Siyasal Hıristiyanlığın Peygamberi
Siyasal İslam var da siyasal Hıristiyanlık olmaz olur mu? Siyasal Hıristiyanlığın başını çeken ABD’deki Evanjelistler’in önderi kaçık Başkan Donald Trump’ın marifetleri saymakla bitmiyor. Bir kaç gün önce Paskalya Yortusu münasebetiyle Beyaz Saray’da bir yemek veren Trump’ın önemli bir konuğu vardı: Beyaz Saray’ın Baş Rahibesi Paula White.
Paula White denilen kadın Evanjelist tarikatının önemli isimlerinden. Anlatılana göre mevki ve paraya çok düşkün olan Paula White Beyaz Saray’da zaman zaman düzenlediği ayinlerden epeyce nemalanırmış. Kaçık Trump’ın Paskalya yemeğinde Paula White çıkmış ve dualar okumuş; kaçık Trump’ı İsa Mesih’in çağdaşı ilan etmiş. Buna kaçıklık mı, ahlaksızlık mı, artık ne denileceğini varın siz söyleyin.
Trump’ın başka bir marifeti de geçtiğimiz Çarşamba günü yaptığı konuşmada söylediği sözler. İyice zıvanadan çıktığı anlaşılan Trump İran’a açtığı savaşla ilgili olarak şunları söylemiş:
“Önümüzdeki iki-üç hafta içinde onları (İran) öylesine bir bombardımana tutacağız ki ülkeleri yerle bir olacak ve ait oldukları Taş Devri’ne geri dönecekler.
“Çok kısa bir zamanda Amerikan hedeflerine tamamıyla ulaşmış olacağız.”
Adam ne dediğini bilmiyor. Ne demek İran’ın yerle bir edip dümdüz etmek? Yani ne kadar sivil alt ve üst yapı tesisleri varsa hepsini yok mu etmeyi planlıyor? Bu ağır bir insanlık, savaş suçuna giriyor. Ondokuz dakikalık televizyon konuşmasında Trump’ın dilinin dolaştığı, zaman zaman söyleyeceklerini unutup başka konulara atladığı dikkatlerden kaçmadı. Washington’daki gözlemcilere göre kaçık Trump gerek fiziksel gerekse de beyinsel olarak ağır hasta.
Kaçık Trump bir konuşmasında da Fransa Cumnhurbaşkanı Emmanuel Macron’a bulaştı. Bakın neler söyledi:
“Fransa’da Macron’u aradım. Hani eşinin kendisine çok kötü davranan Macron’u. Hala çenesine yediği sağ kroşenin etkisinden kurtulmaya çalışıyor.” Trump burada Macron’un bir yurt dışı gezisinde uçaktan inerken eşi Brigitte tarafından şaka yollu tokatlanmasına atıfta bulunuyor.
Kaçık Trump devam ediyor:
“Dedim ki: ‘Emmanuel, her ne kadar rekorlar kırıyor, kötü adamları haklıyor, balistik füzeleri indiriyor olsak da Körfez’de (Hürmüz) biraz yardıma ihtiyacımız var. Hemen gemi gönderebilir misin? Bana ne cevap verdi biliyor musunuz? ‘Hayır Donald, bunu yapamayız. Ama savaşı hele kazanın. Sonra yaparız.’”
Bu kaçık Trump’la nereye kadar? İsrail’in insanlıktan yoksun Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun şantajlarına boyun eğip ülkesini İran bataklığı içine sokarak hem toplu katliam yapan hem dünya ekonomisini alt üst edip hem de attığı bombalarla iklim ve çevre katiamına yol açan böyle bir yaratığı ABD sistemi hala nasıl Başkan olarak kabullenir, anlaşılır gibi değil.
ORDUYA DARBE
Trump kadar ahlak yoksunu ve kaçık bir adem olarak bilinen bütün vücudu dövmeli Savaş Bakanı Pete Hegseth, tam İran savaşının ortasında ABD ordusuna darbe yaparak Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Randy George ve iki üst düzey generali azletti.
Randy George azil kararının ardından emekliliğini istedi. İyi bir strateji uzmanı olarak bilinen Randy George’un ABD Kara Kuvvetleri için hayati önemde bir kayıp olduğu bildiriliyor. Haberlere göre özellikle Randy George’un görevden alınmasının nedeni Pete Hegseth’in uçuk askeri fikirleriyle ters düşmesi. Randy George’un gitmesiyle zaten kazanılmasına mümkün olmadığı gözüyle bakılan İran’a karşı kara savaşının, eğer başlatılırsa, tam bir hezimetle sonuçlanacağına kesin gözüyle bakılıyor.
BÜYÜKELÇİ ÜNER KIRDAR’IN ARDINDAN
Yazının bu bölümünü yazmak benim için çok zor. Büyükelçi Dr. Üner Kırdar da bizleri terk etti. Baba dostu, İstanbul’un unutulmaz vali ve belediye başkanlarından olan Dr. Lütfi Kırdar’ın oğlu olan Büyükelçi Kırdar’la ağabey-kardeş ilişkilerimiz uzun yıllara dayanıyordu.
Çok değerli bir diplomat olan Üner Kırdar Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştıktan sonra onlarca yıl merkezi New York’ta olan BM Kalkınma Örgütü’nün (UNDP) Dış İlişkiler Direktörlüğü ve Baş Danışmanlığı’nı yapmıştı. Bu görevleri sırasında insanlığın gelişimi için çok önemli iki konferansın toplanmasına öncülük etmişti. Bunlar 1976’da Kanada’nın Vancouver kentinde düzenlenen Birinci Habitat ve yirmi yıl sonra 1996’da İstanbul’daki İkinci Habitat konferanslarıydı.
Bilmeyenlere hatırlatmakta yarar var. Beş yıl önce New York’ta alayı valayla açılışı yapılan Türkiye’nin BM nezdindeki Daimi Temsilcilik binasını, 1970’li yıllarda Dışişleri Bakanlığımıza kazandıran da Büyükelçi Üner Kırdar’dı. Son zamanlarda, yıllarca emek verdiği BM’nin dünyada etkisinin iyice azalmasını, ülkesinin iç ve dış siyasetinin düştüğü durumu kaygıyla izleyen Kırdar sonsuzluğa göçtü. Çok üzgünüm. Sizlerle paylaşmak istedim.