Dolmabahçe Sarayı’nın sırları
Dünya, 1800’lerin ikinci yarısını yaşıyordu. Amansız bir kış İstanbul’u kasıp kavururken, Osmanlı İmparatorluğu Rus Çarlığı’na savaş ilan ediyor ve tarihteki bitip tükenmek bilmeyen Osmanlı-Rus savaşlarından biri daha başlıyordu.
Evler, evin halleri
Başı ağrıyor, midesi bulanıyor, şakakları zonkluyordu. Gece gündüz demeden tas tas içtiği bira, midesini yangın yerine çeviriyor, her şeyin dalgalanmasına, bulanıklaşmasına yol açıyordu.
Çiçekler, yaşam kahkahalarımız
Milyonlarca yıldır çiçeklerin dikenleri var ve milyonlarca yıldır koyunlar çiçekleri yiyorlar. Çiçeklerin hiçbir işlerine yaramayan dikenleri neden büyüttüklerini anlamaya çalışmak gereksiz bir şey mi?
Viyana valsi ya da Mozart’ın büyük aşkı
Nereden bakılırsa bakılsın –ki bakıp gören yoktu çok şükür-, çok ama çok tuhaf bir arya söyleme ve piyano çalma durumuydu bu. Kadın, adamın dizlerine oturmuş bir durumda söylüyordu aryasını. Üstelik ara sıra arkasına dönüp adamla öpüşerek söylüyordu.
“Asıl terk edilen, terk edendir”…
Uyuyamamıştım. Gözüme aşk kaçmıştı benim. Beni öpecek, sonra da doğuracak hiçbir kadın yoktu yanımda. Kökü dışarıda olan hain bir aşkın acısını çekiyordum ve uyuyamamıştım. Sabah rüzgarında bu koca mahalleye, kara duvarlara ve yağ kokularına doğru yürümüştüm.