Ne kadındı ama
Margarita Papandreu geçen hafta öldü. Yüz üç yaşındaydı. Küçük oğlu Nikos Papandreu sosyal medya hesabından annesinin ölüm haberini şöyle duyurdu:
“Sabaha karşı ağırlaştı. Sonra da bizleri terk etti. Yokluğunu hep hissedeceğiz.”
Margarita Papandreu yokluğu hep hissedilecek ender insanlardan. Kendisini yakından tanımak fırsatını bulmuştum. Nasıl mı? Türkiye’yle Yunanistan’ın kapı komşusu iki ülke olarak bölgenin çıkarlarını paylaşmak yerine birbirleriyle didişmelerini hep kaygıyla izledim. O nedenle de 1980’lerin sonunda iki taraftan başlatılan sivil toplum hareketlerinde her zaman yer aldım. Bu çalışmalar sırasında da, kadın ve insan hakları aktivisti olarak dünyada ün kazanan Margarita Papandreu’yla tanışma fırsatını buldum.
Bu uzun girizgahtan sonra size Margarita Papandreu’nun yaşam macerasını anlatmak isterim. Yunanistan’ın ünlü eski Başbakanlarından Yorgo Papandreu’nun gelini, gene Yunanistan’ın eski Başbakanlarından Andreas Papandreu’nun eski eşi ve gene Yunanistan’ın eski Başbakanlarından Yorgo (George) Papandreu’nun annesi olan Margarita Papandreu ABD’nin Illinois eyaletinin Oak Park kentinde 1923 yılında Margaret Chant olarak doğmuş. Orta halli bir Amerikan ailesinin, gayet vizyoner, akıllı bir kızıymış. Minnesota Üniversitesi iletişim dalında yüksek öğrenimini tamamladığı sırada ileride eşi olacak Andreas Papandreu’yla Minneapolis kentinde tanışmış.

Bundan sonrasını eşi Andreas Papandreu’dan boşandıktan sonra 1991 yılında İstanbul’a geldiği sıradaki buluşmamızda bana anlattıklarına bırakıyorum:
“Andreas 1940’lı yıllarda Minnesota Üniversitesi’nde profesördü. Kıbrıslı Rum bir dişçi tanıdığımın muayenehanesinde tanıştık. Tanışışış o tanışış. 1951’de evlendik; sekiz yıl sonra da Yunanistan’a döndük. Artık dört çocuğumuz vardı. Andreas’ın amacı politikaya atılmaktı. Ben ise mesleğim olan gazeteciliği sürdürmek istememe rağmen bu olanaksızdı. Çünkü Yunanca bilmiyordum. Üstelik o yıllarda Yunanistan’da çalışan kadına iyi gözle bakılmıyordu.Yunanca dersler almaya başladım. Ardından Atina Üniversitesi’nde kamu sağlığı alanında master yaptım.
“Andreas da politikaya ısınmaya başlamıştı. Ne var ki 1967’de albaylar cuntası iktidara el koydu. Andreas tutuklandı. Andreas’ı resmen haftada iki kez, o da iki yanımda Stenli nöbetçi ve cam arkasından görebiliyordum. Gayri resmi olarak da geceleri koyu renk giysiler içinde evden kaçar, cezaevine gidip Andreas’ın hücre penceresinin altında durup çakmak çakardım. O da çakmağıyla bana cevap verirdi. Çakmağın ışığıyla haberleşirdik. “
Hapistan çıktıktan sonra, Papandreu’nun siyasete ara verme kararı alması üstüne yeniden ABD’ye gittiklerini anlatan Margarita Papandreu ancak 1974’te albaylar cuntası devrildikten sonra Yunanistan’a döndüklerini söylüyor. Sonrası malum. Papandreu Panhellenik Sosyalist Partisi (PASOK) lideri olarak 1981’de Başbakan seçiliyor. İktidarı döneminde Türkiye’yle ilişkiler geriliyor. Derken Papandreu yaşlanma psikozuna giriyor. Kızı yaşında bir hostes olan Dimitra Liani’ye aşık olup Margarita Papandreu’dan boşanıyor. Liani’yle evleniyor.
Tanıdığım Margarita Papandreu boşanma yüzünden travma yaşamayan, aksine daha da ayakları yere basan cesur bir kadın haline gelmişti. Kadın haklarını savunmak için kurduğu EGE isimli dernekte faaliyetlerini sürdürüyordu. Türkiye’yle Yunanistan arasında patlak veren Kardak kayalıkları krizinde iki ülke insanlarının birbirleriyle yakınlaşma girişimleri sırasında Türk ve Yunan kadınlarının barış çalışmalarını hedefleyen Winpeace isimli bir sivil toplum kuruluşuna öncülük etmişti.
Atina’da ömrünün geri kalanını yaşadığı kayınpederi Yorgo Papandreu’dan kalma Kastri semtindeki mütevazı eve bir kere gitmişliğim vardı. Sürdüğü sade hayat beni çok etkilemişti. Görmüş geçirmiş insanların hali bir başka oluyor. İtibardan tasarruf edilmesi gerektiği Margarita Papapandreu’nun düsturu haline gelmişti. Nur içinde yatsın.