Rast geldik
Rast Galeride, dün (28 Şubat 2026) açılışı gerçekleşen ve şimdiye kadar ki hiçbir kişisel dışında karma sergilerde görülmeyen bir ahenk, uyum ve kolektif bilincine rastladım.
Ne de güzel dedim, tıpkı genç sanatçı Damla Yalçın gibi.

Ben müzik aşığıyım. Bir şeyi sevdiğiniz zaman tıpkı saçını, gözlerinizden ayrı tutamayacağınız gibi müzikte de her türü doğru olandır. Hepsi besler ve kaynaktır.
Klasik müzikte rast makamı, en temel makamdır. Rast, Farsça DÜZ DOĞRU MANASINI TAŞIR.
Doğru yerdeyiz. Eserlerin saydam yalın ve samimi duruşundan, daha bizi karşılayan o şeffaf tüllerden belli. İnsan üstüne şiirler yazmak istiyor.
Dolayısı ile bu sempatik galerinin adını sanatçı Damla Yalçın, konuşmasında ifade ettiği gibi “Birbirimize rast geldik. Evet, tarzlarımız farklı olabilir ama bizi bir arada tutan ve “birlikte” yapma fikri, karşılıklı olarak hepimizin ilgisini çeken, bunu geliştirip sizlerle paylaşmak adına düşünüldü ve burada, bu soğuk kış gününde burada olduğunuz için teşekkür ederim” dedi.

FORM DIŞI SAPMALAR
İki katlı sergi alanına ilk gelen sanatçı Daöla Yalçın olduğu iin sohnet etme imkanım daha fazla oldu. Birbirinden bağımsız ve bir o kadar bağlı projenin esası doğal ve bize bizi hatırlatıyor olması.

Kaçamıyorsunuz, yakalıyor bir yerde.
Mesela beni birkaç yerde yakaladı.

Caz Festivali nedeni ile Skopje/ Üsküp/KUZEY MAKEDONYA seyahatim sırasında bir Sırp köyüne ziyarete gittik. Kendine has, korunmuş, sessiz mi sessiz bu alanın tam ortasında bir nehir akıyor ve bir kadar yalındı ki. Beni aldı götürdü. Galeriye adım atar atmaz o bana selam verdi. Damla hanım ile sohbetimiz sırasında ortada bulunan ve gerçek çimlerden yapılmış olan eserinin ortaya öylece konulduğunu ve sanki doğadan bir puzzle parçası gibi bir çağrışım yapma düşüncesinden doğduğunu anlattı.
SESLER EŞİKLER GÖLGELER ZAMANLAR VE HAFIZA
Bu sergi adını “Form Dışı Sapmalar” olarak, üç farklı sanatçının Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın ve Sinan Logie’nin eserlerinden oluşuyor. Ve o kadar uyumlu şekilde birbirlerini tamamlıyorlar ki ancak bunu sergiyi gezdiğinizde anlayacaksınız.

Eserlerde isim yok. Sinan Logie’nin konuşması sırasında bahsettiği gibi “Ego yok, burada biz ve sanatımız var”. Tam da bu! Bu kadar sıcak ve samimi hissettiren.
Küratör Ebru Nalan Sülün ise “Ben ilk defa bir sergide küratörlük yapmadım. Her şey sanatılar tarafından hazırdı ve bana sadece bu metni hazırlamak kaldı. Yani kalemşorluk yaptım” dedi.
Teorik odaklar Heidegger’n Bauen Wohnen Denken 1951, metnini hatırlatıyor olsa da. Simbiyotik bağ koruyucu, düşündürücü, etkileşime açık ve aktarılabilen. Ortak yaşamda tek yönlü bir etkileşimden uzakta çoğunlukçu, olarak ifade eden Ebru N.Sülün
Gölge metaforu üzerinden sanatçıların eşik, hafıza ve hatıra, kapılar, duvarlar ve doğa.
Damla Hanıma ilgimi çeken eserlerini duydukça ortaya konan emek ve sabrın yansımasını daha iyi anladım.

Kendisinin Ankara’da çocukluk evindeki ve 2000’li yıllara ait şimdilerde bulunmayan duvar kağıtlarının orijinali ile anılardan, gölgelerden ışığı hala koruyanlara.
Finlandiya da bulunduğu sırada yaptıkları yürüyüşlere eşik eden Geyiklerin izlerinin iplik dokuşlarında saatlerce emek, göz nuru ile yücelmesi.

Polonya, İstanbul aksında çocuk Damla’nın kırlentlere düşkünlüğünün bu sanatı seçmesindeki etkin rolü ve kâğıt ile nakışı birleştirmesi. Hem estetik bir o kadar da şiirsel.
Derinliğin gizeminde, üç sanatçının eşikler, kapı önü gölgeleri, hayattaki anılar ve izler tüm yansıtmalarda birbirleri ile bütün.

Ve alt katta da sesli tüller ile canlandırma mevcut.
Doğadaki yerimiz. İnsan olarak nerdeyiz, neyim hafızasını mütemadiyen saklayıp, sunuyoruz?

5 Nisan 2026 son tarih.
Galeri Rast
EMEL SEÇEN


