İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,5950 %0.3
51,5681 %-0.05
6.706,12 % 0,29
66.770,48 %0.306

Montreux Boğazlar Sözleşmesi delinir mi?

YAYINLAMA:
Montreux Boğazlar Sözleşmesi delinir mi?

ABD/İsrail birlikteliğinin İran’a karşı sürdürdüğü savaşın üstünden bir aydan fazla geçti. Galip kim sorusu bir türlü yanıt bulamadığına göre savaş devam edecek diyenler çoğunlukta. Savaşın bir an önce bitmesini arzu edenler kampında başta ABD Başkanı Trump yer alıyor. Sürekli çelişkili açıklamaları ile bir yandan zafer kazandığını ilan ediyor, diğer yandan İran savaşa son vermez ise, bu ülkede taş üstünde taş bırakmayacağını iddia ediyor. Savaşın bir an önce bitmesini arzu edenler cephesinde petrol ve doğal gaz üretmeyen, tüketen ülkeler yer alıyor. İran’ın Hürmüz Boğazını birkaç ülke gemilerinin geçişinin dışında kapatması, petrol ve doğal gaz fiyatlarının aşırı artışına, dünya ekonomisinin istikrarlı gidişine imkan tanımaz hale getiriyor,

Doğal olarak savaşın devamından kar eden ülkeler de var. Bunların başında üstündeki ambargolar zayıflayan, dünyaya iki misli fiyatla petrol ve doğal gaz satan Rusya var. Rusya’nın dışında ABD’nin Ortadoğu mayın tarlasına takılıp kalması ve dolayısı ile üzerine baskı kuramamasından hoşnut Çin’i de eklemek lazım. Savaşan taraflardan İsrail İran rejimi yıkılana kadar savaşın sürmesi gerekir bahanesi ile Lübnan toprakları üzerindeki emellerini yerine getirmeye devam ediyor. Savaş sürdüğü sürece prestiji artan, galip gelme imkanı olmasa da mağlup sayılamayacak İran da, özellikle rejim taraftarlarının kendilerini konsolide ettikleri ölçüde durumdan memnun oldukları anlaşılıyor.

Bütünü bu genel görüntüye Trump’ın saçmalıklarını, NATO’yu sonlandırma tehditlerini, İsrail Parlamentosu’nun sadece Filistinli mahkumları idam etme kararı almalarına bütün dünyanın sessiz bir şaşkınlıkla seyirci kalmasını da eklemek mümkün. Tabi bu arada İran devlet yetkililerinin Hürmüz Boğazını kapamasından daha da tehditkar olan Körfez ülkelerini çöle çevirme potansiyelinde olan bölgenin enerji kaynaklarına yönelik ifadelerini de kayda geçirmek gerekiyor.

Bu yazının kaleme alındığı savaşın 34üncü günü itibarı ile ülkemizde olan biteni değerlendirmeye çalışırsak. Geçtiğimiz hafta içinde “daha da gitmem Davos’a” diye 29 Ocak 2009 tarihinde beyanda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ayağına Davos geldi dersek hata yapmamış oluruz. Black Rock CEO’su Laurence D. Fink İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etti. Toplantıdan yansıyan görüntülerden anladığımız kadarı ile Erdoğan’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da eşlik etti.

Doğal olarak D. Fink’in bu ziyareti şu an için hala devam eden bir dizi komplo teorisinin ve  spekülasyonun da doğmasına yol açtı. Özellikle ABD’nin Türkiye’den taleplerinin ne olduğu ve olacağı, Türkiye’ye belirli bir kaynak aktarımı karşılığında, ülkemizin Hürmüz’e alternatif enerji geçiş yolları için önemli bir merkez olup olmayacağı tartışıldı. Ancak daha da çarpıcı gelişmeleri ülkemiz üzerinde imha edilen İran’dan atıldığı iddia edilen füzeler konusunda yaşadık. Hala bu füzeleri hangi bayrak altında kimin attığını ve esas hedefin neresi olduğunu bilmiyoruz. Körfezdeki pek çok üssünü İran’ın saldırıları sonucunda kaybeden ABD için İncirlik üssünün önemi arttı mı? İncirlik İran’ın yeni hedefi mi? Yoksa Türkiye’yi savaşın içine çekmek isteyen birilerinin oyunu ile mi karşı karşıyayız? Bilemiyoruz.

Peki ya Karadeniz cephesinde yaşananlara ne demeli? Özellikle son olarak İstanbul Boğazı üstünde (Beykoz) NATO’ya bağlı bir kolordu komutanlığının kurulmasının planlandığının ortaya çıkması, doğal olarak 20 Temmuz 1936’dan günümüze Boğazların ve Marmara denizinin uluslararası statüsünü belirleyen ve Karadeniz’in bir barış denizi olmasını sağlayan Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili kuşkuları da doğurdu.

Söz konusu kolordunun yanı sıra Kanal İstanbul ile birlikte Boğazlar ve Marmara üstünde ülkemizin kontrol hakimiyetini sonlandırabilecek bu tehlikeli gelişmeye önce Rusya Büyükelçisi (Putin’in sözcülüğü anlamında) karşı çıktı, ardından Milli Savunma Bakanlığı spekülasyonları yalanladı.

Umarız böyle bir maceraya her ne pahasına olursa olsun uzak durmayı başarırız.  

Doğal olarak savaşın bir an önce sonlanması ve ülkemiz üstündeki tehdit algılarının sonlanması hepimizin ortak dileği.

Yakın gelecekte barışa uyanmak ve her türlü maceradan kaçınmak dileği ile.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız