Yeni bir Dünya ve yeni bir Türkiye kuruluyor...
Yeni bir Dünya ve yeni bir Türkiye kuruluyor... Evet; yeni, yepyeni bir Dünya ve yeni bir Türkiye kuruluyor. Globalleşmiş bir Dünya'da yeni bir Dünya kurulurken yeni bir Türkiye'nin kurulmaması mümkün mü?
Kimliksiz, kişiliksiz, karektersiz, cinsiyetsiz, çok kültürlü, çok cinsiyetli insanlardan oluşan toplumlar ortaya çıkıyor...
Ukusal devletler yok olurken, blok devletler veya ülkelerden oluşan topluluklar öne çıkıyor...
Tam da bu bağlamda savaşlar, silahlanma, göç, demografi, çevre sorunları ve eşitsiz dağılım gündemde...

Dünyamız bir altüst oluş halinde...
Türkiye de öyle... Birileri Cumhuriyet ile hesaplaşıyor... Revanş...
Birileri Mustafa Kemal ATATÜRK ile hesaplaşıyor... Torunları nerede dersiniz?
***
Yeni kurulan bu Dünya'da gündemde olacak/kalacak sorunların başında olan şu sorunlara değinelim:
Savaşlar ve silahlanma...
I. veya II. Dünya Savaşı gibi büyük savaşlar söz konusu değil. Ama, bölgesel savaşlar hep gündemde: Cezayir Savaşı, Vietnam Savaşı, Güneydoğu Asya'daki Savaşlar, Latin Amerika'daki Savaşlar, Kıbrıs Savaşı, Yogoslavya'daki İç Savaş, Rusya-Ukrayna Savaşı vd. vd.
Ve tabii ki buna bağlı olarak silahlanma. Silahlanma ve silah satışları durmadan artıyor. Bunun kaymağını yiyenler ise 5-6 ülke...
Göçler, migrasyon ve demografi halen Dünya'mızdaki en başat sorunlardan... Kuzey Güney'i sömürdüğü müddetçe göçler önlenemez. Kalkınmış ülkeler kalkınmakta olan ve/veya geri kalmış ülkelere yatırım yapmadığı müddetçe sanayileşmesini tamamlamış olan ülkelere olan göçün önüne geçilemez. Zaten bu batılı ülkelerin demografik sorunları var.
Batılı ülkelerin çoğu göçü zaten arzu ediyor. Gizli bir şekilde migrasyonu tesvik ediyor. Onların istediği meslek sahibi kalifiye elamanlar. Yaşadıkları ülkelerde halkın vergileriyle okumuş insanlarda onların gözü. Bedava işgücü transferi...
Çevre sorunlarına gelince. Çevreyi batılı ülkelerde daha çok kirletiyor. Daha çok tüketim, daha çok çevre kirlenmesi... Daha çok üretim, daha çok çevre kirlenmesi... Batılılar önce aynaya baksın ve kendi evlerinin önünü süpürsün...
Evet, doğrudur, kalkınmakta olan ülkeler ve geri kalmış ülkeler de çevreyi kirletiyor. Onlarınki eğitimsizlikten ve bilinçsizlikten... Bir de o ülkelere sanayileşmiş ülkelerden milyonlarca ton ihraç edilen sanayi artıkları, çöpler...
Eşitsiz dağılıma gelince: İşte size zurnanın zırt dediği yer. Dünyamızda artı değer eşizsiz dağılıyor, gıda ürünleri eşitsiz dağılıyor... Eğitimde şans eşitsizliği başını almış gidiyor... Her yıl milyarder sayısı artıyor Dünyamızda. Milyoner sayısı daha da bir hızlı artıyor... Tekeller karlarını katlıyor.

Peki çözüm ne?
1960'lı, 1970 ve hatta 1980'li yıllarda olsaydık; eski bir DEV-GENÇ'li olarak ve DEV-GENÇ'li ruhumla, Çözüm için devrim yapılmalı!..." der ve işi bitirirdim. Ama, bu işler o kadar basit değil... Rahmetli demem, Değil oğlum, değil; kazın ayağı öyle değil..." derdi ve ilave ederdi, "kazın ayağı perdeli" diye.
Gerçektende kazın ayağı perdeli ve bu sorunlar o kadar basit değil, çok karmaşık... Karmaşık sorunların çözümü de tabii ki çok karmaşık.
***
Türkiye'deki son gelişmeler ortada. Traji-komik gelişmeler. Hak-hukuk yerlerde sürünüyor... 'Atı alan Üsküdarı geçti!...'durumları söz konusu...
Durum politika da da, ekonomi de de toplumsal gelişmeler de de böyle. İçler acısı ve de vahim...
***
Bu sorunların kökten çözümü zor. Hemen hemen imkansıza yakın. Ama, çeşitli reformlarla, projelerle sorunlar tali olarak çözülebilir, acılar azaltılabilir... Süreç meselesi. Zamana bağlı.
Sonuç olarak "BU BÖYLE GİTMEZ; GİDEMEZ!" diyorum.
+++
Ne diyordu İsmet İNÖNÜ 1960'lı yıllarda? "Yeni bir Dünya kurulur ve Türkiye de orada yerini alır."
Okuyucularımın KURBAN BAYRAMI'nı tebrik eder; bayramın barışa, dostluğa, huzura, saygıya, sevgiye, dayanışmaya ve paylaşıma vesile olmasını dilerim.
