En yanlış hamle
Her ne kadar artık büyük oranda kağıt üzerinde kalsa da Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir hukuk devletidir.
İktidar da bugüne kadar öyle veya böyle seçimle iş başına geldiği ve kendisine meşruiyet sağladığını düşündüğü için bunun aksini savunmadı. Söylemler hep bu yönde oldu. Eski Adalet Bakanının her kamera gördüğünde “Türkiye bir hukuk devletidir” demesi bu yüzdendi.
Yapılan antidemokratik uygulamalar bu nedenle hep bir şekilde kılıfına uydurulmaya, hukuk devletinin ilkelerine aykırı bir iş yapılmadığı kanıtlanmaya çalışıldı.
Ancak Ekrem İmamoğlu’nu yaklaşık bir yıldır cezaevinde tutan davanın savcısının Adalet Bakanı yapılması, iktidarın artık buna da ihtiyaç duymayacağını gösterdi.
Baskının, antidemokratik girişimlerin artacağı öngörüleri bir yana, yapılan atama her şeyden önce İmamoğlu davasının hukuki değil siyasi olduğunun kabulü anlamına gelmektedir.
Aynı zamanda bu atama, büyük bir siyasi tecrübeye sahip olan ve 23 yıldır ülke yönetiminde bulunan Tayyip Erdoğan’ın siyasette kendisi adına yaptığı en önemli hatalardan biridir. Kendisini bu atamaya kimin, nasıl ikna ettiğini anlamak mümkün olmamakla birlikte, ileride bunun faturasının mutlaka birilerine kesileceğine şüphe yoktur.
En nihayetinde, İmamoğlu davasının savcısının Adalet Bakanı yapılmasının her halükarda yarayacağı bir isim vardır, o da Ekrem İmamoğlu’dur. Artık davanın siyasi olduğu AKP’lilerin de içinde bulunduğu kesimlere daha kolay anlatılacak, toplumun bir bölümünün şüpheleri her geçen gün biraz daha giderilmiş olacaktır.
CHP’nin, başta Özgür Özel olmak üzere bu aşamada daha sakin kalarak, bakan değişiklikleri de dâhil olmak üzere son bir yılda yaşananların anlamını topluma anlatabilmeleri çok önemlidir. Meclis’te yaşanan kavgaya benzer hadiselerin bu konuda herhangi bir yarar sağlamadığını da muhalefetteki herkesin anlaması gerekir.
Türkiye artık kesin bir yol ayrımındadır. Önümüzdeki süreçte ya demokrasinin bu ülkeyi ayakta tutan ana faktör olduğu net bir şekilde anlaşılacak ya da ülke geri dönülmez bir biçimde gücünü artık büyük oranda kaybetmesine rağmen Saray rejimine teslim olacaktır.
Bu nedenle muhalefetin, 2023’tekine benzer şekilde arka arkaya yanlışlar yapma lüksü artık yoktur. Erdoğan’ın bu yanlış hamlesi, muhalefet tarafından en doğru biçimde değerlendirilmek zorundadır.