahnesinin aktörleri arasında kurulan ilişkilerin Türkiye’de sürdürülmesine de katkıda 

bulunuyor.

Studio Nomade – Fransız Kültür Merkezi’nin 80. Yılını Fotoğraflamak

Türkiye Fransız Kültür Merkezi’nin 80. yılı vesilesiyle, fotoğrafın 200. yılı programı kurumun kendi tarihiyle de buluşuyor. Fransız Kültür Merkezi ve Notre-Dame de Sion Fransız Lisesi’nde ağırlanacak Studio Nomade, portre fotoğrafını bir karşılaşma ve kuşaklar arası aktarım aracına 

dönüştürmeyi amaçlıyor.

Ayrıca Ara Güler, Jean Dieuzaide, Yıldız Moran: 1950 ve 1960’ların Türkiyesi’ne üç 

farklı bakış, ortak bir hafıza Fotoğrafın icadının 200. yılı vesilesiyle Fransız Kültür Merkezi, Ara Güler Müzesi iş birliğiyle

1950’li ve 1960’lı yıllarda objektiflerini Türkiye’ye çeviren fotoğraf sanatının üç önemli ismini bir araya getiriyor: Jean Dieuzaide, Yıldız Moran ve Ara Güler. İlki Fransız, diğer ikisi Türk olan bu fotoğrafçılar, geleneklerin sürekliliği ile modernleşme arasında köklü bir dönüşüm geçiren ülkeyi hemen hemen aynı dönemde fotoğraflıyor.

Eserlerinin bir araya getirilmesi, aynı döneme ve konulara yöneldiklerini gösterirken her birinin 

kendine özgü fotoğraf dilini de ortaya koyuyor. İstanbul, Anadolu, köyler, manzaralar, emekçiler, sokaklar, pazarlar ve yüzler, kolektif bir hafızanın parçalarına dönüşüyor. 

Fotoğrafları, bu coğrafyayı olduğu kadar içinde yaşayan kadın ve erkekleri de anlatıyor.

Ara Güler (1928–2018) ise İstanbul’u ve Türkiye’yi içeriden bir bakışla fotoğraflar. 1950’lerden itibaren balıkçıları, işçileri, zanaatkârları, çocukları ve yoldan geçenleri fotoğraflayarak kentin sokaklarını, limanlarını, halk mahallelerini ve kahvehanelerini durmaksızın dolaşır. Onun 

İstanbul’u Boğaz’ın, teknelerin, dar sokakların, sislerin ve siluetlerin, ama her şeyden önce orada yaşayan insanların İstanbul’udur. Yapıtları bugün, dönüşüm geçiren bir metropolün ve toplumun eşsiz bir görsel hafızasını oluşturur. Anadolu’ya yaptığı pek çok yolculukta da coğrafyaya, kültürel mirasa ve gündelik yaşama gösterdiği ilgiyi sürdürür.

Jean Dieuzaide, Yıldız Moran ve Ara Güler’i bir araya getirmek, Fransa’dan gelen bir bakış ile Türkiye’de yetişmiş iki fotoğrafçının bakışı arasında diyalog kurmayı sağlıyor. Burada amaç, dışarıdan ve içeriden bakışları karşı karşıya getirmekten ziyade, üç fotoğrafçının aynı dönemde, gözlerinin önünde değişen bir dünyayı anlamak ve aktarmak için fotoğrafı nasıl kullandıklarını göstermektir. Sanatçıların yapıtları kimi zaman çarpıcı biçimde kesişir; aynı coğrafyalar, 

hareketler, meslekler, sokaklar ya da manzaralar karşımıza çıkar ancak her birinde mesafe, kadraj ve duyarlılık farklıdır. Böylece fotoğraf, karşılaştırma ve diyalog için güçlü bir araca dönüşür. Aynı ülkeye nasıl farklı biçimlerde bakılabileceğini, onun nasıl farklı biçimlerde yaşanıp anlatılabileceğini gösterir

Uzun süre pek az kişinin görme fırsatı bulduğu Jean Dieuzaide’in Türkiye fotoğrafları, yakın zamanda yeniden gün yüzüne çıkarılarak Gers bölgesindeki Flaran Manastırı’nda sergilendi. 

Çekilmelerinden yetmiş yılı aşkın bir süre sonra Türkiye’ye dönmeleri, bu nedenle özel bir simgesel anlam taşıyor. Fotoğraflar, ortaya çıktıkları coğrafyayla yeniden buluşurken aynı dönemde aynı toplumu gözlemleyen iki Türk fotoğrafçının eserleriyle de yan yana geliyor.

Bu sergi, 1955–1965 yıllarının Türkiye’sine dair bir tanıklığın çok ötesine geçiyor. Fransa ile Türkiye arasında bakışların dolaşımı, hafıza ve fotoğraf tarihi üzerine düşünmeye davet ediyor. 

Üç önemli fotoğraf dilini buluşturarak fotoğrafın hem arşiv hem sanatsal üretim hem de evrensel bir dil olduğunu hatırlatıyor. Bu dil aynı zamanda geçmişte kalmış bir dünyanın hafızasını korurken coğrafyaları, kuşakları ve kültürleri birbirine yaklaştıran bir dil.

Yetmiş yıl sonra Jean Dieuzaide, Yıldız Moran ve Ara Güler’in fotoğrafları nihayet bir araya geliyorlar. 

Birlikte, Türkiye tarihinin dönüm noktalarından birine dair duyarlı bir portre çiziyor ve sergiyi Fransız-Türk fotoğraf ve ortak hafızamızın köklerine uzanan bir yolculuğadönüştürüyorlar.

“Cannes!” - Ara Güler Müzesi: uluslararası bir mitolojiye Türkiye’den bir bakış

Ara Güler’in Cannes’da çektiği fotoğraflara ayrılan sergi, fotoğrafın 200. yılı programına farklı bakış açılarının buluştuğu dikkat çekici bir boyut katıyor. Türkiye fotoğrafçılığının önde gelen isimlerinden Ara Güler, sinemanın ve Cannes Film Festivali’nin belleğinde yer eden 

sanatçıları, sinemacıları ve tanınmış kişileri fotoğrafladı. Bu fotoğrafları İstanbul’da 

sergilemek fotoğraf, sinema, portre ve kültürel hafızayı buluşturmayı hedefliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız