İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3578 %0.04
51,5315 %-0.1
6.479,25 % 1,61
71.035,40 %1.057

Efsane geri döndü.

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Efsane geri döndü.

AKP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen bayramlaşma programında Süleyman Soylu, ABD ve İsrail’in İran’a başlattıkları saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Yaptığı zulmün bir benzerini bize yapmaya kalkarsa; Hatay’dan İsrail toplam 5 saattir… 300-400 bin şehit veririz belki ama İsrail diye bir memleket Allah’ın izniyle kalmaz” dedi.

Nedense video kayıtlarında yer alan üçlemeler, haber metinlerinde, çoğu zaman göz ardı edilir. Aslında tam olarak dediği şöyle: “300-400 bin şehit veririz belki ama İsrail diye bir memleket Allah’ın izniyle kalmaz!.. Allah’ın izniyle kalmaz!.. Allah’ın izniyle kalmaz!..”

“Geri döndü” dediğim efsane; Süleyman Soylu. Hem de üçlemesiyle birlikte.

Göz önünde olduğu zamanlar, üçlemelerine daha sık tanıklık ederdik. Epeydir görünmüyordu. Meğer özlemişiz.

Süleyman Soylu, AKP Bursa İl Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada (29.12.2021), “Kim ne derse desin. Onun için sadece bizim yaptıklarımıza bakmayın. Biz kendimiz yapmıyoruz. Biz inanıyoruz ki bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır bize yaptıran Allah’tır” demişti.

TBMM Genel Kurulunda, 2021 yılı bütçe görüşmelerinde konuşurken, HDP'li milletvekilleri ile yaşandığı gerginlik esnasında, "Ohhh! paralar PKK'ya gitmiyor, millete gidiyor. Oh, oh! Not alın not, not." sözlerini kullanmıştı.

Araya her ne kadar “paralar PKK’ya gitmiyor” ifadesi sıkıştırılmış olsa da, “Ohh, oh, oh!” üçlemesi çok belirgindir.

"Bizim başımız ağrımaz, onların sesini keseceğiz, keseceğiz, keseceğiz" ifadeleri yine Soylu’nun “Ohh oh oh!”lu konuşmasında kullandığı başka bir üçlemesidir.

Yine Süleyman Soylu’nun Meclis kürsüsünden söylediği (9.12.2021) “Kürtler sizden nefret ediyor, Kürtler sizden nefret ediyor, Kürtler sizden nefret ediyor” derken ki coşkusu halen gözlerimin önündedir.

Şimdilerde yolda yürürken “Hacılar Kabe’de hu der Allah!” diye mırıldandığım gibi o zamanlarda da üçlemeler, dilime pelesenk olmuştu. Yolda biriyle karşılaştığımda “Merhaba, merhaba, merhaba!” diye üçleyerek selam veriyordum. Parkta arkadaşların yanına vardığımda Soylu’nun kürsüden konuştuğu coşkuyla “Ben geldim, ben geldim, ben geldim!” diyordum.

Bir gün büfeden sigara alacağım; kartı uzattım, adam üç paket sigara parası çekti. Ne olduğunu anlamaya çalışırken üç paket sigara uzattı. Meğerse “Bir sigara verir misin” derken ardından “Bir sigara verir misin, bir sigara verir misin?” diye üçlemişim. Adam suratıma tuhaf tuhaf bakarak, üç paket sigara uzatmıştı. Parası zaten çekilmişti; üç paketi bozuntuya vermeden almıştım. Ayrılırken teşekkürü üçlemedim. Üçlemeden o gün vaz geçmiştim.

***

Hatay’dan, Kudüs’e 778 km yol var. Google Haritalar, İdlib, Hama, Humus, Şam üzerinden otomobille 12 saat gösteriyor. Alternatif yol olarak Lazkiye Tartus üzerinden Humus’a varıp, oradan devam ederseniz, yol biraz daha uzuyor.

Soylu nasıl bir hesap yapıp 5 saati buldu, doğrusu bilemiyorum.

Zaten Orhangazi Köprüsü açılınca, İstanbul-İzmir yolunun 3.5 saate nasıl indiğini de anlayamamıştım. Halen de bilmem. Muhtemelen, İstanbul-İzmir yolu nasıl hesaplandıysa, Hatay-İsrail arası da aynı yöntemle hesaplanmıştır.

Yani sabah namazından sonra Hatay’dan yola çıkılsa, Mescidi Aksa’da öğlen namazına yetişilmiyor.

Emevi Camii daha yakın olduğu hâlde, orada namaz kılmanın ne kadar sürdüğünü hatırlıyoruz.

***

300-400 bin şehit… Tahayyül edemedim.

Aslında bizim yerleşik temayüllerimiz var. Hilal taktiği mesela. “Türk ordularının uyguladığı, az kuvvetlerle yüksek sayılı düşmanların yenilebileceği bir taktiktir.” diye tanımlanır. Malazgirt’te Alparslan, Bizans İmparatoru Romen Diyojen’i böyle yenmiştir.

Gerçi Malazgirt’ten yaklaşık 1300 sene önce Türkler henüz tarih sahnesinde yokken, Kartacalılar Cannae Muharebesinde Romalıları aynı taktikle yenmiştir. Ama fark etmez. Kartacalılar bir şekilde Proto-Türklerle ilişkilendirilebilir. Kartacalıların Türk veya Proto-Türk kültürüyle akademik bir bağlantısı bulunmaması durumunda, Kartaca ordusunun komuta kademesinin Proto-Türk olduğu iddia edilebilir. Böylece taktik, yabancıya gitmemiş olur.

İşte, hilal taktiğimiz gibi, “1’e 10” tekniğimiz de vardır. Ben ilk defa Erdoğan’dan duymuştum.

Erdoğan Mayıs 2017’de, İstanbul'un Fethi yıldönümünde, Haliç Kongre Merkezi'ndeki törende söylemişti: “Şehitlerimiz oluyor ama o şehitlerimizin evet ne ahı ne kanı yerde kalıyor. İşte son günlerde elhamdülillah 1'e 10 gidiyor. Bedelini bu kadar ağır ödetiyoruz, ödetmeye de devam edeceğiz." demişti.

O günden yani 2017 Mayısından sonra pek çok harekât, operasyon, müdahale, mücadele gerçekleştirildi.

Zeytindalı Harekâtında mesela; 54 TSK, 320 SMO askerine karşılık 4608 PKK/YPG/PYD ve IŞİD mensubu etkisiz hale getirilmişti. Yani TSK ve SMO kayıplarını birlikte sayarsak 1’e 12 gibi bir oran yapıyordu. 1’e 10 tekniğimize yakındı.

İdlib'den gelen çatışma haberlerinde (3 Şubat 2020) ilginç bir durum vardı. İlk haberlere göre can kaybımız 4'tü. Ukrayna hareketinden önce Erdoğan "4 şehidimize Allah'tan rahmet diliyorum. 9 askerimiz de yaralandı. Türkiye bu saldırının karşılığını da misliyle vermiş durumda. İlk belirlemelere göre 30 ila 35 civarında Suriyeli karşı taraftan etkisiz hale getirilmiş durumda” açıklamasını yaptı. Yani 4’e karşılık 35. Klasik ortalamayı tutturduğumuzu söylemek mümkün.

Hemen ardından, muhtemelen yaralılardan hayatını kaybeden oldu. Toplam sayı 8’e çıktı. 8‘e karşı 35, 1’e 10 tekniğimizle uyuşmuyordu. Henüz bir açıklama yapılmamışken ben kendi kendime “Nasıl olur bilmiyorum ama karşı tarafın kaybı da 80’e çıkar.” demiştim.

Nitekim çok geçmeden Hulusi Akar’dan açıklama geldi. “Şu ana kadar 76 rejim mensubu, askeri etkisiz hale getirilmiştir' dedi.

***

İşte Türk savaş tarihindeki Hilal Taktiği gibi müstesna bir yeri olan 1’e 10 tekniğimiz ortada dururken, İsrail’i haritadan silmek için 400 bin şehit, anlaşılır gibi değil.

400 bin şehit, basit bir hesapla karşı tarafta 4 milyon kayıp demek. İsrail savunma kuvvetlerinin etkin personel sayısı 160 bin. En fazla 16 bin şehitle İsrail’i haritadan silebilmemiz lazım. Geriye verebileceğimiz 384 bin şehit daha kalıyor.

Suriye Silahlı kuvvetlerinin etkin personel sayısı 100 bin. Irak’ın 193 bin Lübnan’ın 132.000, Ürdün’ün 110bin, Kuveyt’in 15.000. Yani İsrail dahil, bütün bu ülkelerin etkin personel sayısı 710.000. Nereden baksan 71.000 şehitle haritadan silebileceğimiz bir Ortadoğu söz konusu.

Aslında bu kadar şehitle, tüm Ortadoğu’yu Ankara’ya bağlayabilir, böylece Ortadoğu denilen bataklığı kurutabiliriz.

Mısır’ı (470 bin), Suudi Arabistan’ı (478 bin), Yemen’i (67 bin), Umman’ı (72 bin), İran’ı (584 bin) da ilave etsek, toplam 2.333.000 etkin silahlı kuvvetler personeli demektir. 233 bin şehidimize karşılık gelir.

Elimizde kalanla Rusya’yı bile…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız