İstanbul
Açık
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,4792 %-0.02
53,3552 %0.15
6.205,50 % -1,30
64.246,00 %0.674

Görmeyi Yeniden Öğrenmek: Bir David Hockney Manifestosu

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Görmeyi Yeniden Öğrenmek: Bir David Hockney Manifestosu

Sanatla iç içe yaşayanlar bilir; bazı sanatçılar sadece eser bırakmaz, dünyaya bakma biçimimizi değiştirirler. Bugün stüdyomda öğrencilerimle çalışırken, bir yandan da güncel sanat dünyasının sarsılmaz devlerinden biri olan David Hockney’in üretim pratiğini düşünüyorum. Bir ressam, bir atölye sahibi ve bir eğitimci olarak, Hockney’in bana öğrettiği en büyük ders "merakın asla yaşlanmadığı" gerçeğidir.

Hockney’i benim gözümde bu kadar büyük ve yaratıcı kılan şey, tehlikeli bir konfor alanına asla girmemiş olmasıdır. 80’li yaşlarında elinde bir iPad ile Normandiya’nın o uçsuz bucaksız baharını resmetleri, aslında bize şunu fısıldıyor: Teknoloji, sanatın düşmanı değil, tuvalin yeni bir formudur.

Onun sanatı; Los Angeles’ın o keskin ışığıyla parlayan havuzlarında, arkadaş çevresinin samimi portrelerinde ve Yorkshire’ın hüzünlü güzelliğinde hayat bulur. Hockney’in eserlerini Tate Britain gibi dünyanın en prestijli kurumlarında izlediğinizde, sadece teknik bir ustalık değil, aynı zamanda hayatı sevgiyle, merakla ve büyük bir disiplinle gözlemleyen bir zihinle karşılaşırsınız. Tate, onu boşuna İngiliz sanatının yaşayan devi olarak tanımlamıyor; o, perspektifin aslında ne kadar esnek olabileceğini kanıtlayan bir usta.

Benim için Hockney, atölyemde öğrencilerime anlatmaya çalıştığım o "bakış açısı" meselesinin vücut bulmuş halidir. Onun sanatı, her sabah taze bir başlangıç yapma heyecanını korumakla ilgilidir.

Eğer siz de onun bu tazeleyici bakışını daha yakından hissetmek isterseniz, sanatçının Normandiya’daki üretim sürecini ve doğaya olan o çocuksu tutkusunu anlatan şahane bir çalışma var. YouTube üzerinden erişebileceğiniz bu kısa belgesel, Hockney'in "Baharın Gelişi" sergisinin mutfağına girmek için harika bir kapı aralıyor. Orada, elindeki dijital kalemle mevsimlerin dönüşümünü izlerken, sanatın asla bitmeyen bir keşif yolculuğu olduğunu bir kez daha hatırlayacaksınız.

Çünkü yaratıcılık; ne kullandığınız fırçada ne de kullandığınız dijital uygulamadadır. Yaratıcılık, bize sevgiyle görebilme cesaretini aşılayanların bıraktığı o eşsiz mirastadır.

Tıpkı Hockney gibi, hayatımızdaki o ilk "ustalarımız" da bize dünyaya bakmayı öğretir. Hayatın çok boyutluluğunu gösteren, bize her zaman yeni ufuklar açan, sıkıştığımızda hayatın perspektifini esneterek bize yol gösteren rahmetli babamın ve tüm babalarımızın , baba şefkatiyle yolumuzu aydınlatanların 21 Haziran Babalar Günü kutlu olsun.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız