Köşe yazarı
Köşe yazarı, matbuatta da, basında da, medyada da toplumumuzda önemli olagelmiştir. Çetin Altan’lı bir Akşam, İlhan Selçuk’lu bir Cumhuriyet, Abdi İpekçi’li bir Milliyet okur için ne çok şey ifade ederdi.
Düşünün; köşe yazarının yazısını sadık okurlarının da ötesinde ele aldığı konunun ilgilileri okuyor, etkileşim oluşuyor... Köşe yazarı bundan sonsuz haz alıyor. Bazı önemli köşe yazarlarının yazıları okunduktan sonra kesilip saklanırdı eskiden. Valla ilk gençliğimde benim de kesip sakladığım yazılar oluyordu zaman zaman.
KÖŞE YAZISININ TÜRÜ
Oysa Batıdaki gazetelerde köşe yazısı yoktur. Ulaşımdaki dolmuş gibi bize özgü bir türdür köşe yazısı. Köşe yazarının bazısı her gün, bazısı üç-dört günde bir, bazısı da haftada bir yazar. Köşe yazısı ayrı bir yazı türü müdür? Yoksa eleştiri, deneme, küçük ölçekte bir makale, öykü müdür? Yoksa hiçbiri midir? Kendine özgü bir tür, bir çeşit harman mıdır? Ya da farklı günlerde farklı bir türde midir köşe yazısı? Bildiğim, bazen deneme, bazen bir küçük makale, bazen, yorum, bazen eleştiri, bazen de mektuptur okura...
MÜSTAHKEM MEVKİ
Fakat yine bildiğim, toplumumuzda “köşe yazarı” müstahkem bir mevkidedir. Toplum için, gazete okuru için köşe yazarı bir pusula işlevi görür. Okurlar birbirini arar, kahvede veya karşılaştıklarına okudukları aynı köşe yazarının yazısı üzerine konuşurlar. Türk toplumu köşe yazısına oldum olası itibar vermiştir, köşe yazarını da başı başına ve herkese kısmet olmayan bir mevkiye oturtmuştur. O yüzden köşe yazarı olmaya can atmıştır çok kimse, çok uzman. Bu yüzden gazeteler uzmanlara yer açmıştır; Cumhuriyet’te “Olaylar ve Görüşler”, Milliyet’te “Düşünenlerin Düşünceleri” gibi... Hatta okurlara bile yer açılmıştır zaman zaman gazetelerde ve okur köşesinde çıkan bir yazı bile “apolet” olarak görülürdü. Hiç unutmam; fakültede iken okuldan iddialı bir genç kadının Cumhuriyet’teki okur köşesinde yayınlanan kısa yazısından sonra havası bin para olmuştu!
Şimdi artık internet çağı ve basılı gazetelerin bayi satışı alabildiğine düştü. 80’lik, 90’lıklar bile elindeki cep telefonundan gazetelerin köşe yazarlarını okuyor. Ama sonuçta yine köşe yazısı denilen tür de, köşe yazarı da yaşıyor.
Bana özgü bir köşem olmadan önce Güneş, Radikal, Cumhuriyet’te “Panorama”, “Yorum”, “Olaylar ve Görüşler” gibi genel köşelerde imza attım; ya da Cumhuriyet’in eklerinde başta kitap eki olmak üzere imzalı yazılar kaleme aldım (Onlardan öncesi de var, ayrı bir yazı konusu olur).
“ÇAPRAZ”
İlk olarak 2011’de yayın yaşamına başlayan Yurt gazetesinde Merdan Yanardağ’ın çağrısıyla köşe sahibi oldum. “Çapraz”da genel olarak futbol ve futbolun ekonomi politiği üzerine yazdım bir buçuk yıl kadar. Sonrasında sekiz yıl kadar süren Odatv yazarlığı başladı. Oraya beni bağlayan isim Barış Terkoğlu’dur. Odatv’de aynı zamanda internet gazeteciliğini öğrendim. Basılı bir gazetedeki köşe yazınız ertesi gün çıkıyor, ama siz önceki yaşanan bir gelişmeyi youmluyorsunuz, bayatlıyor bir gün sonra gazete okurun elindeyken. Oysa internet gazetesinde anlık yazılar bile kaleme alabiliyorsunuz yayın yönetmeninin isteği üzerine. Yazdığınız yazı anında ya da aynı gün içinde yayına girebiliyor. Bu medyada bambaşka bir çığır açtı. Gazetecilik de, köşe yazarlığı da hız kazandı.
Sonra el değiştiren ve Faruk Eren, Rıdvan Akar, Hilmi Hacaloğlu yönetimindeki Gerçek Gündem dönemi başladı benim için. Gerçek Gündem el değiştirip iktidar tandanslı boyuta geçince de bizim gibi yazarlara yol gözüktü tabii.
Ve nihayet Muhalif. dönemi başladı benim için. İlk yazım ne zaman yayınlanmıştı, hatırlamıyorum ama ikinci yılın sonuna doğru geliyoruz galiba. Yazı günlerim Cuma ama gerektiğinde hafta başında da yazıp ikiye çıkarıyorum yazıyı. Burada da değerli, işini bilen bir yönetici ekip var Gülru Çongar’ın kaptanlığında. Aynı zamanda değerli yazarlar. Bir zamanlar Cumhuriyet’te aynı çatı altında olduğumuz Leyla Tavşanoğlu örneğin. Önemli akademisyenler, diplomatlar da var yazarlar arasında. Uzmanlık alanlarında yazanlar da. Bu arada, Cumhuriyet’te de yazıyorum aynı zamanda. Cumhuriyet Ege’deki köşemde İzmir futbolunu, bu alandaki gelişmeleri ve tabii Süper Lig’deki Göztepe’yi kaleme alıyorum.
Ben bildiğim konularda yazmayı yeğliyorum. Yazı yelpazem geniş, sadık okur farkındadır ama yine de bilmediğim alanlara girmiyorum, Doğrusu da bu olsa gerek. Yazar, tökezlememeli. Kendini tekrar etmemeli.
Ey okur, ne dersiniz; köşe yazısının büyüsü sürüyor mu, yoksa bozuldu mu? Köşe yazarı eskisi gibi revaçta mı, değil mi? Karar sizin.