İki Kadın, İki Başarı ve COP31’e Uzanan Bir Yol
Bazen büyük değişimlerin başlangıcını ancak yıllar sonra fark ederiz.
Bir lise öğrencisi bir programa katılıyor. Girişimcilikle ilk kez orada tanışıyor. Yıllar geçiyor; özel sektörde çalışıyor, iyi bir kariyer yapıyor. Sonra bir gün kendisine şu soruyu soruyor: “Daha fazlasına sahip olmak gerçekten daha iyi yaşamak mı?”
Başka bir kadın ise başka bir yerden yola çıkıyor. İnsanları, fikirleri ve girişimleri bir araya getirmenin peşine düşüyor. Çünkü tek başına iyi bir fikrin dünyayı değiştirmeye yetmediğini; o fikrin yatırımcıyla, kamuyla, şirketlerle, gençlerle buluşması gerektiğini biliyor.
Bir süredir çalışmalarını yakından takip ettiğim ve şahsen de tanıdığım bu iki kadının hikâyesi bana aynı şeyi düşündürdü: Değişimi bazen kurumlar değil, bir fikrin peşini bırakmayan insanlar başlatıyor.
İlk isim Hale Acun Aydın.
Hale’yi uzun zamandır tanıyorum. Podcastimde de ağırladım. Onun minimalizm anlatısını bu nedenle yakından biliyorum. Anlattığı şey hiçbir zaman yalnızca dolapları boşaltmak ya da evdeki eşyaları azaltmak değildi. Asıl mesele tüketimle kurduğumuz ilişkiydi.
Hale’nin hikâyesinin başlangıcı ise çok daha eskiye dayanıyor. Lise yıllarında Genç Başarı programıyla girişimcilikle tanışıyor. Ardından 12 yılı aşkın özel sektör ve pazarlama kariyeri geliyor. 2011 yılında Türk İşi Minimalizm’i kuruyor. “Kahvem Termosta” hareketini başlatıyor, Sadeleşerek Özgürleş kitabını yazıyor ve yıllar boyunca binlerce kişiye ulaşıyor. Şimdi bu yolculuk onu Riga’ya götürdü. Hale Acun Aydın, Gen-E 2026 kapsamında FERD’s List 2026’ya seçilen Türkiye’den ilk isim oldu.
FERD’s List’i bilmeyenler için biraz açalım. Junior Achievement programlarına gençlik yıllarında katılmış ve sonraki yıllarda kendi alanlarında kalıcı etki yaratan kişilerin dahil edildiği uluslararası bir onur listesi. Dünya çapında Junior Achievement programlarına katılmış milyonlarca kişi arasından son 10 yılda yalnızca 65 isim bu listeye seçilmiş. Öncelikle buradan sevincimi, hayranlığımı ve tebriklerimi iletmek istiyorum.
Ama benim ilgimi çeken yalnızca Hale’nin aldığı uluslararası takdir değil. Bir lise programında atılan küçücük bir tohumun yıllar sonra nereye ulaşabileceği. Çünkü hikâyenin ikinci kadınına geçtiğimizde benzer bir yere varıyoruz.
Beyza Beyzade Berkol.
Aplike Beyin’in kurucusu ve ChangeNOW Türkiye Lideri. Beyza ile de KAGİDER platformunda yıllarca farklı projelerde bir arada olduk.
“ChangeNOW nedir?” derseniz;
2017 yılında Paris’te kurulan ChangeNOW, sürdürülebilir çözümleri hızlandırmayı amaçlayan küresel bir etki platformu. Girişimcileri, yatırımcıları, şirketleri ve karar vericileri buluşturuyor.
ChangeNOW HUB Istanbul ise COP31 yolunda Türkiye’nin sürdürülebilirlik ekosistemini bir araya getirmeye hazırlanıyor. 10 Eylül’de İstanbul’da yapılacak buluşmada kamu, şirketler, yatırımcılar, girişimciler, akademisyenler, sivil toplum ve gençler aynı zeminde buluşacak. İklim krizinden döngüsel ekonomiye, sürdürülebilir finanstan girişimciliğe uzanan meselelerde birlikte çözüm arayacaklar.
Benim burada en önemsediğim ise gençlerin bu yapının içinde olması. Çünkü ChangeNOW HUB Istanbul kapsamında “Ortak Zemin” isimli bir gençlik topluluğu kuruluyor. Amaç lise ve üniversite öğrencilerinin yalnızca salonlarda oturup büyükleri dinlemesi değil; çözüm geliştirmesi ve dönüşümün üreticilerinden biri olması.
Ve işte iki kadının hikâyesi tam burada birbirine bağlanıyor.
Bir tarafta yıllar önce lise öğrencisiyken bir girişimcilik programına katılan ve bugün uluslararası bir onur listesine Türkiye’den giren ilk kişi olan Hale var.
Diğer tarafta bugün lise ve üniversite öğrencilerini dönüşümün içine çekmeye çalışan Beyza ve onun liderliğindeki bir yapı.
Kim bilir? Belki Hale bugün taşıdığı “FERD’s List’e giren ilk Türk” unvanını yıllar sonra Beyza’nın yolunu açtığı gençlerden biriyle paylaşacak. Böylece Hale’nin “ilk Türk” olma hikâyesi yalnızca kişisel bir başarı olarak kalmayacak; başka gençlerin de aynı listeye uzanan yolculuğunun başlangıçlarından birine dönüşecek.
ChangeNOW HUB Istanbul kapsamında kurulacak “Ortak Zemin” gençlik topluluğuna katılan lise öğrencilerinden biri belki bir çevre sorununa çözüm bulacak. Belki bugün henüz adını bile bilmediğimiz bir hareketi başlatacak. İşte bu iki kadının hikâyesini anlatırken benim asıl önemsediğim taraf burası. Bireylerin yalnızca başarılı olmasını değil, arkalarından gelecek insanların önünü nasıl açtıklarını da konuşmalıyız.
Bu arada COP31’e değinmeden geçemeyeceğim. Çünkü Türkiye’nin önünde çok büyük bir iklim buluşması var ve ChangeNOW HUB Istanbul da kendisini COP31’e giden süreçte farklı aktörleri buluşturan bir hazırlık ve diyalog platformu olarak konumlandırıyor.
Beyza Beyzade Berkol’un söylediği bir cümleyi bu nedenle önemsiyorum: COP31’in başarısının yalnızca zirve günlerinde yapılan görüşmelerle değil, öncesinde kurulan iş birlikleri ve ortaya çıkan somut çözümlerle ölçülmesi gerektiğini söylüyor.
Bence doğru yer tam da burası. Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca iklim zirvelerinde konuşulan bir mesele değil.
Bazen bir termosla başlıyor.
Bazen bir lise öğrencisine verilen fırsatla.
Bazen bir kadının “Daha az tüketebiliriz” demesiyle.
Bazen diğerinin “Bir araya gelirsek daha fazlasını değiştirebiliriz” demesiyle.
Ve yıllar sonra dönüp baktığımızda büyük dönüşümlerin başlangıcında çoğu zaman küçücük bir karar görüyoruz. İdeal olan dünyayı bir anda değiştirmek değil zaten. İdeal olan bir insanın hayatında bir kapı açmak. O kapıdan kimin geçeceğini, yanında kaç kişiyi daha getireceğini ve o insanların dünyaya, insanlığa, çocuklarımızın geleceğine nasıl katkı sağlayacağını henüz bilmeden…