Orada bir köy var uzakta
Toros Katarı, dumanlar ve ıslık sesleri çıkartarak istasyona girdi, yavaşladı ve durdu. Yolculardan biri tahta bavulunu aldı, trenden indi. Yürüdü. Karşıdaki mor gölgeli Hasan Dağı’na doğru döne kıvrıla uzanan tozlu patikayı ve tam da yolun tepelerin ardında gözden yittiği noktaya kurulmuş olan...
Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu…
Bu da öteki barmenler gibi. Yüzüme hiç bakmıyor. Önümdeki bardağın boş olduğunu pekala da görüyor ama kılını bile kıpırdatmıyor. Neyse, sonunda baktı. Konuşmuyor. Önümdeki bardağa kısa bir bakış. Sonra o bakışın yüzüme kaydırılması. İçip içmeyeceğimi sormuş oluyor böylece.
Çıktık açık alınla
“Reis Beyefendi” cüppesinin eteklerini savurarak kürsüye ulaşan basamakları çıktı ve koltuğuna oturdu. “Mahkeme Heyeti Azaları” da yerlerini aldı. “İddia ve Müdafaa” makamları sandalyelerine oturdular.
Aşkın “şimdiki zaman kipi”
Sokağı dönünce sağdan birinci ev onun oturduğu evdir. Dedesi yıllar önce Anadolu’nun küçük bir kasabasından kalkıp o zamanlar ıssız bir yer olan buraya gelmiş ve şimdi epey kalabalık bir aile olarak içinde yaşadıkları bu gecekonduyu dikmiştir.
Pembe menevişler silindi
“Bu sabah inanamayacağım bir manzara ile karşılaştım. Boğazda oturduğumuz yalının balkonuna kahve içmek için çıktığımda, bütün balkonun kocaman balıklarla dolu olduğunu gördüm. Balıklar henüz canlıydılar ve çırpınıp duruyorlardı.