Türk milletinin hürriyet sevdasını ve bağımsızlık azmini mısralara döken İstiklal Marşı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilmesinin üzerinden tam 105 yıl geçti. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından "Kahraman Ordumuza" ithaf edilen bu eşsiz eserin kabul süreci, Meclis'in tozlu raflarındaki Osmanlıca tutanaklarda tüm coşkusuyla korunuyor.
"Asil bir endişe": Akif'in ödül reddi
İstiklal Marşı süreci, 25 Ekim 1920'de Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlanan bir yarışma ilanıyla başladı. Güftesi için 500 lira ödül konulan yarışmaya 700'den fazla şiir katıldı; ancak dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, aranan "yüksek ruhun" Mehmet Akif’te olduğunu biliyordu. Akif’in ödül nedeniyle yarışmaya katılmadığını öğrenen Tanrıöver, kürsüden o anları şöyle anlatmıştı:
"Mehmed Akif Beyefendi'ye müracaat ettim. Kendileri çok asil bir endişe ile tereddüt gösterdiler. Bu şiirler için bir ikramiye vadedildiği için bundan çekindiklerini izhar ettiler. Lazım gelen tedbiri alırız dedik ve bu şartla büyük dini şairimiz bize bu nefis şiiri gönderdi."

12 Mart 1921: "Ekseriyet-i Azime" ile kabul
İstiklal Marşı, ilk kez 1 Mart 1921'de Mustafa Kemal Atatürk'ün başkanlık ettiği oturumda okundu. Takvimler 12 Mart 1921'i gösterdiğinde ise marş yeniden gündeme geldi. Meclis'te yapılan ateşli tartışmaların ardından, milletvekillerinin sunduğu tekliflerle Mehmet Akif'in şiiri büyük çoğunlukla (ekseriyet-i azime) milli marş olarak kabul edildi.

Meclis'te yankılanan "İnşallah" sesleri
Tutanaklara göre, Hamdullah Suphi Bey marşı kürsüden okurken Meclis'te tarihi anlar yaşandı. "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrası okunduğunda salondan şiddetli alkışlar yükseldi. Şiirin, "Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda" kısmına gelindiğinde ise mebusların hep bir ağızdan "İnşallah" nidalarıyla yeri göğü inlettiği kayıtlara geçti.
*Kapak görseli yapay zeka ile üretilmiştir.