MHP’nin sonu
Milliyetçi Hareket Partisi, özellikle Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından iç siyasette çoğu zaman ilginç tercihler ortaya koydu. 1991 seçimlerinde Refah Partisi ile ittifak yapıldı. Seçimlerin ardından tam tersi bir yön çizilerek, yeni kurulan DYP-SHP hükumetine uzun süre destek verildi.
Verilen bu destek parti içinde de şaşkınlıkla karşılanıyor, dönemin genel başkanı Alparslan Türkeş’e yakın isimler ise durumu, “Türkeş yıllarını siyasete vermiş, mutlaka bir bildiği vardır” şeklinde açıklıyordu. Göründüğü gibi, bugün Devlet Bahçeli için yapılan savunmayla o yıllarda eski genel başkan için yapılan savunma arasında hiçbir fark yoktu.
Partinin siyasetteki şaşırtıcı tavırları ilerleyen yıllarda da devam etti. Yıllarca komünizme karşı mücadele vermiş olan Türkeş, partisinin 1994 yılında yapılan kongresinde komünist şair Nazım Hikmet’in şiirini okudu. 28 Şubat sürecinde, kendisinden kopan Büyük Birlik Partisi’nin aksine Refahyol hükumetine açık bir destek verilmedi. 1999 seçimlerinin ardından yıllar yılı karşı olunan Ecevit’in partisi DSP ile hükümete girildi.
AKP hükumetinin başlarında ise MHP ideolojik olarak özüne dönmüş göründü. Bahçeli, Erdoğan’a hemen her konuda sert çıkıyor, ağır bir dille eleştirilerde bulunuyor, işi kürsüden ip fırlatmaya kadar vardırıyordu. Ancak yine ilginç biçimde, AKP her sıkıştığında imdadına yetişen de MHP oluyordu. 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimi bunun en önemli örneğiydi.
Bu ikircikli tavır 2015 yılında son buldu. Bu aşamadan itibaren Erdoğan’a kayıtsız şartsız destek verilmeye başlandı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkartılmadı; her defasında Erdoğan’a destek verildi. Erdoğan’ın önerisine rağmen hükumete hiçbir zaman bakan da verilmedi.
Yerel seçimlerde de aynısı oldu. MHP özellikle büyük şehirlerde aday göstermedi. Yani bir bakıma MHP, artık iktidar adayı bir parti olmadığını, tek amacının AKP’yi iktidarda tutmak olduğunu ilan etmiş oldu.
Bahçeli’nin Hatay’da yaptığı son konuşma ise bu konuda işin ne kadar çığırından çıktığını gösterdi. “Hamdolsun Türk milletinde ne Süleyman ne de Sinan biter. Günümüzün Süleyman'ı Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan, günümüzün Sinan'ı Çevre Bakanı'mız Murat Kurum Bey’dir” diyen Bahçeli şok edici konuşmalarına bir yenisini ekledi.
Yukarıda belirtildiği gibi, 2015 yılından bugüne kadar izlenen politikalar MHP’nin iktidar hedefinden vazgeçtiğini göstermişti. Ancak Bahçeli tarafından yapılan son açıklama, artık bunun da ötesinde, MHP’nin parti olarak varlığının sonuna geldiğini belgeledi.
Türkiye siyasi tarihinde hiçbir parti lideri, diğer bir parti lideri için bu denli övücü sözler kullanmadı. Kendi partililerinin bile aklına gelemeyecek benzetmeleri bir başka lider için yapmadı. Bu son açıklamalardan sonra başta Bahçeli olmak üzere MHP’lilere düşen tek iş, patilerini biran önce kapatarak AKP saflarına katılmaktır.