Burgaz Adası’nda bir yalnızlık
Temmuz sıcağı iyice yakmaya başlamıştı. Annesinin geçenlerde Beyoğlu “bonmarşelerinden” birinden aldığı Fransız malı koyu renk gömlekte tuzlu ter lekeleri belirmişti.
Tütün Yolu ve ötesi
Bu anlatılanlar, Georgia’da çok sıcak bir temmuz ayında, her yanını otlar bürümüş o verimsiz ve terk edilmiş tütün tarlasının sonundaki cılız korulukta meydana geldi. On iki kadar kasabalı, dün geceden beri dövdükleri Joe’yu koruluğun girişindeki yaşlı meşenin yanına sürüklediler.
Mayk Hammer’i nasıl bilirdiniz?
Gazı kökledim. Bir süre karanlıkta gittim. Sonra farları açtım ve Harlem’in en sunturlu küfürlerini savurup, frene bastım. Oradaydı. Yolun tam ortasında ayaktaydı. Üzerindeki kısa kürkü saymazsak, çırılçıplaktı. Çarpmaya bir adım kala durabildim. Sarhoştu. Sallanıyordu.
Elçi ve cariye
Genç kız, gülkurusu renkli ipek bir halının üzerine sere serpe uzanmıştı. Üzerinde altın işlemeli beyaz bir elbise vardı. Boynu, gerdanı, bilekleri ve elbisenin bitiminde belli belirsiz görünen zarif ayakları, tehlikeli çağrışımlar yaptıracak bir çıplaklıkla ortadaydı.
“Artık bilin ki Kalem Değil Silah Konuşuyor”…
Ödemiş Kaymakamı Bekir Sami (Baran) Bey’in o sıcak ve güzel Mayıs gününde canı her zamankinden daha da sıkkındı. İzmir işgal edilmişti. Çevredeki diğer iller ve ilçelerde de işgalci Yunan kuvvetleri boy göstermeye başlamıştı.