Ramazan ayının simgelerinden biri olan Ramazan pidesi, yalnızca bir ekmek çeşidi olmanın ötesinde, yüzyıllara uzanan köklü bir geçmişi barındırıyor. İftar saatine yakın fırın önlerinde oluşan uzun kuyruklarla özdeşleşen bu lezzetin kökeni, Osmanlı dönemine kadar uzanıyor.
Pide kelimesinin kökeni, Yunanca yassı ekmek anlamına gelen “pita” ve “lokma” anlamındaki “petta” sözcüklerine dayanıyor. Bugün alışık olunan yumurtalı, susamlı ve yumuşak dokulu Ramazan pidesinin ise Osmanlı saray mutfağındaki ustalar tarafından geliştirildiği biliniyor.

Tarihçilere göre Ramazan pidesinin atası, saray mutfağında “fodula” adıyla bilinen özel bir ekmek türüydü. Başlangıçta yalnızca sarayda tüketilen fodula, zamanla halkın da ulaşabildiği bir ekmek haline geldi. Yıllar içinde Ramazan ayıyla özdeşleşen bu ekmek, bugünkü pide formunu kazandı.
Ramazan pidesinin klasikleşen yuvarlak şeklinin, eski çağlardan gelen bir alışkanlığa dayandığı ifade ediliyor. Bu özel ekmeğin sadece “on bir ayın sultanı” Ramazan’da tüketilmesinin nedeni ise tamamen kültürel. Günümüzde bazı fırınlarda Ramazan ayı dışında da pide üretilse de, Ramazan pidesi hâlâ büyük ölçüde bu mübarek ayla anılmaya devam ediyor.