İsak Nino Debehar

İsak Nino Debehar


Ferhangi bir anı

Ferhangi bir anı

Sevgili okurlarım…

Bildiğiniz gibi Türk tiyatrosunun usta ismi Ferhan Şensoy’u kaybettik yakın zamanda. Hepiniz gibi ben de çok üzüldüm. Artık hatıralarımızda yaşayacak ve hiç ama hiç unutulmayacak.

Bu vesileyle rahmetli Ferhan Şensoy’la bir anımı paylaşmak istedim sizlerle.

Hani insanın hayatında öyle olaylar veya sözler vardır ki ömür boyunca unutulmaz, bir vesileyle hatırlanır. Benimki de işte tam böyle bir olay.

Senesini hatırlamıyorum ama Ferhan Bey’in kabare usulü bir gösterisi için bir grup arkadaşla sahnenin en önünde yerimizi aldık. Yuvarlak masanın etrafında içkilerimizi yudumlarken heyecanla gösterinin başlamasını bekliyoruz.  Ve Ferhan Şensoy göründü sahnede. Alkış, tezahürat, sanki kıyamet kopuyor. İç ferahlatan gülüşü, o hınzır bakışıyla tüm salonu etkisi altına alması sadece birkaç saniye sürmüştü. Sahnenin önünde ve tam ortasındayız ya, geldi tam karşımızda başladı konuşmaya. O kadar etkili konuşuyor, o kadar etkili anlatıyordu ki adeta büyülenmiş gibiydik.

Bilmeyenler için hatırlatayım, Ferhan Şensoy bir dönem Galatasaray Lisesi’nde okudu. Anlattığı konu da zaten o dönemden bir anıydı. Aktarayım…

Galatasaray Lisesi’nin tarihi 2. Bayezid dönemine kadar gidiyor. 1481 yılında kurulan, o zamanki adıyla Mekteb-i Sultani olan Galatasaray Lisesi Fransızca eğitim veren seçkin bir kurum.İşte Şensoy’un talebe olduğu dönemde Fransa’nın efsanevi generallerinden, Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, Türkiye’yi ziyaret ediyor. Türkiye’ye gelince Fransızca eğitim veren Galatasaray Lisesi’ni ziyaret de programa alınıyor.

De Gaulle’nin geleceğini öğrenen okul yönetimi okul içinde yolları yaptırıyor. Boya badana derken okulun bütçesi bir hayli eksiliyor. Bu beklenmedik gideri karşılamak için okul yönetimi öğrencilerin yemeğinden kısma kararı alıyor. Haftada üç gün çıkan pilav bir güne iniyor, iki mandalina yerine bir adet dağıtılıyor v.s. Haliyle bu durum başta Ferhan Şensoy olmak üzere öğrencilerde büyük tepkiye ve De Gaulle antipatisine neden oluyor.

 

Ve o büyük gün geliyor. De Gaulle Galatasaray Lisesi’nin Tevfik Fikret Konferans Salonu’nda öğrencilere o ağdalı Fransızcasıyla bir konuşma yapıyor. Konuşmayı hayranlıkla dinleyen öğrenciler, tayınlarının kısılmasını unutmuyor ve ilk ses fısıltı halinde Ferhan Şensoy’dan çıkıyor: İbn. De Gaulle!..

Birkaç dakika içinde bu fısıltı slogana dönüşüyor ve salonda, hep bir ağızda “İbn. De Gaulle” sesleri yükseliyor.  Konuşmasını kesen De Gaulle, hemen yanında duran okul müdürü Muhittin Bey’e, “Benim için ne diyorlar?” diye soruyor.

Muhittin Bey, ıkınıyor, kıvranıyor ve sonunda, “Çok yaşa De Gaulle” deyiveriyor…

 İsminin önüne konulan bu kelimeden memnun kalan De Gaulle de mikrofondan salona sesleniyor: İbn. Galatasaray!..

 Bizim gittiğimiz kabarede de Ferhan Bey bu olayı anlatıyordu. Henüz finale gelmemişti ama gayriihtiyari, benim dudaklarımdan, “İbn. Galatasaray!..” nidası yükseliverdi.

Sahnenin en önündeyiz, haliyle Ferhan Şensoy da duydu ve gözlerimin içine bakarak, “Beyefendi siz de Galatasaraylı mısınız?” diye sordu.

“Hayır, Fenerbahçeliyim” dedim ve devam ettim. “Ama babam Galatasaray kongre üyesi idi ve eşim Galatasaraylı. Ayrıca kardeşim de Galatasaray Lisesi mezunu…”

Ferhan Bey önüme kadar geldi, “Yani şimdi nasıl olacak” diye sordu.

“Ben asıl Ortak Pazar’a Hayır ile kazandığı Fransa Strasburg projesini beğendiğimi söyledim…”

Çok şaşırdığını görebiliyordum.

Kanada’daki başarısını da söyleyince iyice şaşırdı. Şu Gogol Delisi isimli piyesle aldığı ödülden bahsedince iyice şaşırdı ve sahnede geldi karşıma oturdu. Bu piyes ile en iyi yabancı yazar ödülünü almıştı.

“Siz nerelisiniz?” diye sorunca İstanbulluyum dedim. Tabii, dedi. “Aslen nerelisiniz?” sorusuyla ısrarını sürdürdü.

Ben de “kaç yıl için soruyorsunuz?” dedim.

Şaşkınlığı bir kat daha artmıştı, “Yani nasıl?” dedi

Ben de “530 yıl İstanbullu olmak yeterli mi?” deyince, kalktı seyircilere dönüp, “bu adam 530 yıllıkmış” deyiverdi. Salonda bir kahkaha tufanı koptu ki sormayın.

Ben durur muyum?

“Çarşamba’yı sel almış duydunuz mu?”

O durur mu?

“Ben de İstanbul’a kaçtım!..”

Piyes durmuş, bütün seyirci ikimizin arasındaki atışmayı kahkahalarla izliyor.

Aradan yıllar geçti, tabii ki her konuşmayı birebir hatırlamam imkânsız ama bu yönde gelişen sohbet bir hayli uzadı. Ferhan Bey gözlerini gözlerime dikip, “Yahu siz bana ne yapıyorsunuz kuzum? Bu kadar zamandır beni konuşturuyorsunuz, oyunu unuttuk” dedi. Ben de anında, “Ama herkes memnun” karşılığını verdim.

Salon alkıştan yıkıldı…

İşte benim rahmetli Ferhan Şensoy’la karşılıklı yaşadığım ve nefes aldığım sürece unutamayacağım anım bu. Böyle büyük bir usta ile birkaç dakika bile olsa karşılıklı diyalog hayatımın en önemli olaylarından biridir.

Büyük Usta, gerçek meddah aramızdan ayrıldı ama ilelebet unutamayacağımız izler bıraktı.

 

Bilgilerini paylaşanlar fiziken dünyamızdan ayrılsalar da geri bıraktıklarıyla hep aramızdadırlar…

Sevgi ve Saygılarımla

Makale Yorumları

  • a.bahadır bostancı13-09-2021 08:56

    Gün gelir insanlar hatıraları ile yaşar / coşar. Çok yaşa sen "NİNO"Allah rahmet eylesin büyük usta "FERHAN ŞENSOY".

  • Gina Telvi13-09-2021 08:27

    Çok güzel bir anı…. Ibn Galatasaray ….

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar