Sıfır Atıkta Sıfır Olan Ne?
5-7 Haziran 2026 tarihleri arasında “Sıfır Atık Forumu" 183 ülkeden temsilci, 20'nin üzerinde devlet başkanı, 120'nin üzerinde bakan, 200'den fazla belediye başkanı katılımıyla oldukça parlak gerçekleşti. COP31’e giderken Türkiye amiral gemisini vitrine çıkarmış oldu.
“Sıfır Atık” meselesini bilmezseniz, tartışmazsanız, bu zirvenin parlaklığı gözlerini kamaştıracaktır. Ama o parlaklık, arkasındaki karanlığı gizlemek, ve görmenizi engellemek içindir. O karanlığı görebilmeniz için, gözlerinizi kısmanız gerekir. Mesela, hafifçe gözlerini kırpsanız, bu zirvenin bir çevresel bir felaket ve kamusal bir zarar olduğunu göreceksiniz. Çünkü, zirve İstanbul’un ormanlarını yok eden 3. Havalimanı yapılsın, çalışsın diye kapatılan, atıl hale getirilen Atatürk Havalimanı’nda gerçekleşti.
Şimdi, Kuzey Batı’ya doğru gidelim ve İsveç’in Linköping belediyesini ziyaret edelim. Linköping belediyesi, çöpünü kaynağında ayrıştıran, bunları geri dönüştüren, organik olanlardan gaz elde eden, bütün süreci eksiksiz yaparak atığın yüzde birini depolayan bir belediye. Ayrıca, bu işi yaparken çevresindeki belediyelerin çöplerini de işliyor. Ayrıca, elde ettiği biyogazı, toplu taşımada yakıt olarak kullanıyor. Eleştirilmesi gereken tek nokta ise yaktığı çöp. Bunu da azaltmak için yeni bir ayrıştırma tesisi kuruyor ve azaltma hedefine sahip. Bizden farklı olarak, inşaat ve hafriyat atığının %70’in üstünde geri kazanıyor.

Sıfır Atık; Sıfır sayılan Atık
Şimdi, bu gezimizi bitirip, Türkiye’ye dönelim. Gelir gelmez sokağa çıkalım. Atık ayrıştırma diye bir şey yok ve sokakta büyüyen çöp konteynerleri ve her geçen gün, sayıları daha da artan, çöp toplayarak yaşamaya çalışan yoksul insanlar var. Geceleri, sokakları inleterek geçen kamyonlar var. Gündüzleri, inşaat atıklarını sokak aralarında taşıyan kamyonlar var. Her şey o kadar göstermelik ki, marketlerin zaten verdiği poşeti paralı yaparak bunu çevre politikası olarak sunan bir siyaset var. Dahası, daha çok çöp üretmek konusunda büyük bir çaba var ki, malumumuz.
TÜİK’e göre, Türkiye, yılda 100 milyon tondan fazla meyve, sebze ve tahıl ürünü üretiyor. Ama, aynı Türkiye, 2018’de 95 milyon ton atık üretmiş. 2019’da Sıfır Atık Yönetmeliği yayımlanmış, dalga dalga sıfır atık çalışmaları ülkeyi sarmış. Peki, 2024’de atık miktarımız ne kadar düşmüş? Düşmemiş! Yani artmış mı? Evet, 2024’de tam 120 milyon ton atık üretmiş ülke. Yani, ürettiğimiz gıdadan fazla atık çıkarmışız.
Bu atığı dört dilime bölün. Birincisi kömür santrallerinin külü, ikincisi madenlerin atığı, üçüncüsü sanayi atığı ve dördüncüsü ise evsel atık. Bu dört dilime dahil edilmeyen inşaat atığı ve hafriyat olduğunu da bilin. İşte bu beş dilimin sadece bir dilimi ile ilgili bu sıfır atık. Yani diğer dört dilimi yok sayıyor.
Özetle, sıfır atık beş kalem atığın dördünü yok sayarak sıfırlama politikası.

Gizlenen atık: Hafriyat!
Ama beşinci kalem, inşaat ve hafriyat atığı çok gizli. Bunlar nerede saklanıyor, nasıl gözden kaçırılıyor, ne kadar hiç bilmiyoruz. Bu konuda bütünlüklü bir rapor yok, sadece kıyıda köşede bir -iki veri görebiliyorsunuz. Nitekim Bakanlık atık planından şunu biliyoruz; 2017’de Türkiye’de 161 hafriyat depolama sahası varken, sıfır atık başladıktan sonra 2021’de bu 273’e çıkmış. Neden çıkmış? Çünkü hafriyat atığında olması gereken geri kazanımı düzenleyen bir politikanın uygulanması engellenmiş! Bunu nereden biliyoruz? Avrupa’da inşaat ve hafriyat atığında geri dönüşüm %70’in üstünde olması gerekiyor. Peki Türkiye’nin bir hedefi var mı? Yok. Peki gerçekte ne kadar geri kazanıyor? Bakanlık planlarına göre 2021’de 76,7 milyon hafriyatın 5,8 milyon tonunu geri kazanmışız?! Yani yüzde yedi buçuk! Yani Avrupa’nın onda biri!
Özetle, sıfır atık inşaat sektörünün pisliğini doğaya gömmeyi ve bunu geri kazanmamayı örtüyor olabilir mi?
Atıkta sayılmayan 6. Bileşen!
Ama, meselenin bir boyut daha var, diğerleri kadar kötü! TÜİK’e göre 2018’de 7 yakma tesisi, 40 beraber yakma tesisi varmış. Bu 47 tesiste, 1,5 milyon tondan fazla atık yakılmış. Sıfır Atık ile bu sıfırlanmış mı, yoksa yakılan atıklarla ateş harlanmış mı? 2024’de 68’e çıkan toplam tesis sayısının yaktığı atık miktarı beş milyon tonu geçmiş.
Yan, sıfır atık denilen şey çöpü yakarak görünmez yapmak ve hava sahasını çöp depolama sahası yapmak demek.
Biraz daha kafa karıştıralım mı? Türkiye’nin ürettiği atığı konuşmuştuk. 2024’de 120 milyon ton atık üretildiyse bunun geri dönüşüm, yakma ve depolama gibi işlemleri ile bertarafı gerekiyor. Bertaraf edilen atık 120 milyon ton değil! Bertaraf edilen atık miktarı üretilen atıktan 75 milyon ton daha fazla! Yani sisteme dışarıdan 75 milyon ton atığı birisi dışarıdan sokmuş. yani ithal etmişiz. Bunu konuşuyor muyuz? Hayır! Ama İngiltere’nin çöpünü tartışmaya kendimizi mahkum edelim.
Dolayısıyla sıfır atık ithal ettiğin çöpü yok sayarak sıfırlama demek!

Atıkta tutmayan sayılar!
Ama bir problemimiz daha var. Bu rakamlar ne TÜİK’le, ne Bakanlık belgeleri ne de başka belgelerle tutmuyor. Örneğin Ulusal Atık Yönetim Planı 2025-2035’de Türkiye’de bertaraf edilen atık sadece 40,4 milyon ton ve planda yakma kelimesi kaç defa geçiyor? Sıfır!
Türkiye, 2024’de atıklarının sadece 124 bin tonunu kompostlamış. Ne kadar biyogaz elde etmek için kullanmış, bunu TÜİK bültenlerinde göremiyoruz. Ama bizim şu gidip gezdiğimiz Linköping yılda 100 bin ton organik atıktan hem gaz, hem de gübre elde ediyor. 167 bin nüfuslu Linköping sadece bunu yapmıyor, bu işlemde elde edilen gazı 12 dolum tesisinde dağıtıyor ve böylece şehir içi otobüsler, çöp kamyonları ile bazı taksi ve araçlarda kullanıyor. Yani, enerji ithalatını bahane etmiyor, çözümü hayata geçiriyor.
Atık Yönetim Planı’nda bahsi geçmeyen atık yakma TÜİK’de 5 milyon tonu geçerken Enerji Bakanlığı tablolarda yakılan miktar ne kadar? Sadece termik santraller ve çimento fabrikalarında yakılan atık 10 milyon tondan fazla. Yani bakanlık raporu sıfır derken, istatistik kurumu 5 milyon derken enerji bakanlığı 10 milyon ton diyor! Bu, başlı başına bir tartışma ve hatta kavga konusu; sonuçta gökyüzü bir çöplük olmuş, konu edilmiyor!
Türkiye Linköping olsun!
"Sıfır Atık" aslında üç katmanlı bir adlandırma operasyonu. Birinci katmanda atığın bir kısmı "biyokütle" olarak yeniden adlandırılarak yakılıyor ve envanterden düşürülüyor. Bunu da 2016’da yapılan Yenilenebilir Enerji Kanunun’da biyokütlenin tanımına “belediye atıklarını” ekleyerek yapıyor. İkinci katmanda en büyük atık akışları (hafriyat, maden) istatistik çerçevesinin dışında bırakılıyor — ölçülmediği için "yok" sayılıyor. Üçüncü katmanda ise geri kazanım oranı yalnızca belediye atığı üzerinden hesaplanarak şişiriliyor. Sonuçta, ortaya %36 gibi bir rakam çıkıyor ama gerçekte ülkedeki toplam atığın — hafriyat ve maden dahil — %5'ten azı gerçek anlamda geri kazanılıyor.
Sıfır Atık kömür santralinin külünü, madenin atığını, sanayinin atığını, inşaat molozunu, ithal edilen çöpü, yakılan çöpü yok sayarak “sıfır atık” oluyor. Ama sıfırlamanın bir adımı daha var ki o da yakmak, daha çok yakmak! Koca “sıfır atık” politikası, atığı değil, politikasını sıfırlamaya yarıyor. Diğer yandan, pahalı yakma tesislerinin önünü açarak müteahhitlere yeni iş kapısı yaratmayı hedefliyor. Bunun hesabını atık planında ortaya koyarak saklamıyor.
Türkiye istese çöpünü ayrıştırabilir, yakarak hava sahasını çöp depolama sahası yapmaktan kurtulabilir, sadece bu ayrıştırma sonrasında kompostlama ve gazlaştırma ile bütün toplu taşımayı ücretsiz hale getirip, kentte trafik sorununu iklim dostu çözebilir. Ama Türkiye ne iklimi, ne doğayı, ne yoksulluğu gözetiyor. Türkiye salt bir sermaye transferi hizmeti gören bir ülke.
Türkiye Linköping olsun ama bunun için sadece iktidarı eleştirmek yeterli değil. Mesela, iğneyi kendimize batırabiliyor muyuz? Neden “sıfır atık” konusunda doğru adım atan tek bir belediyemiz yok? Neden bu kadar çelişkisi olan bir sistemi “Sıfır atık” adı altında kullanıyor ve parlatıyorlar? Bu yazıda sadece çok temel göstergelere baktık. Ama gerçeklikte “Sıfır Atık” tam bir çevre felaketi, topluma zarar. Hadi belediyelere öyle ama çevre örgütleri neden bu kadar iktidarın arkasında?
COP31 iklim zirvesine giderken hükümet kamu kaynaklarını da arkasına da alarak çöpe dair politika sıfırlamasını “Sıfır Atık” diye parlatıyor. Ama diğer yandan kimse o parlaklığın arkasındaki o karanlık politikayla ilgilenmiyor!
Tüm bunlar gösteriyor ki, “Sıfır Atık” ne sıfırla, ne de atıkla ilgili. Sıfır atık sorgulamayla ilgili.
Kaynakça: :