Görmeyi Yeniden Öğrenmek: Bir David Hockney Manifestosu
Sanatla iç içe yaşayanlar bilir; bazı sanatçılar sadece eser bırakmaz, dünyaya bakma biçimimizi değiştirirler. Bugün stüdyomda öğrencilerimle çalışırken, bir yandan da güncel sanat dünyasının sarsılmaz devlerinden biri olan David Hockney’in üretim pratiğini düşünüyorum. Bir ressam, bir atölye sahibi ve bir eğitimci olarak, Hockney’in bana öğrettiği en büyük ders "merakın asla yaşlanmadığı" gerçeğidir.

Hockney’i benim gözümde bu kadar büyük ve yaratıcı kılan şey, tehlikeli bir konfor alanına asla girmemiş olmasıdır. 80’li yaşlarında elinde bir iPad ile Normandiya’nın o uçsuz bucaksız baharını resmetleri, aslında bize şunu fısıldıyor: Teknoloji, sanatın düşmanı değil, tuvalin yeni bir formudur.

Onun sanatı; Los Angeles’ın o keskin ışığıyla parlayan havuzlarında, arkadaş çevresinin samimi portrelerinde ve Yorkshire’ın hüzünlü güzelliğinde hayat bulur. Hockney’in eserlerini Tate Britain gibi dünyanın en prestijli kurumlarında izlediğinizde, sadece teknik bir ustalık değil, aynı zamanda hayatı sevgiyle, merakla ve büyük bir disiplinle gözlemleyen bir zihinle karşılaşırsınız. Tate, onu boşuna İngiliz sanatının yaşayan devi olarak tanımlamıyor; o, perspektifin aslında ne kadar esnek olabileceğini kanıtlayan bir usta.

Benim için Hockney, atölyemde öğrencilerime anlatmaya çalıştığım o "bakış açısı" meselesinin vücut bulmuş halidir. Onun sanatı, her sabah taze bir başlangıç yapma heyecanını korumakla ilgilidir.

Eğer siz de onun bu tazeleyici bakışını daha yakından hissetmek isterseniz, sanatçının Normandiya’daki üretim sürecini ve doğaya olan o çocuksu tutkusunu anlatan şahane bir çalışma var. YouTube üzerinden erişebileceğiniz bu kısa belgesel, Hockney'in "Baharın Gelişi" sergisinin mutfağına girmek için harika bir kapı aralıyor. Orada, elindeki dijital kalemle mevsimlerin dönüşümünü izlerken, sanatın asla bitmeyen bir keşif yolculuğu olduğunu bir kez daha hatırlayacaksınız.

Çünkü yaratıcılık; ne kullandığınız fırçada ne de kullandığınız dijital uygulamadadır. Yaratıcılık, bize sevgiyle görebilme cesaretini aşılayanların bıraktığı o eşsiz mirastadır.

Tıpkı Hockney gibi, hayatımızdaki o ilk "ustalarımız" da bize dünyaya bakmayı öğretir. Hayatın çok boyutluluğunu gösteren, bize her zaman yeni ufuklar açan, sıkıştığımızda hayatın perspektifini esneterek bize yol gösteren rahmetli babamın ve tüm babalarımızın , baba şefkatiyle yolumuzu aydınlatanların 21 Haziran Babalar Günü kutlu olsun.
