Ağıza çalınan yeni bir parmak bal olmamalı
Avrupa Komisyonu’nun aybaşında yaptığı “Sanayi Hızlandırıcı Yasa” (“Industrial Accelerator Act” veya IAA) tasarısı ile hayata geçirilecek olan “Made in Europe”( "Avrupa'da üretilmiştir")veya “Made in EU”(AB de Üretilmiştir) ölçütlerinde, AB’nin yakın ticaret ortaklarının da kapsama alınmasını öngören açıklama, Türkiye’de ve özellikle büyük sanayiciler arasında olağanüstü bir heyecan yarattı. Türkiye’de üretilen sanayi ürünlerinin de “AB de Üretilmiştir” kapsamına girmesi için yapılması gereken düzenlemelere değinilmeksizin bu açıklama, stratejik bir gelişme olarak değerlendirildi. Oysa heyecan tufanına kapılmadan önce, 1996 da imzalanan AB-Türkiye Gümrük Birliği Anlaşmasının gözden geçirilmesi sağlanmalı. Ayrıca marka ve patent, ulaştırma ve sigortalama ve tabii Türkiye’de tercihli sanayi dallarına sağlanan devlet desteklerinin, AB rekabet kuralları ile ne kadar bağdaşıp, neden bağdaşmadığının değerlendirilmesi önemli.
“Dost Kervanı” Yola Düşmüşken
AB genelinde üretimde ve kamu ihalelerinde Avrupalı şirketlere öncelik tanıyacak olan “Avrupa'da Üretilmiştir" etiketi planına zemin hazırlayacak olan IAA önerisinde, etiketin önce böyle olacağı duyurulmuştu. Ancak “AB de Üretilmiştir” olarak değiştirildi. Ayrıca kapsama alınacak sektörler açıklandı. Enerji yoğun endüstriler, alüminyum, çimento, çelik ve kimyasal ürünler ile otomobil endüstrisi, elektrikli ve şarjlı araçlar, kamyon ve otobüsler, bataryalar, rüzgâr türbinleri, elektrolizörler, ısı pompaları, foto voltaikler ve nükleer sektörün dâhil edildiği duyuruldu. Açıklamalarda, her sektör için belirli bir sayı veya yüzde oranında Avrupa’da üretim şartı talep edileceğine önemle dikkat çekildi. Daha sonra hangi ülkelerin “AB de Üretilmiştir” etiketi kullanma imtiyazına sahip olacağı konusu görüşülmeye başlanınca, bunun mütekabiliyet ve ekonomik güvenlik ilkesine dayalı olarak yürütülecek bir çalışma ile belirleneceğini ifade edildi. AB ile ticaret anlaşması olan hiçbir ülkenin dışlanmayacağı; kamu alımlarında da mütekabiliyet ilkesine bakılacağı tekrarlandı. Çeşitli sanayi sektörlerindeki karşılıklı bağımlılık ve ekonomik güvenlik de yine öngörülen iki ölçüt. Ayrıntıları için komitelerin üzerinde çalışmaya başladığı kuralların, özellikle çelik, çimento, alüminyum, otomobil ve start-up teknolojiler gibi seçilmiş stratejik sektörlere uygulanacağı ve uygun olduğu durumlarda kimya gibi diğer enerji yoğun sektörlere de genişletilebileceği, yine bu yeni “AB de Üretilmiştir” perspektifi çerçevesi içinde.
“ Güvenilir Ortak” ve “Menşei Kuralları”
Almanya’nın, “kısıtlayıcı kuralların yabancı yatırımı caydırabileceği ve fiyatları arttırabileceği” uyarısının etkisi ile Komisyon, şimdi "Avrupa'da Üretilmiştir" etiketinin, İngiltere ve İsviçre gibi, AB dışındaki "güvenilir ortakları" da içermesi için daha fazla ülkeyi kapsayan bir sistem öneriyor. Fransa da aynı şekilde "Avrupa'da üretilmiştir" etiketinin kullanılması ve Avrupa Ekonomik Alanı'nda bulunan İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç’in “Güvenilir Ortak” olarak tasarı kapsamına alınmasında ısrarlı. Komisyon, AB üreticilerine piyasa erişim imkânı sunmaları koşuluyla, İngiltere, Japonya ve benzer ülkeler için "Avrupa'da Üretilmiştir" etiketini kullanma fırsatı olacak. Ancak “dayanıklı ve karbondan arındırılmış” malların kalite ve güvenlik standartları kadar, menşei kurallarına uyma zorunluğu da korunmakta. Bu durumda “biz nasılsa Gümrük Birliği üyesiyiz” diye Çin’den ucuza alınan veya Afrika’da ucuza üretilen bir ürüne, “AB de Üretilmiştir” damgasıyla geçit olmayacaktır. “ Güvenilir Ortağı” “güvenilmezden” ayıracak en önemli ölçülerden biri menşei kuralları olacak. Komisyonu ayrıca IAA kapsamında istihdam, büyüme ve teknoloji yaratacak alanlarda, özellikle piller, elektrikli araçlar, güneş enerjisi ve kritik hammaddeler üreten sektörlere yapılacak yatırımları desteklemeyi ön görmekte. Bu amaçla küresel üretim kapasitelerinin yüzde 40'ından fazlasına sahip şirketler tarafından yapılacak 100 milyon Euro'nun üzerindeki yatırımlarda, AB şirketlerinin çoğunluk hissesine sahip olmasını zorunlu hale getirmekte.
Gizli İklim Yasası (Disguised Climate Act) Tuzağına Dikkat
AB ile Serbest Ticaret ve Gümrük Birliği anlaşması olan Çin, Hindistan, İngiltere, Japonya, AB üyesi olmayan Batı Balkan ülkeleri ve Barcelona sürecine “Yeni Komşuluk Politikası Uygulaması” tanımıyla dâhil olan Akdeniz eski komşularının da etiketleme fırsatı olacak. Türkiye’de üretilen sanayi ürünlerinin “AB de Üretilmiştir” kapsamına alınması ihtimali elbette bir umut ışığı. Ama rakip çok. Ayrıca, AB Komisyonu AB’de üretilen ürünlere “ulusala denk muamelesi” yapmayan, örneğin ulusal vergilerle ayrımcılık yapan ülkeleri kapsamdan çıkarabilecek. Bu nedenle Gümrük Birliğinde olsa bile Türkiye’de üretilen ürünlerin “AB de Üretilmiştir” etiketi kullanıp kullanamayacağı, mal bazında engellerle karşılaşabilecek. Şimdi bizde de komitelerin özellikle son açıklanan ithalat tarifeleri çerçevesinde AB menşeili mallara ayırım yapılıp, yapılmadığını belirlemesi gerekecek. Yasa tasarısının önünde AB Parlamentosu ve AB Bakanlar Konseyi onay süreçlerinin bulunması Türkiye’ye zaman kazandıracak. AB nin özellikle standartlar açısından da hangi konularda talepte bulunacağının Türkiye için önemi var. “Gizli İklim Yasası” olarak da adlandırılan IAA, AB için en önemli sanayi hedeflerinden olan temiz teknolojilere dayanarak üretilen ürünlerin rekabetini artırmak olduğuna göre, Türkiye’nin üretimde düşük karbon tercihlerini benimsemesi, çevre ve çevresel etki denetimlerini sıkılaştırması ve bunları kâğıt üstünde kurallar olmaktan ivedilikle çıkarması önemli.
“Eyleme Beni; Eyleme Bizi”
AB-Türkiye Gümrük Birliği Anlaşmasının artık mutlaka yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Türkiye menşeili sanayi ve işlenmiş tarım ürünleri, AB Pazarına bu anlaşmayla serbestçe girdiğine göre bu şart. Güncellemenin aslında 2016 ya kadar tamamlanması bekleniyordu. Ancak arada sağlam bir güven ortamı oluşamadığından durum sallantıda kaldı. AB, kalite ve menşei içerikli ticari ve bazı siyasi taleplerini tekrarlarken, Türkiye vize serbestisi talebinde ısrarlı. Anlaşma yenilenip, yeni koşullarla uyumlaştırılmadan Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki konumunun iyileşmesi beklenmemeli. Ayrıca bundan sonra “AB de Üretilmiştir” etiketi olmadan Türkiye’nin küresel üretim ve lojistik süreçleriyle bütünleşme imkânı da daha güçleşecek. AB nin yine ağzımıza bir parmak bal çalarak siyasi içerikli, örneğin İran’a karşı kalkan olmamızı hatta fazlasını talep etmesi ise pekâlâ mümkün. Güven sorunun ta kendisi de zaten büyük ölçüde bu.