Bizim Köy
Toros Katarı, dumanlar ve ıslık sesleri çıkartarak istasyona girdi, yavaşladı ve durdu. Yolculardan biri tahta bavulunu aldı, trenden indi. Yürüdü. Karşıdaki mor gölgeli Hasan Dağı’na doğru döne kıvrıla uzanan tozlu patikayı ve tam da onun tepelerin ardında gözden yittiği noktaya kurulmuş olan köyü...
Aşkın “şimdiki zaman kipi”
O kaldırımsız, her zaman çamur içinde, leş kokulu yampiri sokağa girince sağdan birinci ev onun oturduğu evdir. Dedesi yıllar önce Anadolu’nun küçük bir kasabasından kalkıp, o zamanki İstanbul’un ıssız bir bölgesi olan buraya gelmiş ve şimdi epey kalabalık bir aile olarak içinde yaşadıkları bu...
Bütün şehir şahittir bu kadını sevdiğime
Uzun bir süredir güneş altında kalmaktan diriliğini çoktan yitirmiş ve ağır bir koku yaymaya başlamış olan balıklara baktı. El arabasının altındaki kapalı göze yerleştirdiği kovadan biraz su alıp, balıkların üzerine serpmeyi düşündü bir an. Sonra vazgeçti. Yorulduğuna değmeyecekti.
“Akbaba Dergisi”ni hatırlamak…
Vapurdan inip, meydanı geçti ve Cağaloğlu yokuşunun başında biraz soluklandı. Sonra ceketinin eteklerini savurarak yukarı doğru çıkmaya koyuldu. Temmuz sıcağı iyice artınca, kolalı yakasındaki boyunbağını gevşetti. Hadım Hasan Paşa Medresesi’nin bahçesinde kısa bir mola verdi.
Ben böyle gönüller yakıcı bestenigarım
Konstantin Krepano Efendi’nin sahibi olduğu Dersaadet Tramvay Şirketi’nin Beyazıt-Şehzadebaşı hattındaki günün son seferini yapan atlı tramvay da boğuk nal sesleri ve zil kampanaları ile geçtikten sonra konak derin bir sessizliğe büründü.