“Love Story”
Sonradan çok düşündü. İleride yaşayacağı o onulmaz acıları bilebilmesi mümkün olsaydı eğer, yine de gider miydi kütüphaneye o gün? Şıkırdım bir mayıs günüydü. Sabahtan üniversitedeki küçük kütüphanenin yolunu tutmuştu. Burayı seviyordu. Ana kütüphanede kitap alma işlemleri çok uzun sürüyordu.
Yanık yanık koksa karanfil…
Ayakkabı boyacısını her zamanki yerinde göremeyince, kahvehanenin önünden hızla geçtim. “Onu da kaybettik işte” diye düşündüm. Sıra belki de bana geldi korkusuyla adımlarımı hızlandırdım. Sabahın sessizliğinde yükselen o bildiğim ıslık sesini duyunca durdum.
Altınla boyanan tablolar
Viyana’nın en zengin ailelerinden birine mensup olan Bayan Adele Bloch-Bauer, her zaman olduğu gibi öğleye doğru uyandı ve hizmetçisinin yardımıyla hazırlanmaya başladı. Saçlarına bir Venedik kalyonu biçimi vermek için çeşitli boylarda saç maşaları ve bigudiler kullandı.
“Dudaklarında pek acı bir tebessüm”…
Çamur. Vıcık vıcık, balçık gibi bir çamur. Sarı kireç taşından yapılmış küçücük istasyon binasında trenden iner inmez bastığı, istasyondan geceyi geçireceği handan bozma otele kadar yürüdüğü sözüm ona caddenin üzerini kaplamış, tek göz, karanlık ve derme çatma evlerin ötesine berisine sıvaşmış koyu...
Ateş ve açlık yılları
Meydan Parkı’nda oturmuş, büstünüze bakıyorum efendim. Bu kentin ünlü hoyrat rüzgarının, ara sıra kendini gösteren kuzey güneşinin sert ışıklarının yer yer limoni yeşillikler oluşturduğu ve yılların etkisiyle iyice kararmış olan tunç büstünüze bakıyorum.