Yeni Parti, Yeni Logo, Yeni Rakı
Nazım Hikmet’in Kuvayı Milliye Destanında adı geçen Nurettin Eşfak, ihtiyat zabiti olarak cepheye gitmek üzere, mektepten istifa etmiş bir öğretmendir. Dördüncü bab: “Kardeşim, sana bu mektubu Ankara'da Kuyulu Kahvede yazıyorum.” diye başlar.
Kuyulu Kahve, Hacı Bayram’dan I. Meclise giderken, Anafartalar Caddesine çıkmadan hemen önce sağda yer alan, 1940’larda yıkılmış bir kahvehanedir. Millî mücadele döneminde Ankara’nın bilinen mekanlarından biridir.
Mektup devam eder:
“Bak, tam sana bunları yazarken
asker geçiyor sokaktan;
yağmurda harap postallarının meşinini ıslatarak
Meclis'in önüne doğru iniyorlar,
İstasyona gidecekler.
Ve türkü söylerken, her nedense her zaman yaptığı gibi,
sesini incelterek marş okuyor genç Türk köylüsü:
«Ankara'nın taşına bak,
gözlerimin yaşına bak...»
İşte bugün tam o yoldan, yine Kuyulu Kahve'nin önünden sokakları dolduran çoşkulu bir kalabalık geçti. Özgür Özel ve yanındakiler, aynı yolu kullanarak, Hacı Bayram’dan ilk meclise yürüdüler. Nurettin Eşfak halen Kuyulu Kahvede mektubuna devam ediyor olsaydı bu kez asker marşı değil bir slogan duyacaktı: “Kurtuluş yok tek başına/ ya hep beraber ya hiçbirimiz!”
Kulislerde aylardır konuşulan o hareket, nihayet resmen sahneye çıktı: Yeni Parti. Özgür Özel ve arkadaşları CHP’den istifa edip, Yeni Parti’nin kuruluş dilekçelerini İçişleri Bakanlığına verdiler.
***
“Yeni” parti için İstiklal Partisi, Halk Partisi, Özgürlük Partisi, Kurtuluş Partisi, Değişim Partisi gibi ihtimaller ve tahminler söz konusuydu. “Yeni” diye diye ismi Yeni Parti kondu. İsmiyle birlikte, logosu da kamuoyuna açıklandı.
Türkiye'nin uluslararası ödüllere de sahip önde gelen grafik tasarımcılarından Doç. Bülent Erkmen, Yeni Parti’nin logosunu eleştirdi. "Ciddiye alınmayacak bir logo, çok kötü" ifadelerini kullandı. Tasarımın 'Netflix'e benzetilmesiyle ilgili olarak da "Hiçbir şeye benzemiyor. 'Parti' üstünde kullanılan eğim oldukça yaygın. Dengeler itibariyle çok zayıf kalmış" yorumunu yaptı.
Keşke bize “dengeler itibariyle güçlü” siyasi amblem örnekler de verseydi. Böylece dediklerini zihnimizde canlandırabilirdik.
1988'de, Türkiye Emlak Kredi Bankası ile Anadolu Bankası birleştirilerek Türkiye Emlak Bankası kurulduğunda, bankanın o dönemki yeni logosu yabancı bir tasarım ekibine çok yüksek bütçelerle yaptırılmıştı. Emlak Bankası’nın yeni logosu (yeşil/mavi soft tonlarda, akışkan ve yumuşak kıvrımlara sahip organik form) küresel ölçekte ve Batı’daki "modern/post-modern" tasarım trendlerine son derece uygundu. Büyük ajanslar ve kurumsal kimlik uzmanları açısından o logo büyük olasılıkla "çağdaş, insan odaklı, esnek ve doğa/çevreyle barışık" bir başyapıttı.

Ancak batı dünyasında keskin geometriden sıkılan zihinler için "organik/yumuşak kıvrımlar" bir rahatlama ve yenilik hissi yaratırken; Türkiye'de izleyici henüz geometrik düzenin ürettiği "güvenilirlik ve ciddiyet" hissine doymamıştı. Dolayısıyla o organik hatlar "modern" olarak değil; "ciddiyetten uzak, belirsiz ve amorf" (şekilsiz) olarak algılandı. O yeni logoyu o zaman da garipsemiştim, geçen zaman içinde değişen bir şey olmadı. Bana hep eğreti bir gecekonduyu veya yıkık dökük kerpiç bir köy evini anımsattı. Bankanın önceki kuş figürlü geometrik logosunu halen daha çok beğenirim.
Yani teknik olarak “dengeler itibariyle zayıf kalmış, ciddiye alınmayacak, kötü” bir logo, sosyolojik olarak ciddiye alınabilir. Son sözü tasarım jürileri değil, logoyu her gün görecek insanlar söylüyor.
***
Yazı tipi Netflix’e benziyormuş. Bu da polemik arayanların ilgi alanına girer. Kırmızı şeritlerin katlanmasıyla harf oluşturulması Netflix'e ait bir mülkiyet değil, grafik tasarımın ortak ve anonim mirasına ait bir tekniktir. Grafik tasarım literatüründe bu üslup "Folded Ribbon Typography" (Katlanmış Şerit Tipografisi) veya "Isometric Ribbon Letters" olarak adlandırılır.
Şerit ve kurdele formlarıyla harf oluşturma geleneği, dijital tasarımdan çok önceye; 19. yüzyılın tabela ressamlığına (sign painting), hat sanatına ve kaligrafi geleneklerine dayanır. Netflix bu tekniği kullandı diye katlanmış şerit tipografisinden vazgeçmek; herhangi bir yayın organı kullanıyor diye bir grafik tasarımcının o yazı karakterlerinden vaz geçmesi demek.
***
Bir de Yeni Parti logosuna bakınca Yeni Rakı görenler var ki, işin en eğlenceli tarafı.
Melih Gökçek mesela:Biri bir kadeh rakı, diğeri muhtemelen 35’lik yeni rakı şişesi olmak üzere iki görsel eşliğinde heyecanla soruyor “ÖZGÜR ÖZEL PARTISININ ADINI “YENi PARTi” KOYMUŞ. BILIN BAKALIM, ISMINI NASIL BULMUŞ?” diye soruyor. Cevabı da yine kendisi veriyor: Özgür Özel arkadaşlarıyla demlenirken, masadaki Yeni Rakı şişesinden esinlenip koymuş meğerse.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Yeni Parti'nin logosuyla paylaşarak, “Yeni Rakı etrafında toplananların, yeni parti etrafında toplanması da çok zor olmayacak. Logo tesadüf mü, bilinçaltı mı; takdir kamuoyunun…” diyor.
Cem Küçük ne rakıdan ne Netflix’ten vaz geçmiş: “Böyle parti logosu mu olur ya! Rakı mı satacaksınız. N harfi de Netflix’in N’si.”
Logo tesadüf mü, bilinç altı mı bilemem ama, siyasi bir parti logosuna bakıp, rakı görmek tesadüf değil. Psikanalizde açıklaması var. "Yansıtma" (Projection) veya Freudyen anlamda "Bilinçdışı Dışa Vurum" denilen mekanizmasının açıklayabilecek durumlardan biri bu olabilir.
Psikolojide Rorschach (mürekkep lekesi) testleri vardır; kağıdın üzerindeki leke tamamen rastgele ve soyuttur ama bakan kişi orada ne görüyorsa, kendi iç dünyasını, takıntılarını veya bastırdığı düşünceleri ifşa eder.
Kırmızı-gri tipografik bir parti logosuna bakıp oradan doğrudan "rakı şişesi" çıkarmanın açıklaması belki de buradadır.
***
Kılıçdaroğlu Polatlı’da mevsimlik işçileri ziyaret ederken paylaştığı videoda “Benim gündemim farklı arkadaşlar. Benim gündemim halkın gündemi.” dedi.
Özel’in mitinglerinde kalabalığın arkasında, gözünde güneş gözlüğü, başında kasket birine rastlarsanız, Kılıçdaroğlu’dur. Halkın gündemini takip etmeye gelmiştir. Üzerine giydiği trençkottan da tanırsınız.