Tarımsal planlama ve hayvancılık destekleri
Geçen hafta 150 bin küçükbaş hayvan üreticisinin her birine yeni destek programı kapsamında 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş hayvan verileceği açıklandı. Ayrıca bu hayvanlar için 15 yıl süreyle ayda, 180 bin lira yem desteğinin de devlet tarafından karşılanacağını öğrendik. Proje finansmanı için kullanılacak kredinin faizsiz olması asıl müjde. Ramazan’la gelen müjde, kuzulama mevsimi başlamazdan önce yapılan bir seçim yatırımından öte gerçek olsa ve amacına ulaşsa iyi olur. Tarım desteklerinin siyasi polemiğe alet edilmesi yanlış. İddialaşmak için kullanılması da öyle. Kırmızı et fiyatlarının başı çektiği ve yüksek uçan gıda enflasyonu, tarım ve hayvancılık alanındaki ihmallerin, yürütülen yanlış politikaların aynası ve iddialara cevabı. Kendini besleyecek toprakları, mera ve denizleri olan Türkiye gibi bir ülkede, Tarım ve hayvancılığın, balıkçılık ve ormancılığın çok daha iyi bir konumda olması gerekirdi. Tabii bu sektörler çok meşakkatli. Sektörden kaçan insanı geri döndürmek hiç kolay değil. Desteklerin yeni girişleri teşvik edip etmeyeceği ise destek tercihlerinde hedef belirlenirken objektif kriterlerin esas alınıp alınmayacağı kadar ideolojik veya kayırmacı etkenlerin rol oynayıp oynamayacağına bağlı olacak. Bir konu da teşviklerin yurtiçinde faaliyet gösterecek hayvancılara verilip verilmeyeceğiyle ilgili. Eğer Sudan veya Somali’ye gidip küçükbaş üretimi yapacaklara verilecekse, bu da başka bir değerlendirmeyi gerektirir.
Adı Güzel Projenin Sonucunu Öngörmek Zor
“Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesinin ayrıntıları ortaya çıktıkça, projenin Türkiye’de hayvancılığın gelişmesine nasıl katkıda bulunacağını düşünmek gerekiyor. Türkiye bir iftar sofrasında yapılan açıklamaya göre 2026 da tarıma doğrudan ve dolaylı olarak 939 milyar liralık destek verileceğini öğrendi. 14.5 milyar liralık kırsal kalkınma destek bütçesinin yarısının genç ve kadın üreticilere verilecek olması daha da heyecan verici. Ayrıca 1 yıllık 270 bin liralık hibe desteği de işin cabası. Tabii bu açıklamaların hayvancılık sektöründen hayatını kazananları ne kadar heyecanlandırdığı veya sektöre yeni gireceklere nasıl bir heves ve umut verdiği önemli. Şimdi sıra küçükbaş hayvancılığı yapan veya yapacak olan 150 bin üreticiden özellikle genç ve kadın çiftçilerin faizsiz kredi başvurusunda bulunmalarında. İlk heyecan dalgasını böyle göreceğiz.. Bahsedilen Ziraat Bankası kredisi olup 2 yıla kadar geri ödemesiz, iki yıl sonrasında da 7 yıla kadar vade seçenekleri olduğu edinilen bilgiler arasında. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Geçen yıl yani 2025 de yine genç ve kadın üreticilere büyükbaş hayvan için verilen kredilerin sınırı 3 milyon liradan 5 milyon liraya yükseltilmiş ve yüzde 25 lik öz sermaye şartı da kaldırılmıştı. Bunun sonucu ne oldu? Her yıl verilen bu tür müjdelerin neye yaradığı, ne kadarının kimler tarafından ve verimli olarak kullanılıp kullanılmadığı önemli.
Rasyonel Planlı Tarımsal Üretim Önemli
Devlet Planlama Teşkilatı(DPT) 2011de Kalkınma Bakanlığı kapsamına alındı. 2018 den itibarense Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Müdürlüğü ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı çatısı altında faaliyette. Bütün yetki bu kurumda. İki yıl önce, 5 yıllık bir hayvancılık planı duyurulmuştu. 2024 yılından itibaren planlı üretim, sözleşmeli üretim ve işlenmeyen tarım arazilerinin ekonomiye kazandırılması için büyük hedefler öngörüldüğünü öğrendik. Ancak sadece geleneksel olarak hayvancılık ve bitki tarımı yapılan bölgelerde atıl bırakılan toprakların değil, zeytinliklerin de maden aramalarına tahsisini ve verimli topraklara el konulduktan sonra altın arayan şirketlere devredilmesini gördük. Bu da planın bir parçası olmalı. 2024 de açıklanan hayvancılık planının, kırmızı et üretimini artırmak, özellikle kadın ve gençleri hayvancılığa teşvik etmek amacında olduğuna inanmak istedik. Yine 2024 de Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü(TİGEM) eliyle üreticiye gebe hayvan verileceği açıklanmıştı. Oysa şimdi damızlık verileceği anlaşılıyor. Devlet Üretme Çiftliklerini kapatan planlama zihniyeti sınama-yanılmayla hayvancılığı desteklemeye çalışıyor olmalı. Ayrıca iki yıl önce büyükbaş hayvancılık için geçerli olan TARSİM kapsamında sigortalamanın, küçükbaş hayvanlar için de söz konusu olup olmayacağı pek anlaşılmıyor. Tabii Ziraat Bankası dışında hemen tüm bankalar tarım ve hayvancılık kredisi veriyor. Muhtemelen bunlar, Ziraat Bankası kredilerine göre daha iyi verimlilik takibi yapıyor. Ziraat bankası kredileri yolsuzluğa çanak tutmamalı.
Her Zaman “İyi Başlayan, İyi Biter” mi?
Görünürde iyi bir başlangıç var. Ama siyaset kolay, tarım ve hayvancılık ise zor işler. Hayvancılığın gerçeklerini bilmeyenler plan yaparken deneyime ve yolsuzluğun tuzaklarına ne kadar dikkat ediyor emin değilim. Ama “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesi, gerçekten kadın ve gençlerden talep gelecek olursa verimli olabilir. Bir önemli tuzak artık birkaç örnek dışında hiç kimsenin hayvancılık ile uğraşmak istememesi. Marmara ve Kuzey Ege’de endüstriyel hayvancılık şekillenirken, Anadolu’da belirsizlik sürüyor. Doğu Anadolu’nun hayvancılıkla uğraşan halkı terörle yaylacılıktan çoktan çıktı. Bunları geri döndürmek için ne yapılabilir? Ama İstanbul da tekstilde çalışırken Konya da köyüne dönüp hayvancılığı canlandırana, Bolu’da, İznik’te emekliliğini yaban mersini üretimi, büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvancılığı ile geçirenlere helal olsun. Onlar zaten kendinden teşvikli. Bize vaktiyle bir araştırma projesi için gittiğimiz Van’ın Özalp ilçesi Dönerdere köyü ahalisi “ köyümüze devlet damızlık hayvan verdi. Biz mandıra kurduk ve peynir üretmeye başladık. Aynı destek diğer köye de verildi. Onlar hayvanları kesip yedi. Düğün yapıp eğlendi” demişlerdi. Şimdi 2026 projesi kapsamında damızlıklar et yemeğe aç insanların kurban bayramı sofralarını süslemeye başlarsa zaten proje ölü doğar. Destek elbette ihtiyacı olan üreticiye verilmeli. Hak edene, verimli çalışana ve desteği yolsuzluk çarklarında öğütmeyene verilmeli. Yandaşa ve seçim rüşveti olarak asla verilmemeli.