Yapay zekâ çağında geriye insan kalacak mı?
Bugün neredeyse her hafta benzer bir haberle karşılaşıyoruz: Yapay zekâ nedeniyle binlerce çalışan işten çıkarıldı, Şu meslek beş yıl içinde yok olacak, Şirketler insan yerine yapay zekâyı tercih ediyor. Bu haberler çoğu zaman işin yalnızca ilk halkasını anlatıyor.
Ricky Gervais’ten Deniz Göktaş’a mizahın coğrafyası: Alınmaktan alıkonulmaya
Son yıllarda tüm dünyada tekrar eden bir manzaraya tanık oluyoruz. Bir ülkede yönetimin muhalefete tahammülü daraldıkça, önce komedyenlerin sahnesi küçülüyor. Örüntüdeki asıl çarpıcı kısım ise şakanın içeriğinden çok, o şakayı dinleyen iktidarın kendine olan güveniyle ilgili olması.
Berlin'den Rosa'ya: Topal ayağıyla dans eden bir devrimcinin güncel mirası
Birkaç ay önce Berlin Yahudi Müzesi'nin o ağır, tarih yüklü koridorlarında adımlarken, dikkatimi çeken ve beni adeta olduğu yere sabitleyen isimlerden biri Rosa Luxemburg oldu.
Ege'nin iki yakası, iki zevk, iki kader: Biz t-rap’e teslim olurken Yunanistan kaliteli popu nasıl yaşatıyor?
Doksanlı yılların sonunda olduğunuzu hayal edin. Atina’da bir barda oturmuş, buzuki eşliğinde bir şarkıya eşlik eden kalabalığı izlediğinizi düşünün. Kulağınıza tanıdık notalar geliyor, “bu Sezen Aksu’nun bir şarkısı değil miydi? ” diyorsunuz kendi kendinize. Pek de haksız sayılmazsınız aslında.
Kırık çocuklukların savunma kaleleri: Mira’nın suskunluğu, Cem Taşkın’ın matematiği
Televizyon ya da dijital platform ekranlarında senelerdir aşina olduğumuz kötü adamlar ve iyilik melekleri arasındaki o siyah-beyaz çatışmalar; yerini yavaş yavaş gri alanlara, insanın iç dünyasındaki fay hatlarına ve psikolojik dehlizlere bırakıyor diyebileceğim iki yapımla karşılaştım yakın...