AKP’nin gittikçe daralan tabanı
AKP 2002’de iktidara geldiğinde toplumun hemen her kesiminden oy alabilen bir partiydi. İşçilerin, köylülerin, emeklilerin, işverenlerin, ev hanımlarının, memurların önemli bir bölümü AKP’ye oy vermiş, bu oran her geçen seçimde daha da artmıştı.
Hatta katıldığı ilk seçimde AKP’ye oy verenlerin arasında işsizler de vardı. Tayyip Erdoğan, miting meydanlarında o dönem yüzde 8 dolaylarında olan işsizliğe son vereceğini anlatmış, en önemli vaatlerinden biri bu olmuştu.
Ancak seçimin ardından dokunulmazlıkların kaldırılması vaadiyle birlikte ilk unutulan vaatlerden biri buydu. Aksine yeni iktidarla birlikte işsizlik oranı her geçen yıl daha da arttı ve belki de AKP’ye oy verdiğine pişman olan ilk kesim işsizler oldu.
Kemal Derviş’in aynen sürdürülen ekonomi politikası, özelleştirmeler, sıcak para ve dünya konjonktürünün sağladığı avantajlar sayesinde 10 yıla yakın süre boyunca oylarını koruyabilen iktidar partisi, bu faktörlerin birer birer ortadan kalkmasıyla birlikte ekonomi yönetiminde ciddi sorunlar yaşamaya başladı.
Özellikle 2012’den sonra bu sorunlar günden güne arttı. Böylece AKP’nin oy oranı ve oy aldığı kesimlerin çeşitliliği de azalmış oldu. Ekonomideki bozulma ve oy kaybı, aynı zamanda özgürlükler üzerindeki baskıların büyümesine yol açarak toplumun belli kesimlerinin iktidar partisinden tamamen uzaklaşmasına yol açtı.
Bunun üzerine iktidarda kalmak adına çareler arayan AKP, belli kesimleri devletin kaynaklarından yararlandırmak suretiyle iktidarını sürdürme yolunu seçti.
İhale üstüne ihale alanlar, birden fazla maaş bağlananlar, özellikle taşrada bir yandan AKP teşkilatında görev alıp diğer yandan tekstil veya inşaat işiyle uğraşarak zenginleşenler kaymak tabakayı oluşturdular.
İşsiz, yoksul, çaresiz milyonlar ise yardımlarla iktidara bağlandı. Bu insanları üretime katamayan iktidar, kendisinden kopmamaları için ancak böyle bir yol bulabilmişti. İktidar için üretimle kalkınmanın, insanları iş sahibi yapmanı önemi yoktu. Önemli olan iktidarda kalabilmekti. Üstelik bu yol, diğerine oranla çok daha zahmetsizdi.
Bugün işçiler eylem üstüne eylem yapıyor. Her ne kadar yeteri derecede seslerini çıkarmasalar da işçi sendikalarının durumdan memnun olmadıkları açık. Tarımda üretim her geçen yıl daha da azalıyor ve bu durum “eksi büyüme” olarak açıklanıyor. En düşük emekli maaşı açlık sınırının altında bulunuyor. En ilginci ise, iktidara yakın MÜSİAD’dan tarihinde ilk defa iktidarı eleştiren demeçler medyaya yansıyor.
İktidar partisi, toplumun en önemli kesimlerinin desteğini artık çok büyük oranda kaybetmiş durumdadır ve bu kesimlerin eleştirileri her geçen gün daha da artmaktadır. Saray’ın arta kalanlara belli paylar dağıtarak daha fazla iktidarda kalamayacağını anlaması çok da uzun sürmeyecek gibi görünmektedir.