“Ben Zaten Demiştim” Demekten Hoşlanmam Ama…
Yazı yazmak her geçen gün zorlaşıyor. Her yönden acımasız bir rekabet var.
A Milli Futbol Takımı’nın Paraguay’a 1-0 mağlup olduğu maçta yaşanan “hakemin saati” olayı sonrası Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) maçın tekrarı için başvurmuş.
Maçın 45. dakikasında rakip oyunculardan biri hakemin yere düşen saatini alarak bileğine takmış.
FIFA kurallarında yer alan “hakemin görevini sağlıklı şekilde yapmasını engelleyecek durumlar maçın tekrarını gerektirebilir” maddesi üzerinden yapılan değerlendirme, hukukçular tarafından incelenmiş.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da, konunun takip edilmesi yönünde talimat vermiş.
Erken elenmenin travmasını hafifletmek, yenilgi üzerine suni bir tartışma yaratarak asıl sorumluların konuşulmasını önlemek gayesiyle yapılmamışsa bile, bu itirazı retorik olarak çok şık bulmuştum.
Konu üzerine birkaç satır yazmayı düşünürken FIFA’dan cevap geldi: Hakemin ikinci bir saate sahip olması nedeniyle oyunun yönetiminde bir zafiyet oluşmadığı, bu nedenle karşılaşmanın tekrarını gerektirecek bir durumun bulunmadığı ifade edildi.
Şimdi ben bu cevabın üzerine nasıl çıkabilirim? Yapacağım herhangi bir değerlendirme, FIFA’nın bu cevabından daha özgün olamazdı. Belki ancak; “Yedek saatin muayenesi yapılmış mıydı? Kalibrasyon sertifikası var mı? Yedek saat FIFA onaylı mı?” diye bir şeyler geveleyebilirdim.
Hadi o da olmadı… “Maçtan önceki gece barda birasını içerken hakemin ‘İnşallah yarın saate bir şey olmaz, yedek saatin muayenesi geçen ay dolmuştu, henüz yaptıramadık’ dediğini bizzat duymayan ama duyandan duyan bir gizli tanıktan” söz edebilirim. O kadar… Ama ne yaparsam yapayım, FIFA’nın cevabıyla yarışamam.
***
Deniz Göktaş’ın gösterisinde bir bölüm var: Annesi ve babasıyla gittiği tatilde, “Bütün yılın stresini denize atarım” diye düşünerek şezlonga uzanmışken, denizin içinden saçları görünmeyen siyah kıyafetli birkaç insan çıkar. Göktaş “Şeyttiğimin dalgıçları” diye konuyu bağlıyor.
Aslında önce çok farklı, toplumsal bir konuyu canlandırıyor seyircinin kafasında. Tam gerilim zirveye çıkacakken, dümeni ustaca balık adamlara kırıyor.
Dedim hah! İşte bunun üzerine birkaç satır yazılır. Bir berber fıkrasından sonra Berberler Federasyonu’nun çıkıp, berberler adına açıklama yaparak fıkraya itiraz ettiği bir ülkedeyiz neticede. Farklı sektörlerde benzer absürt tepkilerin tonla örneği var.
Yok ama, nerede? Gerçeklik benim kurgumu yine solladı. Profesyonel bir dalgıç çıkıp, “Ben de dalgıcım, ‘şeyttiğimin dalgıçları’ derken bana da söylemiş oldu, bana ağır hakaret etti” deyip soruyor: “Avukat tutsam, dava etsem ne olur acaba?”
Buyur buradan yak! Ben şimdi bunun üzerine ne yazayım? Ancak “Yahu, o sözü duyduğumda benim gözümde canlanıp aklıma gelen kesinlikle bizim dalgıç değildi. Niye alındı üzerine?” desem, ne fayda…
Fıkra gibi ama gerçek: 2004 yılında Rize'de ramazan topu erken patlıyor, haliyle herkes orucunu erken açıyor. Bunun üzerine Rize müftüsü Rizelilerin fazladan bir gün oruç tutacak açıklaması yapıyor. Derken Yurt dışında yaşayan Gurbetçi Rizeliler “Biz de mi bir gün fazla oruç tutacağız” diye sorarlar.
Deniz Göktaş'ın o ifadesi üzerine bu sefer bizim diğer vatandaş, “Ben de dalgıcım. Beni de söylemiştir.” diye mi düşündü, gerçekten merak ediyorum.
***
Şamil Tayyar, Deniz Göktaş’a “zıpır” ve “densiz” sözleriyle kızmıştı. Ben de konuyu anlamaya çalışmıştım. Tayyar’ın X hesabından yayınladığı mesaj, “Deniz Göktaş isimli bu zıpır stand-up gösterisinde o tiz sesiyle Cumhurbaşkanımıza dil uzatıyor” diye başlıyordu.
Ben önceki yazımda Tayyar’a itiraz etmiş ve: “'Stand-up gösterisinde…' derken Tayyar, gollük bir pası boşa harcıyor. Halbuki: 'Sözde stand-up gösterisi…' deseydi, Göktaş’ın ilmek ilmek ördüğü o 'kibirli' gösterisi bir anda yerle bir olurdu” demiştim. Tayyar’ın ayağına gelen o gollük pas, rakip takımın kale direğinden dönmüştü.
Benden tam bir gün sonra, Deniz Göktaş’ın havaalanında gözaltına alınması üzerine Sabah gazetesinin attığı son dakika manşeti aynen şöyleydi: “Sözde komedyen Deniz Göktaş gözaltına alındı.”
Şamil Tayyar’ın ıskaladığı “Sözde” ifadesini ben yakalamıştım.
Sabahın “sözde”si benden bir gün sonra geldi.
“Ben zaten demiştim” demekten hoşlanmam ama ben zaten demiştim…
Bu sefer rekabette 1-0 önde olan bendim.