İstanbul
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,8078 %0.06
56,0854 %0.05
6.845,79 %-0.29
85.143,75 %5.69

Dünyanın güneş yarışında Türkiye de var

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Dünyanın güneş yarışında Türkiye de var

Önümde henüz kamuoyuna açıklanmamış, oldukça önemli bir rapor var. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı IRENA'nın, COP31 Başkanlığı ve Global Renewables Alliance ile birlikte hazırladığı “Delivering on the UAE Consensus 2026” raporu. Rapor bugün dünyaya açıklanacak. Ayrıntılarını Türk medyasında ilk kez Muhalif'te paylaşıyorum.

84 sayfalık raporda Türkiye'nin adı çok sık geçmiyor. Ama geçtiği yerlerden biri oldukça dikkat çekici.

Türkiye, dünyanın yükselen güneş paneli üreticileri arasında gösteriliyor.

IRENA, Hindistan'ın güneş enerjisi teknolojilerindeki hızlı yükselişini anlatırken, Hindistan'ın önümüzdeki dönemde rekabet edeceği mevcut ve yükselen üreticiler arasında Türkiye'nin de adını veriyor.  Rapora göre küresel güneş paneli üretiminde bugün ciddi bir arz fazlası oluşmuş durumda. Bu arz fazlasının nedenlerinden biri olarak Güneydoğu Asya, Hindistan ve Türkiye'deki yeni fabrika yatırımları gösteriliyor. Bu cümlenin üzerinde biraz durmak gerekiyor. Çünkü burada Türkiye yalnızca güneş enerjisi kullanan, panel ithal eden ya da güneş santrali kuran bir ülke olarak anılmıyor. Üreten ve rekabet eden ülke olarak anılıyor.

Bu iyi haber. Ama rapor aynı zamanda uyarıyor. Dünyada güneş paneli üretim kapasitesi hızla arttığı için arz fazlası oluşuyor. Panel fiyatları düşüyor, üreticilerin kâr marjları daralıyor ve bazı büyük üreticiler üretimlerini kısmak ya da büyüme planlarını durdurmak zorunda kalıyor.

Yani Türkiye açısından yeni soru artık sadece: “Kaç güneş paneli fabrikamız var?” değil. Asıl soru, Bu küresel rekabette ne kadar güçlü kalabiliriz? Çünkü dünyanın enerji dönüşümü inanılmaz bir hızla büyüyor. 2025 yılında dünyaya 693 GW yeni yenilenebilir elektrik kapasitesi eklendi. Tarihin en yüksek yıllık artışı. Toplam yenilenebilir kurulu güç 5,15 TW'a ulaştı. Ancak raporun verdiği 2030 hedefi yaklaşık 11,2 TW.

Bunun anlamı şu; Dünya 2025'te rekor kırmış olsa bile bu yetmiyor. 2026 ile 2030 arasında her yıl ortalama yaklaşık 1.200 GW yeni yenilenebilir kapasite kurulması gerekiyor.  Daha çarpıcı olanı ise işin ekonomik tarafı. Rapora göre yeni devreye alınan yenilenebilir enerji kapasitesinin yüzde 90'ı en ucuz yeni fosil yakıt alternatifinden bile daha düşük maliyetli. Yenilenebilir enerji 2025 yılında dünya ekonomisinin yaklaşık 480 milyar dolarlık fosil yakıt maliyetinden kaçınmasını sağladı. Yani enerji dönüşümü artık yalnızca “gezegeni kurtarmak” başlığı altında tartışılabilecek bir konu değil. Aynı zamanda sanayi, rekabet, enerji güvenliği ve para meselesi. Türkiye'nin güneş paneli üreticisi olarak adının bu raporda geçmesini bu yüzden önemsiyorum.

Ama raporun Türkiye için başka bir önemi daha var.

Bu raporu yalnızca IRENA hazırlamadı. Ortaklarından biri COP31 Başkanlığı.  Ve iki ay sonra COP31, 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya'da yapılacak.  Geçtiğimiz haftalarda bu köşede COP31'in Türkiye'deki gündeminin değişmeye başladığını yazmıştım. Uzun süre Sıfır Atık üzerinden konuşulan bir COP31 vardı. Sıfır Atık elbette ortadan kalkmış değil. Ama önümüzdeki rapora bakınca Antalya'da giderek büyüyen başka bir kelime görüyoruz. Elektrifikasyon.

COP31’in önemli hedeflerinden biri, dünyada kullandığımız enerjinin daha büyük bölümünü elektrikle karşılamak. Hedef, 2035’e kadar toplam enerji tüketiminin yüzde 35’inin elektrikten gelmesi. Yani arabadan fabrikaya, ısınmadan üretime kadar bugün petrol, doğal gaz ya da kömürle yaptığımız daha fazla işi elektrikle yapalım deniyor. Üstelik bu elektriğin mümkün olduğunca güneş ve rüzgâr gibi temiz kaynaklardan üretilmesi hedefleniyor. Binaların, ulaşımın ve sanayinin elektrifikasyonu; dayanıklı elektrik şebekeleri ve finansman da COP31 Eylem Gündemi'nin kritik parçaları arasında sayılıyor.

Yani Antalya'da yalnızca ne kadar yenilenebilir enerji ürettiğimizi konuşmayacağız. O elektriği otomobillerde nasıl kullanacağımızı, binaları nasıl ısıtacağımızı, fabrikaları nasıl dönüştüreceğimizi ve bütün bunları taşıyacak elektrik şebekelerini nasıl kuracağımızı konuşacağız. Çünkü güneş panelini üretmek başka şey. Güneşten üretilen elektriği ekonominin her alanına taşıyabilmek başka şey.

Tam da bu sırada Erdoğanlar New York'ta

Raporun yayımlandığı günlerin bir başka ilginç tarafı var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Emine Erdoğan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftası için New York'ta. Emine Erdoğan'ın programında New York İklim Haftası var. “Gerçek İvme, Somut Dönüşüm” başlıklı bölümün açılış konuşmasını yapması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ise 23 Eylül'de BM Genel Sekreteri tarafından düzenlenen İklim Eylemi ve Adil Geçiş Yüksek Düzeyli Etkinliği'nde konuşması bekleniyor.

Burada önemli bir ayrıntının altını çizeyim: IRENA raporu Erdoğanların New York konuşmaları üzerine hazırlanmış bir rapor değil. Zaten rapor açıklanırken bu konuşmaların önemli bir bölümü henüz yapılmamış olacak.

Ama zamanlama önemli.

Çünkü New York'ta konuşulacak küresel enerji ve iklim dönüşümü ile iki ay sonra Antalya'da konuşulacak konular artık birbirinden ayrı değil.  Bu nedenle New York'taki konuşmalarda benim özellikle kulağım şu kelimelerde olacak:

Yenilenebilir enerji. Elektrifikasyon. Enerji verimliliği. Şebekeler. Fosil yakıtlar. Finansman. Ve elbette Türkiye'nin bu dönüşümde üstlenmek istediği rol.

Çünkü IRENA'nın raporu dünyaya bir yandan iyi haber verirken diğer yandan ciddi bir uyarıda bulunuyor. Enerji verimliliğindeki ilerleme hâlâ çok yavaş. 2025'te enerji yoğunluğundaki iyileşme yaklaşık yüzde 1,7'de kaldı. Geride kaldığımız için 2030 hedefine ulaşmak adına önümüzdeki yıllarda gerekli yıllık iyileşme oranı artık yüzde 5,6'ya çıkmış durumda.

Üstelik IRENA, mevcut UAE Consensus hedeflerinin bile dünyayı 1,5 dereceyle uyumlu bir patikada tutmaya artık tek başına yetmeyebileceği uyarısını yapıyor.  O nedenle raporun 84 sayfasından benim Türkiye için seçtiğim en önemli cümle aslında küçücük:

Türkiye, yükselen güneş paneli üreticilerinden biri. Bu bir fırsat. Ama aynı zamanda büyük bir soru.

Türkiye dünyanın enerji dönüşümünde yalnızca panel üreten bir ülke mi olacak? Yoksa ürettiği teknolojiyi; güçlü şebekeler, elektrifikasyon, enerji verimliliği, sanayi dönüşümü ve fosil yakıtlardan uzaklaşma politikasıyla bir bütün haline getirebilecek mi?

New York'ta bu hafta yapılacak konuşmaları biraz da bu gözle dinleyeceğim.

Çünkü iki ay sonra dünya Antalya'ya geldiğinde mesele yalnızca COP31'e ne kadar iyi ev sahipliği yaptığımız olmayacak.

Dünyanın yeni enerji yarışında Türkiye'nin nerede durduğu da konuşulacak.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız